24 Nisan 2012 Salı

Süpersin Banu!...

- 2 çocukla ya vezir olcaz ya rezil olcaz Banu. Nisanın sonu bunaltıcı sıcak olmaz inşallah Dubai, çocukları pişirmeyelim de!
- Nisan ayında geldiniz geldiniz, Mayısı beklerseniz aşırı sıcak olur buralar Burcucum. Hem ben haftanın 3 günü çalışıyorum, tatil günlerime denk getirin de gelişinizi, rahat rahat gezelim beraber.
- Süpersin Banu....
.....
.....
.....
- Banu yaaa, İstanbul aktarmalı Abu Dhabi'ye yer bulduk  ve gece saat 3'te incez. Sizin evi nasıl buluruz gecenin o saatinde?? Sizin de gelip bizi almanız anlamsız, Dubai'ye 1 saat!! Araba kiralasak rahat bulur muyuz ki??
- Ohoooo sorun mu!!! Ben size taksici ayarlarım bizim evi bilen, sizi havaalanında, elinde pankartla karşılar. Boşuna araba kiralamayın, GPS'le bile zor bulursunuz.
- Süpersin Banu...


- Banuuuuuu, Arda'yı Dubai'de develere bindirmezsem bana çok fena küser. Hay dilimi eşşek arısı soksaydı yaa, nerden dediysem develerin memleketine gidecez oğlum diye, adam deveye bincem böhüüüü diye tutturdu. Nolur orada bulunduğumuz süre içinde kısacık da olsa bir deve turu yaptıralım Arda'ya.
- En kral deveyi ayarlarım ben Burcush, merak etme sen! :)
- Süpersin Banu...



- Ya biz seninle nasıl tanıştık ki ilk Burcu???
- Ne biliyim, kendimi bildiğimden beri varsın hayatımda. Doğduğumuzda tanıştık herhalde :)
- Düşünsene anaokulu öncesinden tut, taaa üniversiteye kadar hep aynı sınıfta yan yana masalarda otur, sonra üniversitede ayrıl... 8 sene boyunca hiç görüş(e)me sonra sanki aradan onca yıl geçmemiş gibi kaldığın yerden devam et. Ne garip...
- Kardeşiz kızım biz...
- İyi ki geldiniz Dubai'ye Burcu. Hep gelin e mi?? Biz de Anıtkabir'i gezmek istiyorduk hep, size geliriz...
- Süpersin Banu... :)


- Hatırlıyor musun Banu, ilkokuldayken sarmaş dolaş gezerdik teneffüslerde, el ele, kol kola :)
- Ay evet ya ne salakmışız!!!
- Bir de ben çirozun tekiydim yaa, bacaklarım kalın görünsün diye 2 kat çorabı üstüste giyerdim! :))
- Ay Burcu hatırlıyoruuummmmm çok komiiiikkktiii :))) Benim de kendime güvenim kapkara olan ön dişimi yaptırınca geldi zaten!! Bir de "ay olmaz ben ders çalışcam, üniversitede iyi bir yeri kazanmam gerek" diye gelen tüm çıkma tekliflerini geri çevirirdim!!! :))
- Banu yaaa süpersin... :)

- İnanamıyorum Banu, adamlar çölde kayak pisti bile yapmışlar. Fantazi yapıp, denizin ortasına palmiye şeklinde kum döktürüp Palmiye Adaları diye yapay adalar bile oluşturmuşlar, yuh diyorum yaniii!! Paranın gözü kör olsun...
- Çok demokratik bir yer burası Burcu. Bir yanda kara çarşaflı gözleri bile görünmeyen Arap kadınları, diğer yanda mini şortlarla gezen turistler ya da bizim gibi burada çalışanlar. Kimse kimseye yan dönüp de bakmaz bile...
- Bence biraz daha kalın burada Banucum, Kaan iyice hem İngilizceyi öğrensin hem Türkçeyi... Sonra dönersiniz Türkiye'ye...
- Ama ah o sıcaklar yok mu Burcush... Şu anda iyi bir zamanlama ama yazın tatil için Türkiye'ye kaçıyoruz, durulmuyor buralarda... Kaan da zaten bıdı bıdı birşeyler konuşuyor ama hangi dilde konuştuğunu anlamıyoruz!! Muhtemelen bizden Türkçe, dadısı Rebecca'dan Filipince, arkadaşlarından İngilizce, Araplardan Arapça öğrenip harmanlıyor!!... :)) Bir taşla 4 kuş olayı yanii!! :PP
- Süpersin Banu :))


