29 Mayıs 2014 Perşembe

Kim Tutar Bizi: Paris-Belgrad

Buralarda değildim bir süredir. Mayisin ortasında 5 günü eğitim sonrasındaki 3 günü gezme amaçlı olarak 8 günlüğüne Paris’e gittik işyerinden 3 arkadaş. Eğitim programı yoğun ve yüklü bir program olunca akşamları da saat 17:30’da eğitimden çıkıp çok da verimli gezip tozamayacağımızı düşündüğümüzden dolayı 3 gün turistik olarak geziyi uzatma kararı aldık. Memleketten annemle babamı da çağırınca, eşim de çocukların başında olacağı için gönül rahatlığıyla gittim açıkçası.

Gerçekten de eğitim, sandığımızdan da yoğun, yorucu ve faydalı geçti. Ama havanın geç kararmasından dolayı ve gitmeden önce de planlı ve programlı bir insan olarak her türlü programı yaptığımdan ve metro haritasına kadar edindiğimden dolayı en ufak bir yabancılık çekmeden her akşamı ve eğitim sonrasındaki her anı çok verimli kullandık. Hatta sonrasında uzattığımız 3 gün bile fazla geldi zannımca.



Özlem büyüdü büyüdü büyüdü… Neyse ki Tango adında bir aplikasyon var da tontişlerimle görüntülü netten konuşabildik. Çok özlemişler.. Berk lokumu sonlara doğru bana iyice tafra yapmaya ve “küçtüm küçtüm” diye gezinmeye başlamış olsa da gönlünü almam çok da zor olmadı dönüşte! :) Anneler gününü ve doğum günümü ailemden uzakta geçirdim işte böyle..






Sonra 18 Mayıs akşamı gece 22:30 civarı evime ve çocuklarıma kavuşup, ailemle özlem giderdikten sonra yine apar topar 19 Mayıs sabah 6’da yola çıkacağımız Sırbistan yolculuğu için valiz hazırlamaya koyuldum. Yok yok, Paris’e gitmeden önce zaten çocukların valizi ilaçlara, yanıma alacağım yemeklere kadar hazırlamıştım elbet (benim gibi planlı programlı birinden beklenildiği üzere) ama o dönemde havalar biraz serin olduğu için valize hep kalın kıyafetler koymuştum. Revizyon gerekliydi…

Valiz hazırla, duş al derken 4 saatlik uyku ile ama yine de tam enerjik bir halde kendimizi 4 çocuklu 3 aile olarak attık Belgrad’a. Biz yıllardır tatillerde otellerde sürünüyormuşuz!! Bu sefer 3+1 ev kiraladık. 2 aile orada diğer ailemiz de 1+1 kiraladıkları evde kaldılar. Ev harikaydı. Fiyatına göre çok temiz, şık, hatta lüks bile sayılabilirdi bazı özellikleri. En önemlisi çok sevimliydi. Mutfağı özellikle benim çok işime yaradı zira Berk lokumu hala öyle her çeşit yemeği yemediği için yanımda 5 güne yetecek miktarda evde hazırlayabileceğim şeyler götürmüştüm.



Gün içinde gezmekten yorulduğumuzda, ev de tam merkezde olduğu için eve geliyor, dinlenip tekrar çıkıyorduk. Çocuklu tatile gidecekler için bu ev kiralama işini şiddetle tavsiye ederim… Biz www.booking.com'dan kiraladık ama ayrıca www.airbnb.com.tr adresinden de kiralanabilir zira Temmuz 2014’te ailelerimizle beraber gideceğimiz Bosna Hersek gezimizde Airbnb’yi tercih ettik.

Belgrad tatilimiz de çok güzeldi. Özellikle bizim gibi kalabalık tatil yapmayı sevenler için tatil, çocuklar da birbirleriyle anlaşırlarsa harika geçiyor. Biri 2, diğeri 2,5, diğeri 3 yaşındaki tontişlerimize 6,5 yaşındaki sarı şekerim Arda’m öyle güzel abilik yaptı ki, Arda’nın yaşına göre bu olgun davranışları hepimizi cidden çok etkiledi.


