29 Nisan 2013 Pazartesi

Ve Bir Tezin Daha Sonuna Geldik...

Yoğun geçiyor günler. Arda'nın okul sorunsalı, Berk'i memeden kesme tarihini aylar öncesinden 16 Nisan olarak belirlemiş olmam, uzmanlık tezim derken bir bakmışım bahar gelmiş...

Hamileliğimdeki son 1 ayı da sayarsak son 18 aydır hiç deliksizi bırakın, 5 delikli uyuduğum bile olmadı. Zira bunu dünya üzerinde de duymayan kalmadı :) Berk'in uykusuzluğu, uyumamasına rağmen cin gibi ve gayet de güleç oluşu dillere destandı aylardır. Aslında benim de son zamanlarda, geceleri 7 ila 27 kez uyanmaktan dolayı ettiğim şikayetler azalmıştı. Evrimleştim artık diyordum. Yine de baktım 17 aydır emiyor lokumum, gece uyanmalarının da ana temeli bu, artık dedim dur demenin vakti geldi. Aylar öncesinden psikolojimi hazırlamak için de kendime bir gün hedef koydum. 16 Nisan 2013. Arda beni hiç emmediği için tecrübesizdim bu konuda. Nette araştırdım, arkadaşlara sordum... Kimi dedi salça sür, kimi dedi limon. Kimi dedi eczaneden hormon ilacı al sütün kesilsin, kimi dedi lokman hekimden karışım...

Yok ben hiçbirini yapmadım. Sadece emmek istediğinde gözünün önünden kaçtım, babaya teslim ettim. Ya da ilgisini dağıtabildiğim kadar dağıttım. Ama geceleri ağlasa da, yırtınsa da emzirmedim. Ayakta salladım, pışpışladım, şarkı söyledim, yanağını okşadım...vb ama emzirmedim. Ve bingooo... 4. günün sonunda bazen deliksiz, bazen de tek sefer uyanarak uyumaya başladı miniğim. O tek sefer uyanışlarda da artık ayakta sallamıyorum ilk günlerin aksine.. Sadece "Arı vız vız vız" şarkısı söyleyip, hadi bakalım uyu diyorum sessizce, sakinleşip uykuya dalıyor lokum. (Bu arada neden arı vız vız'da geri uykuya daldığı hakkında bir fikrim ya da tezim yok. Tek bildiğim diğer söylediğim şarkılar, bu etkiyi yapmıyor!!)

Açıkçası gözümde büyüttüğüm kadar zor olmadı sütten kesmek. Öylesine bağımlıydı ki aslında, dayanamayıp vazgeçeceğimden korkuyordum. Her istediğinde "Aaaa ne m.emesi canım sen de, dalga geçiyorsun herhalde!! Abi oldun yok emmek!!" diyince, sevimli sevimli sırıtıyordu. Valla da dediklerimi anlıyordu, billa da anlıyordu... Hamileliğmizde aldığımız folik asit sağolsun.. :))


Ha Berk geceleri deliksiz uyumaya başladı dedim yaa.. Sanılmasın ki ben de deliksiz uyuyorum. 18 aydır artık nasıl yer ettiyse hayatımda, geceleri yine en az 4-5 kez kalkıp, ya bu kadar kolay olmamalıydı, nefes mi almıyor acaba bu çocuk, birşey mi oldu diye rutin hayati fonksiyon kontrolü yapıyorum. :) Arada da Arda'nın üzerini örtüyorum. Yok yok.. Dedim yaa; uykusuzluktan şikayet etmekten vazgeçeli çok oldu...

Şu uzmanlık tezimi de verdim nihayet. Zor bir konuydu, araştırılması, irdelenmesi zordu. Ama en zoru biri 5 diğeri 1,5 yaşında iki çocukla, işyerimde işlerim aşırı yoğunken tezi hazırlamaya zaman bulamamaktı. Uykusuzluğa dayanma gücüm yardım etti bana. Bir de son zamanlara doğru memleketten annemle babamın gelmesi. İşyerimden uzuuunca bir süre geç çıktım, hafta sonları yine ya kütüphaneye gittim ya da işyerime çalışmaya. Eninde sonunda verdim ama daha süreç bitmedi. Belki de asıl en zor kısmı bundan sonraki tez savunması olacak. Umarım alnımın akıyla savunmayı da atlatırım.

2 Nisan 2013 Salı

Okul Olgunluğu Testi

Uzun zamandır çokça kafamı bulandırıyor bu ilkokula devam mı, anaokulu için rapor mu meselesi. Eylül 2013 ayında Arda tam tamına 67 aylık olacak. Sorun da bundan kaynaklanıyor zaten. Hayatım boyunca çevremdeki insanlar tarafından "çok kararlı, ne istediğni çok iyi biliyor!" olarak tanınan zat-ı alim, bu seneye kadar tam da tanındığım şekilde biriyken, bu okul meselesinde dünyanın en kararsız insanına dönüşüverdim.