- Burcu çocuklarının hakkını yeme walla... Özellikle de Berk maşallah uslu bir çocuk, kucaktayken gıkı çıkmadığı gibi sürekli gülücükler atıyor. Çok tatlı yaaa... :)
- Ya Berk zaten usluluk konusunda Arda'nın bebekliğiyle kıyaslanmaz. Sadece uyku sorunu var Berk'in o kadar. Yoksa lokumumdan çok memnunum... Bize ne uçak yolculuğunda ne de buralarda gezerken, ikisi de hiç sorun çıkarmadı, çıkarmıyorlar maşallah...
- Bu yaz Kaş'a gidicez Burcu, Kaan'ı anneannesine bırakcaz 4 gün. Bakalım Kaan onları ne kadar delirtecek! :))
- Ohhh karı koca tatil yapın başbaşa.. Süpersin Banu... :)


- Vay be, adamlar biraz daha kassaymış 1 km uzunluğunda bina yapacaklarmış, 800 metrede kalmışlar.
- Dünyanın en uzun binası bu Burcucum. Burj Al Khalifa...
- Ben sizin eve de bayıldım Banu, dahası siteye. Böyle güvenilir bir ortamda, bahçeli bir evde çocuk büyütmek, onların gelişimi için de çok faydalı.
- Kaan çok hareketli Burcu, hiçbir şeyle 2 dakikadan fazla ilgilenmiyor, sıkılıyor. Çok üzülüyorum...
- Aha Arda'nın modelden o da. Hatta Arda bile Kaan kadar hareketli değildi sanırım onun yaşındayken. Kaan tam bir ayaklı bomba!! :)) Yerim onu ben...
- Çok yoruluyorum Kaan'la, Rebecca gerçekten çok iyi idare ediyor onu. Ama ben hem evden çalış hem Kaan'a bak, hem de tezcanlıyım yaa herşeye yetişiyim diye, yoruluyorum.
- Süpersin sen Banu, yaparsın herşeyi...



- Palmiye Adaları'na da gelmedik, burada denize de girmedik demeyiz artık Banu. Şu karşıdaki ev muhteşem, kendi beachi var, harika.. Kim oturuyor ki orada??
- Evet muhteşem bir yer. Bir şirketin CEO'sunun evi orası Burcucum.
- Kocacım sen de CEO olsana büyüyünce!!! :PPP Ben de Jumeirah Jane'lik yapıyım Banu'nun deyimiyle... :))
- Süpersin Burcu!! :))


- Herşey için çok teşekkürler, Banu ve Aydın. Misafirperverliğiniz için, güler yüzünüz için... Herşey çok güzeldi, özellikle de sizleri görmek. Banucuğumun organizasyon yeteneğini ve becerikliliğini tekrar takdir ettim. Ne de olsa Karabüklüyüz. Bir de beğenmezler bizi!! :))
Koca: - Kendine yine pay çıkardı!! :)
- Yalan mı Volkan?? Tanıdığımız bütün Karabüklüler planlı, programlı, becerikli, sistematik değil mi?? :) Aydın da hep dalga geçer Karabüklüyüm diye. Kendi İstanbul beyefendisi yaa...
- Ay Banu evet yaa, Volkan da Boşnak göçmeni yaa, kendini Avrupalı sanıyor!! Hehehehe :))
- Biri istanbul beyefendisi, diğeri Avrupalı, yine bulup bulup Karabüklülerle evlenmişler yaa... Sonuca bakalım :)
- Süpersin Banu... :)


18 Nisan 2012 Çarşamba

5 Aylık Bebek Doktor Kontrolü

Bu seferki doktor kontrolümüzde Alev hanım, ek gıdalar konusundaki anlatacaklarını A4 kağıtlara çıktılarını almış, dolayısıyla yazarak zaman kaybetmedik.

Öncelikle bazı yasaklar var:

Bunun yanı sıra ek gıda kuralları başlıklı çok faydalı bilgiler içeren sayfalar var; çok çok önemli gördüklerimi yine minik notlar şeklinde aşağıya yazıyorum.

Ek Gıda Kuralları

1- Ek gıdayla birlikte gayta rengi, kokusu, kıvamı değişir. kabız olan çocuklara gün kuruus kayısı kullanılır. (4-5 adet gün kurusu bir su bardağı su ile kısık ateşte kaynatılır, rondodan geçirilir, 6 aya kadar günde 1-2 çay kaşığı, 6 aydan sonra 1-2 tatlı kaşığı kadar meyve ya da yoğurduna karıştırılarak verilir.

2- Ek demir damlası 5 aydan sonra kilo başına bir damla olacak şekilde başlanır. gaytayı siyaha boyar. Demir damlası herhangi bir gıdaya karıştırılmadan, su ile, herhangi bir öğünden yarım saat önce verilir.

