31 Aralık 2011 Cumartesi

100. Gün Etkinliği

Arda'nın kreşinin 100. gün etkinliği vardı Perşembe günü. Eee yeni yılla da birleşince ortaya çok güzel etkinlikler, gösteriler, oyunlar, yarışmalar çıkmış. Ağzından laf bile alamadım bu sefer, sır gibi sakladı neler yapacaklarını.. Öğrenebildiğim tek şey; izleyicilerin kafasına yukarıdan şekerlerin düşeceğiydi :)

Aralık ayının son haftası çok yoğun geçer bizde. 28 Aralık eşimin doğum günü, sonra yeni yıl derken, bu sene bir de bu etkinlik çıkınca her günü iple çeker olduk... Gerçi yeni yıl için doğal olarak çılgınca kutlamalı, eller havaya tarzında bir planımız yok, Berk Paşa gece yine bir sürpriz yapar da uyumaz diye tavuk gibi onunla birlikte uyumayı düşünüyorum bu gece şahsen... Ama elbette masamız donatılacak, noel ağacımızın ışığı yakılacak ve bol bol yemek yenilecek....


Berk Bebek saflarında hayat eskisi gibi... 40'ımız çıktı ama ne bir peri geldi sihirli değneğini değdirdi üzerine, ne birşey değişti düzensizliğimizde. İsyanlara başladım artık, neden hep benim çocuklarım böyle huysuz, huzursuz ve gazlı oluyor diye. Resmen açıklıyorum burdan, ister bana kızsınlar ister kıl olsunlar; kız analarını kıs-ka-nı-yo-rum. Arada istisnaların olduğunu da biliyorum tabii ki, ama kesinlikle şu bir gerçek ki; erkek bebekler kızlara oranla daha zor büyüyor, daha çok zorluyor. İşte yine böyle isyanlardayken ben, "sağlıklı olsun da Burcu, gerisi geçiyor, bitiyor" dedi bir arkadaşım. O zaman da pişman oluyor, kötü hissediyor insan kendini isyan ettiğine. Belki de bardağın boş olan kısmını değil de dolu olan kısmını görmem gerek benim de.. Yoksa böyle hayat geçmez...


Yeni yıldan istediğim az birşey var benim. Öncelikle ailemin, sevdiklerimin sağlığı, huzuru, mutluluğu. Sonra da Berk Bebeğe birazcık uyku özellikle de gündüz uykusu ama mümkünse kendisi tek başına, memede değil, pışpışlanarak değil, ayakta sallanarak değil. Bir de lütfen daha az ağlasın, lütfen, lütfen, lütfen...

25 Aralık 2011 Pazar

Uzaylı Kafası Yapma...

Hastalığımızdan dolayı 2 hafta kreşe gidemedi Arda. Eve öyle alışmıştı ki, böyle zamanlarda kreşe tekrar geri döndürmek hep çok zor olmuştur bizim için. Öyle; "gideceksin, yapacaksın" tarzı bir yaklaşımla Arda'ya hiçbirşey yaptıramayacağımızı da çok iyi bildiğimiz için, hep uyguladığımız yöntemi uygularız; ikna.

Kreşimizin aylık etkinlik programına, içimden dua ederek baktım o anda. Lütfen ikna edebilmem için ilgisini çekebilecek bir şeyler olsun diye. Bu sefer şansım yaver gitti. Etkinlik takviminde, "Bir uzaylı olsaydın bugün okula ne giyerek gelmek isterdin?" yazıyordu ve okul defterimizde de o gün için basit bir kostüm hazırlamamız isteniyordu.
 

Arda'ya ne giymek istersin diye sorduğumda antenli şapka dedi!!! Biz de evdeki mevcut malzemelerle antenli bir uzaylı kafası yaptık, ertesi gün de öğretmenlerimizden 100 tam puanı kaptık!! :)



Malzemelerimiz: Kafanın içine sığabileceği bir kutu, kutuyu kaplamak için renkli kağıtlar, antenler için 2 adet pipet, göz stickerları, meyveli yoğurt kapları (iyi ki bu kapları biriktirmişim :) )

Kutu, Arda'nın kafaya büyük gelip sabit durmayınca, bizimki işkillendi, zamanımız olmadığı için güzel bir çözüm bulamadım o kısıtlı sürede, o yüzden yalap şaplap bir çözümle, içine poşetler yapıştırdım ve Arda'nın kafa şeklini aldı ve kafada sabit kaldı.


