26 Mart 2012 Pazartesi

Ferber'in Meyveleri

Herşey 4 gün önce bir akşam Berk'i emzirip iyice uykudan sersemliyince yatağına koyup, uyuması için odadan çıkıp, içeriden 4 dakika boyunca ses çıkmayınca eşime; "Bak nihayet Ferber'in meyvelerini topluyorum. Gündüz de iyice uykusu gelip ama uyanıkken yatağına bırakınca uyuyakaldı. Vay be aklımı seveyim, iyi ki Ferber uygulamışım!!"  diye gerine gerine hava atmamla başladı.

Yahu ben ne zaman çenemi tutmayı öğreneceğim ki?? Bu cümleyi kurmamla aradan 15 saniye geçti geçmedi, odadan vıyak ve de cıyak sesleri geldi. Ama nasıl bir ağlama... Herhalde dedim daha yan bile dönemeyen oğlum kalktı oturdu da park yatağın pervazlarından aşağı düştü!!! Geri kalan hikaye daha öncekilerle aynı olduğu için detay yazmıyorum. Sabah uyandığımızda da, gece boyunca Berk'in yine 8 defa ağlayarak daha doğrusu böğürerek uyanması sonrasında, eşimin Ferber'in meyvelerini toplaya toplaya bitiremedin bakıyorum diye dalga geçmesini de hakettim.. Ne demişler?? Erken öten horozun başı kesilir...
Sonuç olarak gece uykularımızı tam 22:30'a çekmişken 2 gündür yine 01:00'i buluyoruz. Ha sanmayın ki sabah 6'ya kadar deliksiz uyur!!! Sabaha karşı saat 2'de, 4 buçukta ve 5'te mutlaka uyanıyoruz. Bu arada geçen ayki doktor kontrolümüzde Berk'in boyunun olması gerektiğinden çok çok az uzadığını yazmış mıydım?? Kilosu hızla artarken, boyu yerinde sayan oğluma Alev hanım dedi ki; "Benim minik danam, geceleri uyumazsan büyüme hormonun salgılanmaz, ve boyun uzamaz. Böyle enlemesine gidersin!!"

Ben artık anladım... Aslında Berk'in uyku sorunu falan yok; benim şom ağzım var!.. Şu çenemi tutmayı bir öğrenirsem, oooohhhhhh yatarak çocuk büyütücem!!!

Güya 4 aydır işe gitmiyorum ve ne hayaller kuruyorduk Sermin'le, bir gün sen bize gelirsin bir gün ben size, evcilik oynarız diye. Berk ile beraber ilk kez geçen hafta gidebildim Irmoşumuzu görmeye. Onlar da Arda ve Çınar gibi bebeklik arkadaşı olacaklar. İlerisi için hatıra kalsın bu fotoğraflar...

Havaların ısınmasıyla Arda da biz de kendimizi parklara bahçelere attık geçtiğimiz hafta sonu. Ana kucağından ve pusetten nefret eden küççük eşşek sıpam, en son temiz havadan yorgun düşüp pusetinde uyuyakalınca, yine o şom denen ağzımı açmamla saniyesinde uyanıp yine kucağa gelmek istedi. Yani aslında benim çocuklarım gayet uslu, gayet sakin çocuklar ama problem benim. :))

    (Irmak, Berk'e "Ojelerim nasıl olmuş Berkcim?" derken!!! :) )

Burcu kaçar!... Ferber'in toplanacak daha çok meyvesi var ne de olsa!!! :))

21 Mart 2012 Çarşamba

Biraz da Arda'dan...

Bakıyorum da son postlarımın çoğu Berk ile ilgili olmuş. Bunu farkeder farketmez bir vicdan azabı hissettim içimde.. Sanki Arda'yı kayırıyormuşum gibime geldi bir an. Ne garip şu annelik. Aslında ikisini de aynı seviyorsun, bundan hiç şüphen yok ama yine de acaba biriyle daha mı çok ilgileniyorum psikolojisine de girmeden edemiyorsun.