Çocuğum ilkokula hazır mı? İlkokula hazır olması için neler yapması/yapmaması gerekiyor? Bunun için bir standart var mı?...vb gibi sorulara cevap aramak için nette araştırma yaparken, psikolog Seda Genç'in aşağıdaki sorularını buldum. Aşağıdaki gelişim özelliklerini cevaplayarak kesin ve net olmasa da en azından bu konuda bir fikrimiz olabilirmiş.
• Bazı harfleri kopya eder mi ?
• Basit bir adam ve ev resmi çizer mi ?
• Model gösterildiğinde kare, artı ve çarpı işaretlerini çizebilir mi ?
• Renkleri bilir mi ?
• Sayıları ezberleyebilir mi ?
• Makas kullanabilir mi ?
• Yardımsız basamak inip, çıkabilir mi ?
• Parmak ucuna basarak koşabilir mi ?
• Tek ayağınla sıçrar mı ?
• Düzgün ve tam cümleler kuruyor mu ?
• Geçmiş, şimdiki ve gelecek zamanları doğru olarak kullanıyor mu ?
• Ev adresini biliyor mu ?
• Kaç yaşında olduğunu söylüyor mu ?
• Kendi giyiniyor ve ayakkabılarını bağlayabiliyor mu ?
• Tuvaleti kendi başına uygun şekilde kullanabiliyor mu ?
• Paylaşmayı ve sırasını beklemeyi biliyor mu ?
• Verilen kural ara uyuyor mu ?
• Grup oyunları oynuyor mu ?
• Duygularını ifade ediyor mu ?
• Gerektiğinde kendisini koruyabiliyor mu ?
• İhtiyaçlarının farkında mı ve gereksinim duyduğu şeyi isteyebiliyor mu ?



Bir çocuk okula hazır mı değil mi diye nete bakıyordum dedim yaa... Meğer zaten 1980'den beri Metropolitan Okul Olgunluğu Testi diye bir test varmış!.. Cehaletime verin, ben bilmiyordum!!! Bir sevindim, bir sevindim ki sormayın... Mevcut durumda meğerse bizim okulumuzun PDR'sinin de yaptığı test aslında bu imiş. Bize isim söylemedikleri için, her çocuğun ilkokula hazır olup olmadığını ayrı ayrı inceleyeceğiz demelerini ben bir test olarak algılamamıştım doğrusu. Birden içim rahatlayıverdi. Gerçi anaokulu öğretmenlerinin, "Arda şu anda ilkokula devam edebilecek seviyede. Rahatlıkla, huzurla ilkokula gönderebilirsiniz!" deseler de, benim içimde hep bir uhde kalacaktı, acaba ona haksızlık mı ediyoruz. Oyun çocukları bunlar, acelemiz ne diye...

Nihayet kararımızı verdik. Yani verdik sayılır.. En azından son 10 gündür fikrim değişmiyor! Uyandığım her sabah, farklı bir fikirle güne başlarken, 10 sabahtır aynı fikirle uyanmak, bunun göstergesi sanırım. Tabii bu kararda doktorumuz Alev Hanım'ın fikirleri de bize en çok yön veren, "Evet yaa hakikaten doğru söylüyor!!" dememizi sağlayan durum oldu. Gerçekten, en kötü karar bile kararsızlıktan iyiymiş...

Buz pateni sevdamız, hem Arda'nın ufak ufak sıkılmaya başlamasıyla hem de 4 aylık yüzme kursuna Arda'yı kayıt ettirmemiz nedeniyle 4 ay kadar ertelendi. Tam bir su kuşu olan Arda'nın sıkılmayacağı tek spor yüzmedir sanırım. Zira, yüzmeden sonra eve gelip duş alacağı vakit bile hadi küveti dolduralım, biraz küvette yüzeyim demesi de bunun kanıtı. Gerçi daha geçen gün ben buz patenini özledim, yüzmeden sonra buz patenine gidelim mi diye sormasına "Oldu canım!!" diyerek yanıt verdim!! Havuzdan çıkıp ıslak ıslak -5 dereceye gidecekmişiz!! Ahahaha :))

Daha bu sabah da yüzme sonrası yine yarı bıraktığı satranç kursuna dönmek istediğini, "Hem Hatice beni özlemiştir!!" diyerek bana bildirince (bu arada Hatice de onun arkadaşı değil, satranç hocası oluyor!!), bir ikileme düşmedim değil. Hakkaten de devam etmek istiyor mu acaba, yoksa bir anlık heves mi yine??? Kararsızım... Havalar da tam düzelmeye başlamışken, yine satranç... Bilmiyorum... Arda'nın biraz daha iyi bahaneler bulması gerek sanırım.. :))


Berk lokumu ise geçtiğimiz 2 haftadır çıkarmaya uğraştığı 12. dişi ile cebeleşerek, nihayetinde geçtiğimiz gün hem 12. hem de 13. dişini aynı anda çıkararak huzura erdi!.. Öyle de kocaman dişleri var ki :)) O da aynı abisi gibi çok istikrarlı bir çocuk. En sevdiği şey evde dans etmek. Ne zamanki o eller havaya kalkmış, tempo tutuyorsa bilin ki Gangnam Style çalsın istiyor! Hele ki başka bir şarkı açın, birden bağırıp çağırmaya, kavga etmeye ve en sonunda da ağlamaya başlıyor. Ağlamasının da yalancıktan olduğu öylesine belli ki, anında Gangnam Style'ı açılınca saniyesinde mi gülüp dans etmeye başlar ağlayan bir çocuk.

Önceden babasını "baba" beni ise "m.eme" diye çağırırken, artık bana çok güzel bir telaffuzla "annnnne" diyor. Gerçi hala "annneee" kelimesini direkman "m.eme" kelimesi takip etse de, buna da şükür... İneklikten anneliğe terfi ettiğimin zamanıdır!... Taklit yeteneği ise süper... Hala beceremediğimiz şey ise pütürlü yemek... Aslında istese yiyor da işine gelmiyor işte... Benim çocuklarım böyle iri yarı gibi ya da iştahlı görünseler de aslında yedikleri çeşitler 3-5 taneyi geçmez.  Çok yemek seçiyor ikisi de, gerçi bu benim de işime geliyor hani, bugün çocuklar için ne yapsam diye çok düşünmüyorum. Biz de zaten eşimle her daim akşamları az yediğimiz için, akşam yemek yeme süremiz 10-15 dakikayı geçmiyor. Tabii bir önceki postumda yazdığım şu "hadi"lerle bu süre 3 saati de bulabiliyor!!...