Arda Sırbistan’a gitmeden önce daha havaalanındayken hayvanat bahçesine ve lunaparka gitmek istediğini söylemişti. Ankarada’ki hayvanat bahçesi şu anda kapalı olduğu için yavrucak aylardır hayvanat bahçesi diye tutturmuştu. Tamam tamam diye geçiştirdik elbette o an Arda’yı ama içimizden de “elin Belgradında hayvanat bahçesini nasıl bulcaz ooooluuumm!!” diye de iç geçirmiştik. Meğersem sarım şekerim Ardacım başka bir şey dileseymiş olurmuş! Avrupa’nın en eski hayvanat bahçesiyle ünlüymüş Belgrad, hemen yanında da çocuklar için minicik bir lunapark :)


Hayvanat bahçesi tam bir doğal ortam. Çok hoşumuza gitti, hayvanları elleriyle beslediler çocuklar…
8. evlilik yıldönümümüzün gündüz vakitlerini de hayvanat bahçesi, lunapark, oyun parkı üçgeninde eğlenerek geçirdik.. :)




Başka bir gün de Belgrad’ın ünlü Nikola Tesla müzesine gittik. Aslında 20-25 dakikalık yürüme mesafesindeki müzeye 4 saatte varabilme şerefine haiz olduktan sonra, müzenin 15 dakikada gezilebilecek bir yer olduğunu görünce hayal kırıklığına uğrasak da, aslında hep bize “Elektiriği kim buldu? Edisooooonnn!!!” şeklinde öğretilen bilginin hiç de öyle olmadığını, Tesla kimmiş diye wikipedia'dan araştırırken Edison'un sadece ampülü bulduğunu, elektrikle ilgili geri kalan herşeyi yapanın ve hatta kablosuz elektrik aktarımı hakkında da bir projenin sahibinin de Nikola Tesla olduğunu öğrendik. Çocuksuz müzeye gitmiş olsaydık, hayal kırıklığımız aynı olur muydu bilmiyorum ama Berk lokumu, Arda'nın aksine müzeyi ve sergilenen makinaları oyun aracı olarak kullandı…

Sonuçta güzel anılar bırakan bir gezimizin daha sonuna geldik… Darısı diğerlerinin başına…  Son 2 haftadır eğitim+gezmece tozmaca içerisinde olduğumdan kaynaklı biraz gezi biraz bizden haberler yazısı gibi oldu bu post. Bir sonraki postta ise Berk'e dün başladığımız tuvalet eğitimi hakkında yazarım herhalde. Hem daha bir günlük bir wc eğitimi hakkında da yazacak pek birşey yok, zira "Hah oldu, öğrendi!" dendiği anda geri dönüşler yaşandığını önceki tecrübelerimizden de biliyoruz.. :)

7 Mayıs 2014 Çarşamba

Terzi Kendi Söküğünü...

Neredeyse her gün hiç tanımadığım insanlardan, blogdan beni bulanlardan mailler alıyorum. Artık çok sık yaz(a)masam da hiç azalma olmuyor ve paylaşımlarımdan da birilerine faydalı olduğum hissi çok hoşuma gidiyor açıkçası... Sonra düşündüm, evet buraya yazdıklarımı hep ben yaşadım, ama unuttuğum şeyler olmuyor mu da sanki hiç geri dönüp okumuyorum?? Berk şu anda 29 aylık, bir bakayım dedim Arda'nın 29 aylık maceralarına... Gidişat nedir? İki kardeş arasındaki benzerlikler, farklılıklar nedir?.. Okudum.. Gerçekten neler neler yazmışım, unutmuşum... İyi ki tutmuşum bu blogu dedim sonra.. Keşke Berk için de devam edebilsem sık sık yazmaya...