Aslında konunun kayırmayla falan ilgisi yok elbette. Nasıl Arda'nın bebekliğinde de ilk zamanlarda, her gün her an bir farklılık oluşuyorsa hayatımızda, Berk'de de öyle. Değişimleri yazarken o yüzden daha çok Berk'ten bahsediyorum doğal olarak. Neyse... Açıklamamı yaptım, içim ferahladı... :))

Arda tam gaz devam ediyor okuluna. Yakın bir zamanda yine veli toplantısı talep edicem zaten, o zaman detayları da buraya kaydederim. Ama çok şükür ki abi kardeş arasında büyük bir sevgi bağı var. Kardeşini çok sevdiğini söyleyip duruyor sürekli, onu koruyor, ben mesela Berk uyumadığı zamanlarda ya da soluk almadan ağladığı zamanlarda sabrımın tükenmesi neticesinde kızdığımda "Annecim bebeklere kızılmaz!!" diye beni uyarmayı da ihmal etmiyor. İşte o zamanlarda benden bile daha sabırlı bir insanın varlığını görüyorum karşımda... Hem de daha 4 yaşında...


Son 3-4 aydır kendi odasında uyuyor Arda. Saat 21:00-21:30 civarında dişlerimizi fırçaladıktan sonra (ki her akşam "Bugünlük fırçalamasam olmaz mı lüfteeeennnn, pliiiizzzzzz!!!" diyerek yırtmaya çalışıyor ama nafile!!) ya babası ya da ben ona onun seçtiği bir kitabı okuyoruz. Sonra ben ışıkları kapatıp yanında 1-2 dakika yatıyorum ve bu sırada sohbet ediyoruz, sonra onu yanağından öpüp iyi geceler dileyip odadan çıkıyorum.

Son 1 aydır gördüğü kabustan bahsediyor bana. Kafasında 2 tane anteni olan bir asker, kürekle Arda'nın yüzüne kum atıyormuş. Çok korkuyormuş ama bizim yanımızda yatınca kabus görmüyormuş!!! :) Gerçekten böyle bir rüya görüyor mu, yoksa bizim yanımızda yatmak için bahane mi bilmiyorum. Bu sabah kreş öğretmenimize durumu açıkladım ve o da gördüğü rüyanın resmini çizdireyim bugün dedi. Merakla bekliyorum neler çizecek ve öğretmeni bu konuda neler diyecek.


Artık havalar ısınmaya başladı yaa, her sabah mutlu mesut gidiyor okula. Son zamanlarda "Artık kardan sıkıldım ben!!" modunda, karanlık bir sabaha uyanmaktan bıkmışcasına gidiyorduk zira. Kışı ve sonbaharı sevmem ben, oğlum da öyle, bana çekmiş. Bu bahar ve yaz çok eğlenceli olacak.. Şimdiden parka ailecek gideriz, sen Berk'e bakarsın ben babamla oynarım diye planlar yapıyor. Plan ve organizasyon konusunda da bana çekmiş.. :)

Tam bir at, kaplan, aslan ve dinazor hastası. Ayrıca köpek balıklarına da bayılıyor. Hiçbiri at sevgisini geçemiyor tabii. Ha bu aralar deve merakı da başladı. Sayko boyutlarında (Bu arada Berk'in doğarken abisine getirdiği şu postumda fotosu görünen meşhur ata kendileri "Sayko" adını taktı!! Nereden duydu, nereden öğrendi bilmiyoruz ama atının adı ne olsun dediğimizde "Sayko olsun" diye cevap verince surat ifademizin fotoğrafını keşke birileri çekseydi!!!) bir deve istiyormuş beyefendi!!

Özellikle hayvanlarla ilgili belgesellere de bayılıyor. Bunu gözlemlediğim iyi oldu, zira Ayça Arda'nın doğum gününde ona ne hediye alayım diye sorunca, "Ne gerek var canım hediyeye şimdi?? Sen kutla yeter! Ama illa ısrar ediyorsan da "National Geographic'in  En Sevilen Çocuk Belgeselleri-Marvi Hammer" adlı 10 VCD'lik seti var ondan alırsan çok memnun oluruz ailecek!!" diyivermişim!! Ağzımdan kaçmış yani... :)) O zaman neymiiiişşş???? Bir hata edip de bana "Size ne hediye alalım??" demiycekmişsiniz... :)) Ha ne diyordum? İşte bu belgesel CD'lerini izliyoruz sabah kreşe gitmeden önce ve akşamları. Açıkçası 4 yaşındaki çocuklar için biraz ağır kaçtı sanki ama yine de ilgisini çeken konularda da pür dikkat dinliyor kendileri. Aradan biz de birşeyler kapıyoruz tabii... Calliou ya da Pepee izlemekten daha faydalı şimdilik..

