19 Şubat 2015 Perşembe

Geniz Eti Ameliyatı...

Yine 1 ayı geçirmişiz.. Arada yarı yıl tatilimiz bile geçti de ben koşuşturmacadan yine yetişemez haldeyim.. Önceden gururlanırdım "Ben pratik bir insanım, planlı programlı olunca her işe zaman ayırabiliyorum...vb" diye övünürdüm ama 2. çocuktan sonra, üstüne ilkokul 1. sınıfa giden bir çocuktan sonra işin sadece planla programla ilgisi olmadığını anladım.

Yarı yıl tatilinden 1 hafta önce, aslında uzun zamandır farkettiğim geniz eti sorunumuzu ve hatta 1,5 sene önce yine şüphelenip kafa filmi çektirdiğim Ardişkomun, geceleri ağzı açık bir şekilde uyumaya devam etmesi ve buna ilaveten horlamaya da başlaması neticesinde başka bir hastaneye kontrole götürdüm. (Ne kadar düşük bir cümle oldu, geri dönüp düzeltemiycem affedin!! :)) ) 1,5 sene önceki kafa filminde geniz etinde çok çok az bir büyme var iken, bu sefer doktor direk burundan soktuğu bir aletle, geniz etinin çok çok büyüdüğünü, çok küçük bir aralıktan nefes alabildiğini söyleyip acil ameliyat diyince şok oldum elbet. Aslında beklediğim bir sonuçtu ama işin aciliyeti beni şaşırttı. Tabii ki yine de güvenemeyip 2. bir kontrolü de yaptırdıktan sonra hazır önümüzde yarı yıl tatili de varken, evde bu süreyi dinlenerek ve okul gibi viral enfeksiyon kapabileceği bir ortama da girmeyecek olması sebebiyle apar topar ameliyat işlemlerine başladık.

1 saatlik bir operasyondan sonra gayet mutlu mesut girdiği ameliyattan, hiç de doktorların tahmin etmediği şekilde yine mutlu mesut çıktı. Anesteziden çıkarken olacağı söylenen ağlama krizleri falan hiç olmadı çok şükür. Pamuk gibi girdi, pamuk gibi çıktı yavrucum.. Ne ağrısı oldu, ne acısı, ne de yeme düzeninde bir farklılık... İlk 3 gece ben sürekli kontrol ettim tabii ki!.. Ağzı açık mı uyuyor, nefes alabiliyor mu... Şimdilik fark var evet. Hatta kendisi bile bunu söylüyor, rahat rahat nefes alabiliyorum ne güzel diye.. Geri dönüşler yaşandığını öğrendim geniz etinde ama olsun, şu anki rahat nefes alışı bile doğru karar olduğunun göstergesi. Geniz etinin yanı sıra kulaktaki sıvı birikiminden de kurtulduk ayrıca...


Bunun haricinde yarı yıl tatilinin ilk haftası, ameliyata kadar geçen sürede halamız ve yeğenimiz Duru geldi. Bizim çalışıyor olmamızdan kaynaklı gündüzleri onlara katılamadık ama gayet eğlenceli vakit geçirdiler ve Duruyla birlikte ödevlerini yaptılar, kitap okudular, oynadılar... Her gün önce ilkokul kitaplarından 3 adedi bitirmesi için kendisine ödev verdim ve o da sorumluluk bilinciyle en az 3 kitap okudu ödevlerinin haricinde. Tatilin sonunda öyle farketti ki okuması, hecelemeden, hızlıca okuyor artık çok şükür.

Bu aralar biraz ihmal etsek de, (neredeyse) her akşam gitar da çalıştı. İlk derslerde ben de arada öğreniyordum notaları ama tatil öncesinde 8 günlüğüne şehir dışı gittiğim görev sonrasında iyice koptum gitar derslerinden. Dolayısıyla eskiden Arda'yı ben çalıştırırken, artık Arda kendisi çalışıyor ve ben sadece buradaki notaya tekrar bak ses hatalı çıkıyor gibisinden yorumlarda bulunuyorum. Çok iyi müzik kulağım vardır söylemesi ayıp!! İnşallah yüzmedeki gibi heves geçme olayı olmaz da devam eder gitara.



Geçen akşam Arda'yı okuldan almaya gittiğimde öğretmeni yanıma gelip "Bugün sınıf başkanımızı seçtik oylamayla" dedi. Önce kimlerin aday olmak istediği sorulmuş, herkes parmak kaldırınca tüm sınıf arasından her çocuk 2 kişiyi (biri başkan biri başkan yardımcısı için)  bir kağıda yazarak (kendi isimlerini yazmak yasakmış) sınıf başkan ve yardımcısı seçilmiş. Arda 7 oyla başkan seçilince çok mutlu oldu. Görev bilinciyle "Anne, ben iyi davranışlı olduğum ve arkadaşlarımı hiç incitmediğim, hiç kırmadığım için en çok oyu ben aldım. Bundan sonra da çok dikkatli olmalıyım.." dedi bana ve öğretmenine. Böyle küçük şeyler aslında ne kadar önemli onlar için ve ne kadar motive edici. Kendimden hatırlıyorum, ilkokuldayken ben de çok isterdim başkan olmayı ama hiç olamamıştım başkan yardımcılığında kalmıştım hep, çünkü canım arkadaşım Banucum hep başkan seçilirdi. Ha hiç kıskandım mı onu, hayır çünkü benim oyum da hep Banu'ya giderdi :))


Bu aralar Berk konusunda içim çok huzursuz. Onunla hiç ilgilenemiyorum psikolojisindeyim. Arda'nın aynı yaştaki videolarını izledik geçen gün ailecek. Neler neler yaparmışız aktiviteler mi dersiniz, ingilizce kelime çalışmalar mı dersiniz, kes yapıştır kartlar, mektuplar, tiyatrolar, sinemalar...vb  Zaten Arda 2,5 yaşında kreşe başladığı için -evet halen daha 2,5 yaşın kreş için çok erken olduğunu düşünüyorum ama gerçekten etkisi de var olumlu yönde- evde ben de olmadığım için hafta içi sanki boşa zaan geçiriyormuşuz gibi bir hissiyattayım uzun zamandır. :( Havalar biraz düzelince en azından yarım gün kreşe başlatmayı düşünüyorum. Detaylar birkaç ay sonra gelir.. ;)