18 Haziran 2013 Salı

Mağusa...

Gerginlik... Stres... Hayret... İnanamayışlar... Konduramamalar... Şimdi ne olacaklar... Tedirginlikler... Güvensizlikler... Hayal kırıklıkları... Güvendiğin dağlara kar yağışları... Uykusuzluk üzerine uykusuzluklar... "Alıp çocukları kaçıp gitsek mi bu ülkeden"ler...

Apolitiğim ben. En azından oğullarım için açtığım bu blogda şimdiye dek politik, siyasi hiçbir yazı yazmadım, yazmayacağım da. Sadece zor günler geçiriyor biricik ülkem ama atlatacağız umarım...

Hep de kötü gitmiyor hayat... Hayatı güzelleştirmek bizim elimizde değil mi zaten?? Biz bu ortamdan kaçarak güzelleştirdik.. Gerçi bu sebepten kaçmadık, taa Şubat ayında alınmış biletlerimiz ve yaptırdığımız rezervasyonla kaçtık buralardan. Gelenekselleştirdiğimiz anneanne, babaanne ve dedelerle beraber olduğumuz tatilimize çıktık. Bu sefer her sene klasik gittiğimiz Suntopia Pegasus'a gitmedik ama... Yavru vatandaki Salamis Bay Conti'yi deneyelim dedik. Tatilin kötüsü olmaz ne de olsa.. Ailelerimizle hele hiiiççç olmaz... Hele bir de ablamlar da tatillerinin bir kısmını denk getirince, onların da katılımıyla çok güzel zamanlar geçirdik...


Bizim gibi büyük aileleri seven kişiler için, gurbette yaşamak, annesinden babasından, ablasından abisinden uzakta bir yaşam sürdürmek ne vahim bir durum. İşte bu yüzden, bu 4 yıldır gelenekselleştirdiğimiz her senenin Haziran ayı başındaki geleneksel aile tatili çok güzel. Böyle birşey yapmasaydık belki de iki dünür uzuuuun yıllar boyunca görüşüp vakit geçiremeyeceklerdi...  Aklımızı sevelim :))

4 yaş için çocukların "altın çağı" derim hep, 5 yaş ise "elmas çağı"ymış çocukların. Otelin butik bir otel olmasından da kaynaklı, o kadar rahattık ki Arda konusunda. Bir de büyüdü benim sarı şekerim, gerçekten büyüdü. Odamıza tek başına çıkan, mayosunu giyip havuza tek başına inen, tuvaleti geldiğinde tek başına wc'ye giden, acıktığında tek başına yemeğini alıp yiyebilen, bizim yardımımız olmadan ve yanında biz de olmadan her işini görebilen bir küçük delikanlıya dönüşüverdi. Resmen tek çocukluymuşuz gibi bir tatil yaptık. Gerçi Berk de 2 çocuk kıvamında olduğu için cılkımızı çıkardı ama o da pek sevimli işte, insan kızamıyor ki yaramazlıklarına.. :) 

video

İlk 2 gün ablamlar da bizimle beraberdiler, Bora ve Nida olunca hele Arda öyle keyifliydi ki, Berk de aralarında kaybolup gitti işte :) 2 hatta ablamlarla beraber 3 aileyle beraber tatile gitmenin  koşturmaca bakımından pek avantajını yaşayamadık biz eşimle gerçi, Berk bize yapışık bir hayat sürdüğü için. İlk 2 gün yani Bora varken bir nebze daha rahattık ama sonraki 3 günde aynı şeyi söyleyemeyeceğim... Ama zaten bizim amacımız asıl ailelerimize güzel bir tatil yaşatmaktı... Herkes memnun ayrıldı... :) Darısı seneyeki tatilimize inşallah...

Son beş yıldır senenin bir günü aynı renk giyindiğimiz bir fotoğraf çekiliriz biz çekirdek aile olarak. Eşim oflaya puflaya, söve söve yapsa da bu klasik fotoğraf çekimimizi dahası aynı renk giyinme işlemini, bu sene de kandırabilmeyi başardım kendisini... Ama hoş olmuyor mu sizce de??? Her sene Mayıs ya da Haziran ayında çekilmiş fotolar aşağıda işte... Soldan sağa, 3 kişi başladığımız bu çekimde Berk'e hamilelik anım bile fotoğraflanmış (Evet o pembeli kıyafetimdeki göbek değil, bebek!! :) ) Ve evet Arda çok büyümüş, ve tamam kabul ediyorum yaşlanmışım....


Arda'nın okul sorunsalı çözüldü nihayet. Hiç beklemediğimiz bir şekilde hem de. Aslında başlarda hiç istemediğim, kura ile öğrenci alan bir okulun kurasına başvurduk eşimin yoğun baskıları neticesinde. Amaaaaann nasıl olsa çıkmaz o kadar kişiden bize mi çıkacak diye düşünüp gönül rahatlığıyla verdim başvuru formunu. Zaten  çekilişe bile gitmedim, çekiliş tarihini bile arkadaşlarım hatırlattı, o derece ilgisizdim yani. Kurada asillerde çıktığımızı da 3 tane arkadaşımdan ayrı ayrı gelen mesajlardan öğrendiğim de cabası. Ne yalan söyliyim başta sevin(e)memiştim, yok yok kötü bir okul olduğundan değil sadece daha butik bir okulda okumasını istediğim içindi istememe nedenim. Ama sonra daha da araştırıp daha da sorgulayınca, bir de sevmeye de zorlayınca insan kendini, artık içim rahat. En azından artık taşlar yerine oturdu. En kötü karar bile kararsızlıktan iyidir ne de olsa... Hayırlısı olsun inşallah çocuklarımız için...


Berk, geçenlerde eşimle beraber çocuklarsız gittiğimiz tatil sonrasında bize iyice düştü. Arda'da hiç görmediğimiz şeylere tanık oluyoruz haftalardır. Yoksa biz mi unuttuk Arda'nın 1,5 yaş dönemindeki hallerini?? Berk bizim dibimizden ayrılmayan, mutlaka yan gözle bizim onun yanında olup olmadığımızı kontrol eden, bizi göremezse cıyaklayan bir bebek haline geldi. Ayrılık kaygısı yaşıyor yavrucak  :( Nasıl üstesinden geliriz bilmiyorum, zamanla normal haline döner inşallah... İşin en kötü yanı da çok içli bir çocuk olması. İzin sonrası ilk iş günümde evden zor bela çıktım. Akşam eve döndüğümde de beş karış surattı ve yüzüme bile bakmadı, küstü! Gönlünü almam uzun sürdü baya... Ya 1,5 yaşındaki bir bebek bile afra tafra yapmayı biliyor yaa... Hayret...