Bir de bu aralar Browni yapmaya taktı. O yapıyor ben yiyorum! Ya ama bir çocuk bu kadar mı güzel ıslak kek yapar?? Yok yok gerçekten herşeyi kendisi yapıyor, ben malzemeleri önüne koyuyorum (malzemeler derken de mesela 2 bardak şekerse, önüne bir tencere şekeri koyuyorum içinden 2 bardağı kendisi alıyor) sadece borcama dökme ve fırına verme işlemlerini ben yapıyorum. Hatta olayı abarttım artık, eve gelem misafirler için de Arda'ya yaptırıyorum. Geçenlerde Sibel'ler geldi, baktım evde çayın yanına birşey yok, zamanım da kısıtlı, iyi dedim Emre Jr gelince beraber yaparsınız hem aktivite olur size :) Sonuç olarak ben o akşam 5 dilim kek yedim. Sibel 2 dilim, çocuklar hiç yemedi. :)

15 Mart 2012 Perşembe

4 Aylık Bebek Kontrolü

Dün gittik doktorumuz Alev hanım'a.. Kontrol yazılarını herşeye rağmen yayınlamamı istedi. Ayrıca kendi bilgilerinden ve deneyimlerinden çok emin olduğunu da ekledi. Ben de daha önceki yazımda bir daha doktor kontrollerini buraya eklemiycem dediğim halde, hem gelen birçok mail, hem de buraya düşen yorumlara bakaraktan tekrar yazmaya karar verdim.

                             (Fotolar Emre Eldemir'den)
Neyse, gelelim 4. ay doktor kontrolümüze....

1- Dünya Sağlık Örgütü der ki; saat 23:00-05:00 arasında en fazla 1 kez beslenecek. (Alev hanıma yine uyku rutinimizden daha doğrusu rutinsizliğimizden ve düzensizliğimizden bahsedince şaşırdı. "100 hastam varsa 95 tanesi benim bahsettiğim şekildeki uyku düzenine sahiptir. İlk defa Berk'in bu rutine uymadığını gördüm." dedi. Ben de dedim ki, böyle konularda hep piyango bana vurur zaten!! :))

Sonuç olarak, uyku, uyutma durumlarında herşeyi bana bıraktı. ferber denedim olmadı, Tracy Hogg denedim olmadı, en rahat geleneksel yollarla uyutuyorum yani ayakta sallayarak dediğimde, nasıl istersen öyle yap dedi. :) (Yaşasıııınnnnn... ne Ferberiymiş yahuu, diş çıkarma döneminde normalde kendi kendne uyuyan bebeklerin bile rutini bozuluyormuş. Eeee ne anladım o zaman ben bu işten :) Salla gitsin işte...) İşte dün gece bu postu yayınlayıp yattım ve sabaha dek 25'er dakikada bir uyandı Berk. Artık sinirden ağlıyor buldum kendimi. Babamız topladı pılını pırtını diğer odaya uyumayagitti, ben yine kaldım Berk'le başbaşa.Büyük konuşmamak lazımmış, Ferber merber hak getire diyordum yaa, bugün yine Ferber'i uygulamaya başlamaya karar verdim. Uykum var yine yaaaa offffff....

2- Yattıktan 1,5 saat sonra mırıldanır. Bu uyku geçişidir. Sakın kucağa alıp, emzirme. sadece pışpışla.
3- teri, el-ayak teri artar. Ayakları kokmaya başlar. Ayak tırnakları kırılır, batar. batık oluşursa Bactroba.n kullanıyoruz.

4- El-ayak tırnaklarında çarpmalar sonucu beyaz lekeler oluşıur. Bunlar vitaminsizlikten değil, normal.