Malum el işlerinde pek becerikli değilim, cümle alem bilir bunu. Ama kendi çapımızda eğlendik ve dahası pek de zorlanmadan bu "çirkin" şapka sayesinde zorlanmadan gitti kreşe.

19 Aralık 2011 Pazartesi

Hasta, Yorgun ama Mutlu Kadın...

Ne haftaydı Yarabbim... Ankara'da bir salgın, herkes hasta.. Arda'nın kreşinde okula devam edebilen öğrenci sayısı geçen hafta 7 iken, bu hafta 5'e düştü... Biz elbette o şanslı 5 kişiden biri değiliz!! :) İşin kötüsü Arda 2 gün sonra bana sattı hastalığını. Bir ateş ki ilaçlara yanıt vermiyor. Ben de, gece basan ateşleri, sonra birden bire üşümeleri, sonra ani terlemeleri, lohusalığım boyunca zaten sürekli yaşadığım al basmaları olarak düşünüp, hasta olabileceğim aklıma gelmeyince ve yanı başımdaki ateş ölçere elim gitmeyince, tüm gece ilaçsız, kafam kalkmadan, halsizliğimi uykusuzluğuma verip, geceleri nasıl emzirdiğimi, nasıl alt değiştirdiğimi bile hatırlamadan geçirdim gecemi. Neyse ki hafta sonu Eskişehir'den görümcemler ve kayınvalidem gelmişlerdi de, enfeksiyon uzmanı görümcem ateşimi farketti ve bilirkişilerin ellerine teslim ettim kendimi. Söylemeden geçemiycem, bu dünyada görümcesini benim kadar çok seven bir gelin daha var mıdır acaba???
   (Hastayız ama ortamdan da geri kalmıyoruz...)
O günden beri evde maskeyle geziyorum. Arda'yı zaten Berk'in yanına yaklaştırmamaya çalışıyoruz. O da öyle akıllı ki maşallah, ben hastayım Berk'in odasına girmemem, onu öpmemem lazım, iyileşince öperim dedi tüm hastalığı boyunca...

Ee tabii 1 haftadır da kreşe gitmeyince, evin tadını iyice çıkardı. Hele bir de hafta sonu kuzenleri gelince Arda'nın pek yüzünü göremedik evde, beraber takıldılar :) Hafta içi de, fırsat bu fırsat dedik, yılbaşı kartlarımızı yaptık. Daha doğrusu malzemeleri ben koydum, gerisine hiç dokunmadım. Sadece iç kısmına tebrik mesajlarını yazdım o kadar. :)


Berk lokumu mu?? Çok şükür gece uykularımız ufaktan düzelmeye başladı. Geceleri yine 2-3 saatte bir elbette acıkıp uyanıyor, yine sürekli kaka yapıyor ve pişik olmasın diye geceleri de sürekli altını değiştirirken cin gibi uyansa da, bunu ilk memeyi emdikten sonra altını açıp 2. memeyi emerken uyumasını sağlayarak çözdüm. :) Lakin gündüzki hallere hala daha bir çare bulamadık. Sürekli memede olmak istiyor, salıncağında ya da yatağında öyle sesiz sakin hiç durmuyor, sürekli ağlıyor. Özellikle de akşamları saat 6 gibi bir gaz sancısı geliyor ki sormayın.. Kolik mi?? Hayır değil. Zira koliğin merkezini Arda'dan bildiğim için, durum o kadar vahim değil şimdilik!! Ama Allah bana şöyle yattığı yerde uyuyan, sessiz sakin duran çocuk vermiyor. Oysa hamileliğim boyunca birincisi böyle sus pus bir bebek, ikincisi de kel bir bebek rica etmiştim kendisinden!! Salaklık işte, tek bir şey isteyip, onun için dua etsene be şaşkın kadın, saçlı doğsa ne olacak çocuk?? Aklımı seveyim!!! Neyse, sağlıklı olsunlar da... En azından bu günlerin geçeceğini de biliyorum. Tecrübeyle...


14 Aralık 2011 Çarşamba

1 Aylık Doktor Kontrolü

Ailemizin çocuk doktoru, benim, dediklerini kanun gibi uyguladığım doktorumuzla Berk'in ilk tanışma ve kaynaşma günüydü Salı günü. Yine elimde sorulacaklar listesiyle gidip, hiçbirini soramadan geri döndük evimize. Çünkü sormama gerek bırakmadan herşeyi öncesinde açık açık anlatarak ve not alarak, aldığı notları da bana vererek doktorumuz beni yine şaşırtmadı..