Berk yeni yeni konuşmaya başladı, 29 aylıkken :) Hayır önümüzde Arda gibi bir örnek olmasa ya da Berk'in cinliğini görmesem, iyice panik olur bu çocuk neden konuşmuyor diye dünyanın altını üstüne getirebilirdim!.. Berk çok titiz bir çocuk, asiliği yok, Arda'da yaşadığımız 2 yaş sendromunun yüzde birini yaşıyoruzdur sanırım, ya da aslında aynıdır da bizim sabır ve alışkanlık düzeyimizde bir artış olmuştur.
Bir de Arda çok çok iyi bir abi, bize çok yardımcı oluyor ve Berk de abisine öyle hayran bir çocuk ki, tamamen onu örnek alıyor kendine. İkisinin arasında Arda'nın sözü geçiyor, ama mesela ne zaman ki Arda akşamları uyuyor, Berk bizimle yalnız kalıyor, hemen Arda'nın koltuğa abisi gibi yatıyor, abisi gibi bacaklarını koltuğun kenarından sarkıtıyor. Tabii o cüce bacaklarıyla pek abisinin oturuşuna benzemiyor ama tam bir taklitçi maymun!! :)
Bir de çok kuralcı, o kuralları unutmuyor ve anında titizlikle yerine getiriyor yapması gereken işlemleri. Ben uyku öncesi diş fırçalama için çocukları banyoya çağırırken, daha cümlem bitmeden Berk banyoda dibimde bitiveriyor mesela. Ya da yemek masasında mutlaka herkes kendi yerine oturmalı ona göre, hele birimiz başka bir sandalyeye oturalım, o zaman basıyor yaygarayı.. Çok sevecen bir çocuk sonra... Geceleri yan yana uzanarak uyuyoruz. Bana ne sevimliklikler yapıyor, Saçlarımı öpmesi, yanağımı sevmesi, sonra kikir kikir kikirdemesi. Bitiyorum resmen, bitiyorum.
Bir de abisi gibi aşırı sosyal bir çocuk değil Berk. Daha içe dönük, daha oturaklı, daha gözlemci ve daha kendini güvende hissetmek isteyen... Biraz kafaya takıyordum açıkçası bu durumu, Arda'dan alışık değilim malum. Haftada 2 gün oyun grubuna başladık biraz sosyalleşsin diye. Hafta içi sabahları bakıcı teyzesi götürüyor, henüz gidip gözlerimle göremedim neler yaptığını ama sürekli takip ediyorum gerek teyzemizden gerekse oyun grubu sahibesinden. Okula gidiyorum diye de seviniyor lokumum. Kreş mi?? Yok henüz düşünmüyorum Berk'i kreşe göndermeyi. Evet bir dönem düşünmüştüm ama 2015 Mayıs gibi göndermek daha mantıklı geliyor şimdi bana. 3-3,5 yaş civarında...
Tuvalet eğitimine aylar öncesinden beri hazır zaten. Anası bir cesaret tembellikten sıyrılabilirse kısa sürede halledecek de aslında, işte havalar soğuk, gece çok süt içip yatıyor kuru kalkmıyor vb bahaneleriyle şimdiye kadar erteledim. Ama abiden de gördüğü için gündüzleri zaten istediği zaman gidip lazımlığa yaptığı oluyor. Sinyal veriyor da işte çokça ama, benim hiç canım istemiyor.. :( Bir yorgunluk, bir işe başlayamamadır gidiyor. Arda'dayken her ay hedefler koyardım kendime.. Zira 2 yaş 1 aylıkken de 4 günde halletmiştik hiç zorlanmadan tuvalet eğitimini... Şimdi ise bir başlasam sonu kısa sürede gelecek biliyorum hedeflerin ama canım istemiyor işte dediğim gibi..
Öyle yorucu ve yoğun günler geçirdim-geçiriyorum ki.. Şu aylar-yıllar öncesinden kalma bir uzmanlık tez yazım aşamam, sınavım vb derken, nihayetinde kurtuldum çok şükür... 2 çocukla zormuş gerçekten ama şükür alnımın akıyla, hakederek üstesinden geldim...
Daha sık yazmaya çalışırım demiştim sanırım daha önceki yazılarımda... Yine aynı şekilde bu sefer daha sık yazacağım diyerek bitiriyorum postumu. Umarım sadece sözde kalmaz bu sefer... Başlangıç olsun..