5- Bumba adında bir koltuk var, ödüllü bir koltuk. 4-14 aylık bebekler için. Öyle dizayn edilmiş ki hiçbir şekilde bebek öne, arkaya, yanlara düşmüyor. İstenirse önünde mama sandalyesinin tepsilerine benzeyen tepsisi var, orada herşeyi yapabiliyor, oynayabiliyor, yemek yiyebiliyor. Bu üründen alabiliriz.

O gazla hemen gidip bu koltuğu aldım. Aslında ben sevdim, Berk de hiç de rahatsızmış gibi durmuyor içinde ama eşimi bir türlü bu koltuğun ödüllü ve rahat bir koltuk olduğuna inandıramadım. Ama şahsen 2 gündür gün içinde, özellikle de mutfakta iş yaparken onu bu koltuğa oturtup iş yapabiliyorum. Gerçi Berk de sıkılgan bir tip olduğu için (abisi gibi) maksimum 15 dakika oturuyor ama bu bile kardır bence. Bir de minicik 63 cm'lik bir bebeğin böyle otururkenki hali çok sevimli :)


6- Rüya görmeye başlar. Gündüzleri uykusundan ağlayarak uyanabilir, normal.

7- Odada yalnız kalmayı hiç istemez. Odada çocuk sesi, bebek sesi CD'leri varsa, bebek rahatça uyur, oturur.

8- Daha çok sıçrar, daha çok ürperir.

9- Oturur. Kanape/koltuk köşesine, önğne emzirme yastığı konur, önüne çıngırak, ayna verilir.

10- Uzanıp yakalar. Yüzüstü gövdeyi kaldırır. 90 derece dönebilir. Aynada kendine güler.

11- Işıklı dönenceler çok ilgilerini çeker.

12- Ayna karşısına geçip birbirinizi sevin. Yüzüstü yatırılıp, karşısına ayna konur ve kendisini farketmesi sağlanır. Kendisiyle tanışsın :)
13- TV yasak. TV otizme, hiperaktiviteye, dikkat eksikliğine ve havaleye yol açar.

14- 4-6 ay arası bebek daha az konuşur. Çünkü hayatında keşfedeceği çok şey vardır. (Gross motor hareketler) Bu hareketleri keşfederken konuşmayı unuturlar. :)

15- Ek gıda başlanmaz. (Ben aslında az da olsa ek gıdaya başlama taraftarıydım ama Alev Hanım dedi ki, 4 aylık bebeklerin tad alma duyusu yokmuş. Ayrıca erken başlanan ek gıdalar bazı bağırsak bozukluklarına sebep oluyormuş. Ama 6. ayı beklemek de yanlışmış. Bu sefer de bebek ek gıdaları reddediyormuş.)

16- Sofraya birlikte otururulur. Eline soğuk havuç verilir.
17- Ek gıdaya başlamıyoruz ama geçiş için hazırlıklarımızı tamamlıyoruz. Mesela; cam rende, katı meyve sıkacağı, ilk beslenme kaşığı, saf sızma zeytinyağı, rondo/blender alıyoruz.

18- Yere bakar. Artık elleri keşfetmiştir, şimdi sıra ayaklarda. Hep birlikte yere oturun, bacağınızı açın, mesela yürüyen ışıklı bir oyuncak izletin.

19- Diş eti hipertrofisi başlıyor. Aynen öyle, Berk'in diş etleri kabarmış. Günlerdir olan huysuzluk bundanmış. Ki abisi de ilk dişini 5 aylıkken çıkarmıştı zaten.

Diş etleri 2 ay ila 18 ay arasında kabarır, ortalama 7-12 ay arasında çıkar. Diş çıkarırken, salya artar, bu da öksürüğe ve ağız kenarı kızarıklığına sebep olur. Yumruk yer, bunun için buzdolabında soğuyan içi su dolu dişlikler var onlardan kullanabiliriz. Ellerini kulağına ve saçına götürür.