3- Çiğneme fonksiyonu 18 ayda gerçekleşir. o yüzden yok efendim rondo kullanmamak gerekirmiş, çocuk çiğnemeyi öğrenemezmiş, o yüzden pütürüklü vererek başlamak gerekirmiş hurafelerine inanma. 7-8 aya kadar bebeklerin öğünlerinin hazırlanmasında blender, süzgeç gibi araçların kullanılması gerekebilir.

4- 9 ay bitene kadar bebeklerin tad alma duyuları tam olgunlaşmadığından "tadını alsın" amacıyla verilen gıdalardan uzak durulmalı. (örnek: tuz, şeker...vb) Ayrıca mesela bebek bir sebzeyi yemiyor olabilir, bunun sebebi tadını beğenmediği için değildir. Bu yüzden bir daha o sebzeyi sevmedi diyip vermemezlik yapma. Mesela pastırmayla şekerin tatlarını belki ayırt edebilir (yani farkli tadlarda olduğunu farkedebilir) ama bir kabakla havucun tadını ayırt edemez.

5- Ek gıdalar anne sütünden en az 2-2,5 saat sonra verilir. Aksi takdirde aylarca anne sütü almış bir bebeğin ek gıdalara tepki göstermesi normaldir.

6- Ek gıdaların hazırlandığı sebze ve meyveler organik tarım ürünleri olması tercih edilmelidir.

7- Her yeni ek gıdayla birlikte bebeğin cildi kontrol edilmelidir. Döküntü, kızarık kuruluklar, pullanmalar alerjiye işarettir.

    (Sağda Nuriye teyzemizle Berk)

Ayrıca ek gıdalara başlangıç için 21 günlük bir program verdi Alev hanım. Uzun bir program olduğu için hepsini tek tek yazamıyorum buraya. Ama kısaca şöyle, elma suyu ile başlıyoruz, sonraki günlerde elma suyuna havuç suyu ekleniyor. 7. gün buna ek olarak ikindi zamanında 1-2 tatlı kaşığı yoğurt veriyoruz. bu miktarlar gittikçe çoğalıyor ama hiçbir zaman 120 ml'yi geçmiyor. (Burası önemli.) 10. ve 11. gün bunlara ek olarak öğlen için sebze çorbası ekleniyor menüye.

Çorba Tarifi: Bir küçük patates, bir küçük havuç, iki tatlı kaşığı (silme kaşık) pirinç, 350 ml su ekle, pişir. Piştikten sonra iki tatlı kaşığı zeytinyağı koy. blenderdan geçir. yarısını içir. geri kalanı ertesi gün benmari usulü ısıtılıp tekrar verilir.

12. günden sonra cam rendeyle tanışıyoruz. 16. günden itibaren mevsime uygun olarak, armut, şeftali, muz ekliyoruz. 18. ve 19. gün çorbaya bir sap maydonoz eklenir, süzülüp verilir.

    
Bu 21 günlük bittiğindeki yemek düzenimiz ise şu şekilde olacak:

Sabah 06 gibi emzir.
2-2,5 saat bekle meyve suyu ver
İstediğinde emzir
2-2,5 saat bekle çorba ver
İstediğinde emzir
2-2,5 saat bekle yoğurt ver
İstediğinde emzir
Akşam muhallebi (saat 20-20:30'da), emzir uyut
Gece 22:302da emzir
Gece bir daha emzirme

  
5-6 ay arası bebeklerin yapabildikleri:

Basar, vurur, saç çeker, çağırılınca bakar, jöle gibi oturur (bu tabirebayıldım, hakikaten de öyle :)) ) 180 derece dönebilir, ayağını yiyebilir, eğlenenle eğlenir (bunun için ellerinize zil takıp karşısında oynayın mesela), akşam üzeri canı sıkılır (dış dünyayı göster), akşam uykuya dalışları zorlaşır.

Aktiviteler:

Kumaş kitap alıp oturtup beraber okuyun.

Yere yatırın başı yüksekte kalacak şekilde, bu haldeyken;
 * Ayak uçlarına ceviz torbası,
 * Ayak uçlarına hacı yatmaz balon
 * Ayak uçlarına çıngırak, ya da ayaklara çıongıraklı patik,
 * Gövdesinin üzerini toplarla kaplayın,
Çekmesi için;
 * Yo yo,
 * Eşarp veya kurdela,
 * Yaylı aksesuar,
 * Çekmeliler,
Ayrıca müzik kutusunu çok severler.