Bu doktor kontrollerinde söylenenlerin birçok kişiye faydalı olduğunu bildiğim için yazma ihtiyacı hissediyorum. Arda 5 aylıkken bu blogu tutmaya başladığım için, ilk 5 aylık doktor kontrollerini bu sayfalarda bulamazsınız. Gerçi onları yazmamın sebebi, kamu görevi babında değildi, 2. çocuğumda bana hatırlatmalarda bulunmaları idi ve şimdi de 3. çocuğu düşünmediğim için öyle bir amacım yok elbet, şimdi yazmamın tek amacı sadece kamu görevi!! :)


Yine kısa kısa, not not halinde yazacağım, zira 1 saatlik bir görüşmeydi ve uzun cümleler kurarsam çok çok uzun sürer yazması da okuması da...

1- Bir ay bitti. Anne sütü halen olgun değil. 2 Aylıktan sonra olgunlaşacak ve kalori miktarı artacak.
2- Anne sütü için stres, yorgunluktan uzak durulacak. En az bir meme bitene kadar emzir. Bir memede en çok 20 dk kalacak.
3- Bebek memede uyutulmayacak, sakinleştirilmeyecek, avutulmayacak.
4- Bıraktık ağlıyor mu? Sorulacak sorular: -Acaba doymadı mı? Gazını çıkar, 2. memeyi ver. Hemen uyuyor mu, o zaman emzik niyetine sizi kullanıyor, emzirmeyi bırak. Aktif olarak emiyorsa doymamıştır, emzirmeye devam et.
5- Günde 25-30 gr kadar alırlar. 6 saat açlığa dayanırlar.
6- Anne, kalsiyum miktarını %50 artıracak. Ama süt içmeyecek.
7- Haftada en az 2 gün balık yenecek, yenemiyorsa balık yağı içilecek.
8- 2 saatten önce meme dolmaz. (Burada 2 gündür 2 saatte bir emzirme olayına geçtiğimi söyledim. İlk ay her ağladığında emzirilmesi gerektiğini, ama 1. aydan sonra 2 saatte bir uygulamanın doğru olduğunu söyledi.)
9- Acı, kahve, kola yasak!
10- Anne sütünü artıran yiyecekler: Et, balık, elma suyu, elma kurusu kompostosu, emzirme çayları, kefir, marul, badem, dere otu, hurma, boza, kestane şekeri.
11- Gaz yapan ve az tüketilmesi gereken besinler: Kuru fasulye, nohut, bezelye, çikolata, bulgur pilavı, portakal suyu, domates, kuruyemiş, sarma, brokoli, lahana.


     (Doktor teyzesi Berk'in gazını çıkartırken)

Bir Aylık bebeklerde normal olan davranışlar...
1-Bıngıldaktan kalp atışının görülmesi.
2- Burun tıkanıklığı ilk 6 ay ok! Ama sıcak ortam, kuru ortam, düz yerde yatırma, tozlu ortam bunu artırır. Oda nemi %35 civarı ideal. Düşük ise soğuk buhar aleti ile 10-15 dakika kadar oda nemlendirilecek. Daha fazla süre nemlendirilmesi alerjik astımı artırır. Burun tıkanıklığına yapılacak şey, günde 4-5 kere 4-5 damla serum fizyolojik damlatmak. Günde maksimum 2 kez burun pompasıyla çekmek.
3- İlk 2 ay uykuya dalarken düzensiz nefesleri olabilir. Susma, iç çekme, bazen bir süre hiç nefes almama ...vb.
4- İlk 6 ay şaşılık, göz kayması normal.
5- Eklemlerde kıtırtı normal.
6- İlk 1,5 yıl el emmesi istenen bir durum. O yüzden eldivenleri atmamız iyi olmuş. El emme salya yapımını artırıyor, salya boğaza kaçıp öksürüğe neden olabiliyor. Bu normal.
7- Görme; şimdi 50 cm, 2 hafta sonra (1,5 aylıkken) 80 cm, 2 hafta sonra (2 aylıkken) 100 cm görecek.
8- Cilt ilk 1-2 ay kızarır, kabarır, soyulur, kurur. Kurursa losyon ya da zeytinyağı, kızarırsa kızarıklıkların üzerine gül suyu sürüyoruz.
9- Hıçkırırlar. Normal. Bazıları 1 damla limon suyu kullanın der ama SAKIN!! Sadece emzirin.
10- Isı kontrolü: 1 aydan sonra tam bizim gibi ısıyı hissederler. Dolayısıyla biz nasıl giyiniyorsak onu da öyle giydirin. Üşüdüğünü kulak memesinden anlayabiliriz. kulak memesi soğuksa üşüyordur.
Oda ısısı 22-23 derece, banyo yapacağı oda 25-27 derece, banyo suyu sıcaklığı 36-37 derece olmalı.
11- Hapşırırlar. Nedenleri; odadaki tozlar, parlak ışık, ani ısı değişikliği olabilir. Odada fazla kaz tüyü, kuş tüyü, yün olmayacak.Parfüm, keskin kokular kullanılmayacak. Çamaşırlar Hacı şakir bebek sabunu ile yıkanacak. Yumuşatıcı yasak.
12- 6-18 ay kadar kusma, reflü olabilir. Normal. Ama bebeği, 15-20 derece eğimli bir yatakta, yan olarak yatırmak güvenlik açısından şart.
13- Günde 2-12 defa kaka yapabilir. Sarı, yeşil renkte olabilir. Her alt açmada pişik kremi kullanılmaz. Paraben içeren ıslak mendiller kullanılmaz. 1 ay itibariyle dışkı sayısı azalabilir. her gün kaka yapmayabilir. Çok sert yapılan kakalar kabızlık belirtisidir. Ama kaka kıvamı normalse ama birkaç gün yapmıyorsa bu kabızlık değil. 3 gün boyunca kaka yapamaz ve ıkınırsa, kulak pamuğuna zeytinyağı sürüp, popo deliği uyarılır.
14- İlk 3 ay bağışıklık zayıf. Kalabalıktan uzak tut.