20- Bu ay daha mızmız bir bebekle karşı karşıyayız. neden? Çünkü artık sosyalleşmiştir. Konuşmak, konuşulmak ister. İstekleri vardır. Ayrıca beyni emreder ama kolu bacağı yapamaz. Sinirlenir. Bu yüzden neye bakıyorsa ona dokundurcaz, elleticez. Aaa bak bu koltuk gel dokunalım, bu gözlük bak elle, bak burda ne varmış, bir saat bak dokun....vb gibi. Bu, bebeği rahatlatır.

21- Ebeveyn kullanma kılavuzunun önsözü yazılmıştır. Bebek artık szi nasıl kullanacağını çözmüştür. Numaradan ağlar, numaradan küser, numaradan öksürür.. Odada yalnız bırakın. Ağlayacak. hemen gitmeyin ama sessiz de bırakmayın. "Hemen geliyorum tatlııımmm" diye bağırın yavaş yavaş yanına gidin.

22- ATEŞ: Artık hastalıklar kendini ateş olarak göstermeye başlar maalesef... Koltuk altı ateş 37 derecenin üstündeyse (Kulak=Koltukaltı +0,5 derece) bebeği soyun. Koltuk altı ateş 37,5-38 derece ise yarım ölçek calpo.l, ve buna rağmen ateş 38,5 derece ise salonun ortasına sıcağa yakın ılık su dolu leğende 15 dakika bebeği oturtuyoruz. Çıkarıp ölçtükten sonra hala ateş 38,5 derecenin üstündeyse tekrar yıka çıkar,ölç. Yine 38,5 derecenin üstündeyse fitil koy.

Ateş yükselirken bebek titrer. El, ayak ve bacakları soğuyabilir, morarabilir. Bacaklar mor dantel şeklini alabilir. Ateş düşerken bebek terler. Ateşli bebeğin bodysinin çıtçıtları kapatılmaz, açık bırakılır böylelikle vücut hava alır.

12 Mart 2012 Pazartesi

Sevgili Annecim

Sevgili Annecim,

Bir önceki mektubunda benimle ilgili şikayetlerini dile getirmişsin.

Allah için benim senden pek şikayetim yok, biraz fazla uyku uyku diye tutturmuşsun o kadar!! Ne uykusu, dışarıda ne güzel hayat var, uykuyla ne geçireceksin zamanını.. Hem beni 9 ay boyunca kapkaranlık, gürültülü bir yere, iki büklüm tıktın da ağzımı açıp birşey dedim mi?? 38 hafta 6 günlükken birdenbire "dünya" dediğin ışıklı yere çıkarırken beni, bana sordun mu?? Belki ben biraz daha kalmak istiyordum iki büklüm olduğum yerde!! Hep sen birşeyler istiyorsun, beni doğururken benim fikrimi aldınız mı o "baba" dediğin kişiyle?? Kimse bana birşey sormadı walla, sordunuz da ben mi hatırlamıyorum???


Tatlı annem... Şunun şurasında bir tanecik zevkim var, emmek. Onu da elimden al oooohhh tam olsun. Bana bak kadın, annemsin, ayaklarının altında cennet var demem, hayatını cehenneme çeviririm bilesin!! Benim de bir özel hayatım var, saygı göster isteklerime. Tamam uyumayı sevmiyorum ama en azından güler yüzümü de eksik etmiyorum. Haksızlık etme bana.

Bu arada, gezmek için gitmek istediğin Eskişehir'e, aslında 4. ay dönümümü kutlamak için gidiyoruz bahanesini sunduğunu biliyorum. Herkesi kandırabilirsin ama beni asla!! Hem neden 1,5 saatcik Ankara-Eskişehir hızlı tren hattında bu kadar stres oldun ki?? Beni kucakta tut yeter susmam için. Ama o ana kucağı denen ama aslında hiç de senin kucağına benzemeyen şeyden ve pusetten nefret ediyorum. Beni sürekli oraya koymaya çalışıyorsun sırf alışıyım diye ama A-LIŞ-MIY-CAM!!! Ne zaman koysan bascam yaygarayı, bakalım sen mi inatsın ben mi??? Ha bir de babama da söyle, bir daha trene yetişmek için biraz daha erken çıkın evden, bilet almaya giderken şimşek gibi hızlı sürdün pusetimi, ağlamama bile zaman kalmadı. Ama ne heyecanlıydı o an!! Hemen ayaklanıyım da sizin arabayı kaçırıp kaçırıp hız yapıyım ben en iyisi...