Dünkü doktor kontrolümüzün büyük bir kısmı uyku sorunsalımızla geçti zaten. Alev hanım haklı olarak fırçaladı beni. Onu dinlemediğim için hala daha bir uyku düzeni tutturamadığımı, bunun bebeğe zararlı olduğunu, çünkü büyüme hormonunun gece 23-05 arası açken salgılandığını, bu hormonun yalnızca büyütmediğini ayrıca organ yağlanmasını da önlediğini söledi. Haftaya salı günü tekrar Ferber uygulayacağım, çünkü o yöntem şimdiye kadarki en iyi uyku düzenini tutturduğumuz zamandı. Öyle ki geceleri kalkıp süt sağmama bile zaman kalıyor ve zulaya atıyordum. Artık zulamda da süt kalmadı maalesef. Çünkü uyuyamıyorum, sütüm az geliyor, sütüm olsa da sağacak zamanım olmuyor çünkü 1,5 saatte bir uyanıyor bizim sıpa. Gelecek hafta bizi zorlu bir hafta bekliyor olacak... :)

14 Nisan 2012 Cumartesi

Arda Usta'dan Islak Kek Tarifi

Neden doğumdan sonraki 5. ayımda bile hala 6 kilo fazlamın olduğunun kanıtıdır... Ellerine sağlık oğluşum...

video

11 Nisan 2012 Çarşamba

Atlar ve 5. Ayımız...

Yazmak gelmedi içimden bir süre, bunu da yazasım yok ama zorluyorum kendimi işte.. Çok çok yakın bir arkadaşımın oğlunun sürprizden çıkan bir rahatsızlığı günlerce diken üzerinde olmamıza neden oldu. Çok şükür sonu güzel bitti, gerçi daha bitmedi ama en azından ihtimallerden en kötüsünün ortadan kalktığını öğrenip derin bir nefes aldık. Bu dönemde içimden hiçbirşey de yapmak gelmedi açıkçası, kendimi arkadaşımın yerine koyup koyup kalbimdeki o ağırlıktan dertlendim. Kim bilir o nasıldı... Neyse... Geçti gitti inşallah... Sağlık herşeyden önemli...

Berk'in ilk vesikalığını çektirdik gerekli bir evrak için. Her zaman daha butik bir AVM olduğu için Armada'yı tercih ederiz ailecek alışverişlik işler için. Hemen gittik Armada'daki fotoğrafçıya. Demez mi; "Bu kadar küçük bir bebeğe vesikalık çekemeyiz biz,çeken bir yer de zor bulursunuz. Siz evde beyaz bir havlu üzerine koyup 3-5 poz çekin, burada ayarlarız!!!" Eee ne anladım ben o işten?? Hemen pratik zekamı kullanıp 118'den CEPA'daki fotoğrafçının telefonunu buldum ve boşuna gitmiş olmamak için (hani dedi ya zor bulursunuz diye!!) telefon ettim. Hemen getirin yarım saat sonra alırsınız dediler. :) Öyle gözümü korkutmuş ki Armada'daki fotoğrafçı, 1 saatte güzel bir poz yakalayamıycaz diye beklerken, tak 2. seferde muhteşem bir poz verdi küççük eşşek sıpam. Ricamı kırmayıp da mail ile de gönderdi ya fotoğrafı oranın sahibi, reklam yapmam kaçınılmaz oldu. :) Sen çok yaşa Edessa Fotoğraf...

Geçen hafta perşembe günü hava çok güzeldi. Berk'i de biraz havalandırayım istedim. Baktım Arda'nın kreşten alınma saati de gelmiş, bir taşla iki kuş olayına girdim yine. Maksat havalanmak olunca arabasız gideyim dedim, ee biraz yokuş olunca da kucakta ya da pusette ittire ittire gitmek de gözümde büyüdü. Her zaman slinglere ve sling kullanan bayanlara bayılan bir anne olarak, bir türlü slingde bebeğini oturtamamanın üzüntüsü içindeydim. Eeee dedim bir de kanguru deneyim, belki durur içinde bizim sıpa! Durdu walla :) Arda'ya tam bir sürpriz oldu, "Beni her gün Berk ile beraber almaya gel olur mu?" dedi yol boyunca.. :) Biraz terletti beni ama ne rahat birşeymiş o kanguru.. Slingler kadar hoş görünmese de artık sadık bir kullanıcısı olacağım sanırım :)


Daha 5. ay doktor kontrolümüze gitmedik Berk için ama 4 gün önce yaramazlık yapıp ilk yoğurdunu yedirdim minik lokumuma... 3-5 kaşık sadece elbette.. Herkes gider Mersin'e, ben giderim tersine şeklinde, Arda'da almadığım yoğurt yapma makinasını bu sefer aldım. Yahu ne güzel bir şeymiş o. Kendim evde mayaladığımda hiç de öyle tutmuyordu. Ayrıca cam şişelerinin boyutları itibariyle her öğünde kişi başı kullanılması da evdeki yoğurt tüketimini arttırdı. 1 haftadır eve yoğurt almıyorum 2 günde bir mayaladığım için ve ben böyle güzel bir yoğurt yemedim. Şiddetle tavsiye ederim.