(Berk tilki uykusundayken... Evet tilki milki ama arabadayken uyuyor bu minik adam. En azından bunu keşfedebildik, yaşasın!!!)

Bu aydaki oyuncakları:: (Evet evet 1. ayda bile oyuncak var :)
1- Anneyi 180 derece izlemeye başlayınca dönence tak, ama ASLA 20 dakikadan fazla o dönencenin altında bırakma.
2-Tavana ışığa bakacak. Siyah ve beyazı çok iyi görür. Tavandan siyah, beyaz ve kırmızı balon sallandır.
3- E-bebek'te satılan kuzulardan al :)

Uyku:

Gündüz uykularının önemi sıfırdır! Uykuya asla karışma. İlk 2 ay uyku düzeni diye birşey olmaz, düzen oturtmaya çalışma. O uyandığında tekrar uyutmak için pışpışlama, uğraşma. o uyumak isterse zaten uyur!! 

Banyo:
İlk 6 yıl baş geriye doğru tutulup sabun-su dökülür. haftada 7 gün banyo yapabilir ama  bunun sadece 2 seferinde sabun-şampuan kullanılır. Sabun-şampuan kullanıldıktan sonra vücuda nemlendirici, zeytinyağı sürülür, diğer sadece suyla alınan duşlarda birşey sürülmesine gerek yok.

Evet notlarımız kısaca bu şekilde. Berk Lokumu 4,3 kg olmuş. Günde bir bazen 2 kez mama takviyesi yaptığımı söyleyince ufak bir hesap yaptı doktorumu ve sonuçta ayda aldığı bu kilonun çoğu anne sütü kaynaklı dedi. Derin bir oh çektim. Evet bana sütümün aslında yeterli olduğunu herkes söylüyor ama bunu Alev Hanım'dan duymam son nokta oldu. Dedim ya, onun dedikleri bana kanun.

12 Aralık 2011 Pazartesi

Uykuuuuu, biraz uykuuuuu.. Bütün isteğim buydu.....

Biri bu minik adama onun bir bebek olduğunu ve bebeklerin de günde en az 15 saat uyumaları gerektiğini anlatabilir mi acaba??? Bu çocuk uyumuyor!. Yok yok cidden uyumuyor. Günde toplasak 5 saati geçmiyor uykuda olduğu süre, geri kalan saatlerde de ya memede şekerlemede, ya mutfakta en sevdiği oyuncağın, aspiratörün yanında, ya kucakta, ya ağlıyor, ya pışpışlanıyor, ya ana kucağında sallanıyor, ya..., ya..., ya...