Canım annem, yahu herkes bilir kabızlığın ne kötü birşey olduğunu. Ben çok yapıyorum diye bana kızıyorsun!! Şu kadınları da anlamak mümkün değil!! Neyse ki evdeki popülasyonun bir kişiden ibaret. Bizim canımızı sıkma, babam, abim ve ben bir olur gösteririz sana hayatın kaç bucak olduğunu. Yok yok alınma sakın, tehdit etmiyorum seni, annemsin yaa içten konuşuyorum seninle, çok sevdiğim için seni. Ha ne diyordum: Kakiş... Yapsam suç, yapmasam suç. Napıyım annecim, sütün artsın diye yapmadığın şey kalmadı, olan sütü de içmiyim mi yani. Eee içince de elbet bir yerlerden çıkacak.  Çıkmasa daha mı iyi?? Zaten tosun oldum, bir de kakiş yapmasam ne olurum.. Hiç bu yönden düşündün mü???

Kakişin sırtıma kadar çıkmasından kendini sorumlu tutma. Bezin boyutu da bana iyi geliyor merak etme. Hem ne diye durup dururken Prima'nın müşteri temsilcisini arayıp da "Neden bebeğimin kakası sürekli beline kadar taşıyor? Bebeğimin popo deliği mi geride, yoksa sizin bezleriniz mi hatalı üretim?" diye sorup müşteri temsilcisine rezil oluyorsun ki?? Bilmiyor musun ses kaydı yapıyorlar! Yakında gazetelerde, komik konuşmalar başlığı altında okuruz konuşmalarını!!! Hayır bari benim adımı karıştırmasaydın olaya!!! Olayın tamamen benim suyu çok sevmemle, sürekli banyo yapmak istememle ilgili olabileceği hiç aklına geldi mi???


Bitanecik süt ineğim... Daha 4 ay oldu sadece tanışmamız, umarım seni hayatın boyunca hiç hayal kırıklığına uğratmam.  Senin beni uğratmayacağını, ne yaparsam yapayım hep benim destekçim olacağını, hep benim yanımda olacağını biliyorum. İşte o yüzden o en çok güven duyduğum kollarından, sıcacık koynundan çıkmak istemiyorum. Bunu çok görme bana... Beni hep sev. Hiç kızma. Hep de ne zaman istersem emzir.. :)) Şu ay dönümü kutlamalarımda da en azından bir tattır bana pastamı da, bencillik yapma!! Karşıma geçip, herşey oğlum için, süt yapar ayağına 3 dilim, 5 dilim götürürken malları, yine herkesi kandırabilirsin ama beni ASLA!!!
 Olsun ben seni şişman da seviyorum! :)

Ha bu arada ben kardeş istemiyorum abimin aksine. O babama söyle üç üç üç diye tutturmasın. Daha bismillah, yeterince babamı dize getiremedim demek ki, 3-5 sene sonra belki 3. çocuğumuz olur demeye başladı millete. Şimdi seni zorluyorum ama hele bir ayaklanıyım göstericem ben babama!! Bakalım ondan sonra isteyecek mi?? Nihahaahaahah :))))

Daha büyüyüp neler yapacağımı da biliyorsun abim gibi bir örnek varken karşımda. Siz bile bile yaptınız beni. Herşeyi göze aldınız yaparken. Abim türlü yaramazlıklar yaptı, ben de yaparım. Benim başım kel mi?? (Evet doğduğumda keldi ama artık değil.) Ha kel demişken; ne diye doğduğumdan beri her banyo sonrasında zırt pırt zeytinyağı sürüp durdunuz ki kafama?? Zaten çıkacaktı saçlarım benim. Ben birşey dedim mi size beni yağlı güreşçilere döndürdünüz diye. Bak yine sinirlendim!!! Sen en iyisi bıdı bıdıyı kesip, şu memişini ver de sakinleşeyim. :) Hadi hadi, bak geç kalma, basarım yaygarayı ona göre.