Geçtiğimiz hafta sonu havanın güzel olmasını fırsat bilen Arda, hadi hayvanat bahçesine pony atlara binmeye gidelim dedi. Kışın internette yaptığım araştırmalar sonucunda bulduğum şehir merkezine çok çok yakın bir at çiftliğine gitmeyi önerdim, tabii ki atladı bu fikre hemen. Koçak At Çiftliği. Her boyda at görüp sevdi Arda, bu bizi 1 hafta idare eder. :) Hele ki 3 aylık daha yeni doğmuş bir tay vardı ki, nasıl güzel birşey... Annesinin adı Limon, yavrusunun adı Limonata :))


Koçak At Çiftliği Uluslararası bir binicilik kulübü olduğu için, binicilik sahaları çok büyük. Hayvanat bahçesinde binilen 4 tur, buradaki 1 tura tekabül ediyor hemen hemen. Bunu da göz önüne alırsak, Arda'nın Koçak'ta 8 tur ata binmesi bizi bir süre idare eder sanırım. Bu arada ben hayatımda ilk kez o gün ata bindim. Arda'yı izlerken çok kolay, 4 yaşındaki çocuk bile binerse ben engel bile atlattırırım ata derken, atı tutan adama 3-5 kez; "Eee şey sağda inecek var!!", "Şeyyy pardon ama müsait bir yerde inebilir miyim, dengede duramıyorum da!!" diye iyice rezil oldum. Yok yok bu ilk ve sondu benim için. Attan iner inmez de oğluşumu takdir ve tebrik ettim. Adam bile "Abla Arda'nın 8 turda bir kez bile gıkı çıkmadı, sen bir tanecik turun 4'te 3'ünde ah uf ay düşcem diyip durdun!!" dedi :)


Geçtiğimiz haftalar özellikle Arda için eğlenceliydi. Güneşe aldanıp da Berk'i her ne kadar dışarı çıkarmak istemesem de, yine dayanamayıp ODC Parka gittik defalarca. Açık havadan mıdır nedir pusetinde uyudu bile!!! Yok bu sefer şom ağzımı açmadım ama :) Güneşi ne kadar da özlemişiz...


Babamız yine görevde. Eee haliyle akşamları Arda'yla oynamak, onun enerjisini tüketmeye çalışmak bana düşüyor. Babası gibi de at olup yerlerde sürünemediğim için ya da onu kucağıma alıp hoplatıp zıplatamadığım için de yine aktivitelere daldırıyorum çocuğu. Bundan (da) zevk alıyor ama Arda. Kreşimizin eğitim koordinatörü, bu yaştaki çocukların özellikle baş parmak ve işaret parmağı kullanımının çok önemli olduğunu, bu yüzden makas ile kesme aktivitelerine özen göstermemizi söylediğinden beri kes-yapıştırları sıklıkla yapıyoruz. Aşağıdaki tabloda da Arda, kumsal kenarında elinde kovası olan bir çocuk olan manzara resmi yaptı! Mavi=deniz, yeşil=ağaç, pembe=su kaplumbağası, sarı=güneş...


Eveeettt son paragrafı da lokum için ayırayım dedim. 5. ayımız da bitti. Çabucak geçiyor günler... Yine pastamızı kestik, babamız yoktu bu sefer, yerini babaannemize bıraktı. Çılgın bir kutlamayla yine pastamızı kestik istikrarla... Bir ay sonra yarım yaşında olacak küçücüğüm.. Daha ilk doğduğu anda bile cingözce bakardı da gittikçe daha da bilinçli bir cingözlüğü olmaya başladı. Gittikçe daha eğlenceli olmaya başladı hayatımız. Bilmem farkettiniz mi ama gittikçe de daha bir azalıyor şikayetlerim ve bıdı bıdılarım.. :) (Ha yanlış anlaşılmasın; hala uyumuyor bizim sıpa! En son 4 gün önce gece 12. kez kalkışımı saydım, gerisini hatırlamıyorum. Ama artık bağışıklık kazandım sanırım.. Dize getirdi beni Berk lokumu... :) )