Ama uyumuyor. Uyumadığı gibi uyutmuyor da. Hiç abartmıyorum bu 30 günlük süre içinde "oh be dün gece çok iyi uyudum" dediğim 1 ya da 2 seferdir. Onlar da deliksiz 2,5 saat, delikli olarak toplamda 3,5 saat uyuduğum için. Abarttığımı sanıyor herkes, eşim bile.. Nitekim, geceleri hangi saatte odamıza bize bakmaya gelse, beni ya alt değiştirirken, ya emzirirken, ya ayakta sallarken, ya pışpışlarken görüyor. Tek göremediği uyurkenki halim. Çünkü uyumuyorum(z)!.. Artık gözlerim fazla mesai yaptığından olsa gerek, ikisinde de aynı anda arpacık çıktı. Ertesi güne arpacıklarımın ağrıları geçmişti ama bugün 3. gün olmasına rağmen, iki göz kapağım da olması gerekenin neredeyse 3-4 katı kadar şişmiş ve özellikle sol gözüm kapanmış durumda. Acınacak haldeyim, ama bana benden başka kimse de acımıyor...


Önceden hafta sonları gelsin diye iple çekerdim. Artık tam tersine, hafta içi olsa da bakıcı teyzemiz gelse, en azından bebeğin altını alacak biri olsa diye bakıyorum. 5 dakikalık işi bile başkasına yaptırmak bana kar geliyor çünkü. Yoruldum, çok yoruldum gerçekten... :(

Süt müt işlerine de canım sıkılıyor. Uyuyamadığım için sütüm yetmiyor. Aslında 2 saatte bir sağdığımda toplamda 2 göğüsten 100 cc çıkıyor ama normalde 1 aylık bebeklerin 2 saatte bir 90 cc mama ile doyması beklenirken, bizimki sürekli emmek istediği için, sürekli acıktığı için yetmiyor. İki meme bile emse saat başı acıkıyor. Saat başı acıktığı için, sürekli memede kalıyor, o memede kaldıkça süt üretimi azalıyor doğal olarak. Süt azaldıkça da doymuyor ve ağlıyor. Sonrasında da kurtarıcımız yine mamalar oluyor. Tracy Hogg kitabında böyle bebeklere "atıştırmacı bebek" diyor. "Atıştırmacı bebek", sık sık, azar azar yiyen, ama tam olarak hiçbir zaman karnını doyurmayan bebekmiş. Tam da bizim lokumu alatıyor bu tabir. Eşimin deyimiyle ise "cins bebek"!! "Böyle cinsler de hep bizi buluyor" diyor kendisi :))


Nette araştırmalarıma göre, bu atıştırma huyu ilk 6 hafta içerisinde önlenemezse, bu ileriki hayatı boyunca çocukta uyku düzensizliklerine bile sebebiyet veriyormuş. Bunu 4. hafta bitimimizde öğrendiğim iyi oldu. Zira bugünden itibaren artık 2 saatte bir, saat ile emzirmeye çalışacağım. Aralarda elbette ağlayacak, özellikle de yazılan ilk 3 günün zor olacağı, ama ağladığı zamanlarda da emzikle, pışpışlamayla..vb. zaman geçirmeye çalışmak. Bakalım, inşallah düzene oturtacağız...

Bu hafta sonu Arda, tam 2 hafta önce söylediğimiz şeyi hatırlattı bize. Sorumluluk duygusuna şaştık kaldık. "Hani Odtü'ye gidip kardeşimin göbeğini gömcektik??" dedi cumartesi akşamı. Birbirimize bakakaldık eşimle. Tamam dedik, yarın sabah gidelim ve sen göm. Öyle de yaptılar babasıyla beraber. Kendi göbeğinin tam yanına gömdüler Berk'in göbeğini. :) Aslında doktor olmalarını isterim ben ama hastaneye gömerseniz hastalıktan kurtulmazlar dediler, o zaman avukat olsunlar dedim, mahkemeye gömerseniz hapishaneden çıkamazlar dediler. Sonunda eeeeehhh  dedik yine ne varsa mühendislikte var demek!!!! Arda'nınkini gömerken eşime, sakın dedim kimya mühendisliği bölümünün yanından bile geçme. Odtü Elektrik&Elektronik Müh. bölümü civarındaki toprağı eşeleyip 2 adet göbek görürseniz şaşırmayın, gıcıklığına da göbekleri alıp başka yerlere taşımayın!! :PP