Seni çok seven lokumun Berk...

8 Mart 2012 Perşembe

Sevgili Oğlum Berk

Sevgili Eşek Sıpası Küçük Oğlum;

Ben sana ne ettim de tüm hıncını geceleri benden çıkarıyorsun?? Tamam küçüksün, sevimlisin, şeker gibisin, bir gülücükle insanın tüm sinirini alıyorsun ama, insanın sabrı bu kadar da zorlanmaz ki... Tam abine 4 sene sonunda kendi kendine deliksiz uyumayı öğrettik derken, bu sefer sil baştan başlattın herşeyi, hem de kıyas olacak belki ama uyku olayında zamanının en zor bebeklerinden biri olan abin bile bu kadar zorlamamıştı bizi!.. (Gerçi laf aramızda o da gündüzleri huysuzdu. Sen en azından gündüzleri sakinsin de öyle avutuyorum kendimi!!!)

Bitanecik oğlum... Biliyor musun normal insanlar günde 8 saat uyurlar. Normal bebekler ise en az 10 saat. Son 2 gündür uyku ve uyanma saatlerinin listesini tutuyorum. Oğlum sen deli misin??? Ben bile günde 6 saatlik uykuyla leyla gibi gezinirken, sen nasıl bu kadar enerjik olabiliyorsun?? Oğlum neden uyumuyorsun?? Hadi uyumuyorsun da, peki neden uyutmuyorsun???


Canım oğlum... Evet emzirmek çok güzel bir duyguymuş da, olayın bu kadar da gözü çıkarılmaz ki!! Açsan eğer 10 dakikada emer, sütü bitirir, karnını doyurursun. Sen kendini hükümdar bellemiş olmalısın ki, her istediğin anda memeler emrine amade olsun istiyorsun. Lay lay lom 2 dakika fırt çekip 10 dakika gülücükler atıyorsun, ne doyduğunu anlayabiliyorum, ne laubalilikten mi emdiğini. Sayende 2. kez anne olmama rağmen, yeni anne olmuş tecrübesizliğindeyim. Lütfen lakaytlığı bırakıp doğru dürüst em şu memeleri de, kendimi 24 saat damızlık inek gibi görmekten kurtulayım...

Benim lokum oğlum... Abin akşamları saat 10'da, baban 11'de yatıyor da, sen, senin sayende de ben neden gecenin bir buçuğunu bekliyoruz??? Aylardır bunun sebebini merak ediyorum ama henüz çözemedim!! Hayır çok mu meşgul bir insansın, dünya işlerin mi var da o saati bekleyip, üstüne 1,5 saatte bir uyanıp, sabahın köründe de cin gibi uyanıyorsun? Oğlum sen kendini horoz mu sanıyorsun??? Değilsin bitanem, walla değilsin. İnan bana.. Sana kim demişse az uyuyup erken uyanman gerektiğini, yanlış demiş. Kanma sen... Bana inan sadece... Uyumak iyidir, insanı dinlendirir. Bir kerecik denesen sen de seveceksin...


Benim tosun oğlum... Niye her altını açtığımda kesin bir miktar kakayla karşılaşıyorum?? Oğlum topluca yapmayı ne zaman öğreneceksin? Ha bir de neden her seferinde kakan bezinden taşıyor da taa belinden silip sürekli yıkamak zorunda kalıyorum seni?? Hadi bezi ben yanlış bağladım diyelim, bakıcı teyzen de mi yanlış bağlıyor da onda da aynısı oluyor?? Popo deliğinin belinde olduğuna dair ciddi şüphelerim var diyorum da baban dalga geçtiğimi sanıyor!!... Yok yok bezinin boyutu da sana uygun, küçük değil... Bir çözebilsem sebebini ilk sana söyliycem merak etme...

Çok uykum var yine. Sayende son 4 aydır hep uykum var zaten... Mektubumu burada bitirirken çokça öpüyorum seni buğumlarından. Umarım bu mektubumu kaale alıp, benimle daha iyi geçinmeye karar verirsin. İnan bana o zaman ben de daha sevimli bir anne olacağım. Söz... Hem de erkek sözü!!! Seni seviyorum.

Annen