Bu pazar günü 1. ayı bitti Berk'in. Arda'da ilk 1 sene her ay pasta kesmiştik ay dönümlerinde. Hep de aynı pozu vermiştik fotoğraf makinasına, önde minik bir pasta ve arkada biz :) Hak geçmesin dedik, ilk 12 ay Berk'de de aynısını uygulayalım. Berk'in yerine abisi üflesin, beraber yiyelim pastayı... Hep büyüdükçe düzene girer derler yaa, iyi oluyor bu ay dönümü kutlamaları. 1 aylık oldu bile, daha dün gibi doğumu oysa.. Ha düzene giren hiçbirşey yok o ayrı ama dur bakalım.. Hele bir kırkı çıksın, bir rüya perisi gelip değneğini değdirecek lokumumun üzerine, mışıl mışıl uyuyan bir bebeğe dönüşecek kendileri inşallah... Evet evet ancak rüya perileri yapabilir bunu... Ama rüya görebilmek için de uyumak gerekliydi değil mi??? Kısmet...

6 Aralık 2011 Salı

Yaşasın Biberonlar...

Daha hastane odasındayken emzik tutuşturdum Berk'in ağzına. Arda'da emzik kurtarıcım olmuştu çünkü, tüm emme refleksini emzik karşıladığı için. Bıraktırmak da hiç de öyle korktuğum gibi zor olmamıştı.

Berk'in de emme refleksinin çok fazla oluşundan, bu sefer Arda'nın aksine emzirebildiğimden dolayı ve memeye fazla bağımlı olması sebebiyle bir yandan da "Ya biberon almazsa, 24 saat Berk'in yanında mı kalıcam!!??!!" tedirginliğimden dolayı, memeyi de bırakmadan biberonu da alması için dua ettim ve arada sırada biberonla da ya mama ya anne sütü verdim, veriyorum. İyi ki öyle yapmışım, zira lohusalığım eve tıkılıp kalarak geçmedi, geçmiyor. Yarı kırkımız çıkana kadar annem sağolsun hep yanımdaydı, hafta içi de bakıcı teyzemiz... Sıkıldığımda 1-2 saatliğine dışarı çıkıp kafa dağıttım bu sayede. "Ağlarsa biberonla mama/anne sütümden verirsiniz!" diyerekten, ya kendim için ya da hafta sonları Arda ile beraber çıkıp gezdim dolaştım/dolaşıyorum. Arda da memnun tabii bu durumdan. Her fırsatta Arda ile ilgilenmeye, onunla oyun oynamaya, evde faaliyet yapmaya çalışıyorum. Bu sayede hem Berk'i kıskanmasına fırsat vermiyor, hem de onun gönlünü alıyorum.


İşte geçen hafta sonu da öyle bir gündü.. Sevgili arkadaşım Umur'un Ada'cığının doğum günü partisine katıldık Arda ile beraber. Arda'dan çok bana iyi geldi bu buluşma.


Bu hafta sonu da, utana sıkıla Banu'cuğumun oğlu Sarp Ada'nın doğumunu hayırlamaya gittik! 8 ay geçti üzerinden gerçi, utana sıkıla telefonlaşıyorduk artık... Dedik; Ada askere gitmeden bir ziyaret edelim... :))


Tam hayalimdeki gibi oynadı çocuklar.. 3,5-4 yaş, bir çocuğun beraberce paylaşarak oynayacakları dönemmiş meğerse... Bir anne-babanın da maksimum rahata ereceği dönemmiş aynı zamanda...


3 erkek Mira'nın peşinde koştu tüm misafirlik boyunca. Aslında daha çok oğlan anaları Mira'yı kapmaya çalıştı. :) Hatta; "Sebeb-i ziyaretimiz Allah'ın emri peygamberin kavliyle..." diye başlayan bir cümleye de başladım ama baktım Banu'dan kız almak kolay değil, gerisini sonraya erteledim.. :)



Bu aralar Arda ile yaptığımız en eğlenceli aktivite renkli karton kağıtlardan ve stickerlardan kart hazırlamak. Öğretmenler gününde öğretmenlerimize hazırlayarak başladığımız bu aktivite, daha sonradan  doğum günü için Ada'ya, babaya, anneanne ve dedeye, teyzeye...vb şeklinde çevresindeki tüm kişiler için devam etti. En kısa zamanda bir kırtasiyeye gidip yeni stickerlar ve süsler almam gerek, zira masa başı faaliyetlerinden ben de en az Arda kadar zevk alıyorum. Eee önümüzde de yılbaşı olduğuna göre, uzaktakilere birer yılbaşı kartı hazırlarız yine, geçen seneki gibi...