24 Mayıs 2011 Salı

Martı Sesleriiii, Denizlere Karışıırrrrr....

Geçen seneki planımızdı aslında evlilik yıldönümümüzü Büyükada’da geçirmek. Heveslendiğim ne varsa hep son dakika golüyle iptal olduğundan, tam da o dönemde Arda herpes olunca, rezervasyonunu yaptığımız her şey boşa gitmesin diye annemle babama yaramıştı Büyükada tatili :)

1 sene rötarlı olarak, yine aynı otelde, yine aynı tarihte rezervasyonumuzu yaptırdık, tek fark bu sefer çok heveslenmedik!! 19 Mayıs tatili de perşembeye gelip cumayı da yıllık iznimden alınca, önce İstanbul’a ablamlara, oradan da 21 Mayıs cumartesi sabahı Büyükada’ya gittik.


Cumartesiye kadar hava kapalıydı İstanbul’da, yine de bana mısın demedik gezdik. Giydik kalın montlarımızı, deniz kenarında da dolaştık, sahilde kahvaltımızı da yaptık, Arda’yı Bebek Parkı’nda da saatlerce oynattık.

Cumartesi sabahı güneşli havaya uyandık… Biliyordum zaten, saat başı takip ediyordum hava durumunu günler öncesinden :) Ben işimi riske atmam ne de olsa!.. Arda ilk kez vapura bindi, sevdi mi?? Kendisine sorsanız “sıkıldım çok” der :) Çocuk napsın, bizim gibi değil, binalara bakmaktan, deniz kokusunu içine çekmekten bir yere kadar zevk alıyor… Atraksiyon olmazsa da sıkılganlık artıyor…

Büyükada’ya bayıldı ama.. Biz de bayıldık da, keşke her dakika başı hadi atları sevmeye gidelim demeseydi Arda. Keşke orada bulunan 15974789 adet atın her birine ayrı ayrı dokunmak istemeseydi!! Sayesinde faytoncuların her biriyle ahbap olduk 1 günde!! Fayton turundan çok keyif aldı, hele ki fayton molasında 15 dakika kadar eşeğe de binince oooohhh değmeyin keyfine…


Öğle uykusunu pusetinde mışıl mışıl uyuyup, bize martılarla beraber güzel bir balık keyfi yaşatan oğluşum, uyanınca da kendi balığını hapur hupur yiyerek içim huzurlu bir şekilde günü geçirmemi sağladı sağolsun.. Analık yüreği işte, oğluşum uyurken ben de martıları doyurdum. İlla birilerini besleyecem yaa!!! :))

Mavinin, denizin, martı seslerinin bir insana bu derece enerji ve huzur vermesi inanılır gibi değil. Acaba her sabah böyle bir manzaraya uyananlar, bizim o gün aldığımız zevk kadarını alabiliyorlar mı???


Biz her evlilik yıldönümümüzü Büyükada’da kutlamaya karar verdik… Seneye “4” olarak… Ve mümkünse hep 4 kalarak... :)

22 Mayıs 2011 Pazar

3 Yaş-3 Aylık Doktor Kontrolü

Tam da doğum günü sabahımda Arda’nın 3 yaş 3 aylık doktor kontrolüne gittik Alev Hanım’a. Uzun zamandır bu görüşmeyi bekliyordum, zira sormak istediğim en önemli mesele abi olacağını Arda’ya nasıl ve ne şekilde söylemem gerektiğiydi.

Karnım çok mu çıkmış yoksa şans eseri mi bilmiyorum ama; Alev Hanım muayeneye başlar başlamaz 2.’yi düşünmüyor musunuz? Artık tam zamanı aslında dedi. Kaş göz işareti yaparak, işte dedim karnımı göstererek; asıl sizinle görüşmek istediğim konu da bu... Çok sevindi o da ve tam isabet ve çok doğru bir zamanlama dedi. Arda’ya söylememekle çok doğru bir şey yapmışsınız ve bir süre daha söylemeyin diye de ekledi.

Bu konuda söyledikleri:

• En erken 5-5,5 aylık hamileyken Arda’ya bu konudan bahsedeceğiz.

• Bebeğin anneye ve ona ihtiyacının olacağını anlatacağız,

• Şimdiden küçük küçük hediyeler alıp kenara koyacağız (hayırlamaya gelen misafirlerin Arda’ya hediye getirmemeleri durumunda zor anlar için kullanılmak üzere).

• Bebeğin doğarken çok istediği bir hediyeyi ona getireceğini söyleyeceğiz ve alacağız.

• Kendisine bir kardeş geleceği konusunda ona bilgi verirken, asla ama asla kardeşinle oyunlar oynayacaksın, çok eğleneceksin gibi bir beklentiye sokmayacağız, çünkü ilk 10-12 ay yeni bebek yürüyemeyeceği için, dahası başlarda sürekli uyuyup ağlayacağı için böyle bir beklentiye girmemeli.

• Bebek doğana kadar ara ara kendisinin doğumdan itibaren kronolojik olarak gelişim ve büyüme evrelerinin fotoğraflarını göstereceğiz. Gösterirken de, bak burada miniciksin, oturamıyorsun bile, bak burada daha yeni yürüyorsun paytak paytak. Bak bu da doğumundan ohoooo çok zaman sonraki halin…vb gibi sözlerle oyun oynayabilecek evreye geçmesinin uzun bir süreyi kapsayacağını belirtmek gerekiyor.

• Bebek doğduktan sonra büyük çocukla yapamayacağımız aktiviteleri yavaş yavaş azaltmamız gerekirmiş ki kardeşini ileride suçlamasın.

• Bebek doğduktan sonra ona küçük küçük sorumluluklar vermeliyiz. Mesela; unutma Arda, bebeğin bezini getirmek ve ıslak mendilin kapağını açmak senin görevini, hadi koş bakalım…vb gibi.

• Bebek doğduktan sonraki en iyi halinizde sizi görecek. Ayaktayken, uflayıp puflamadığınız ve ağrınızın olmadığı bir anda, makyajınızı yapıp onun karşısına neşeli ve güzel çıkacaksınız.

• Asla onun yanında emzirmemezlik yapmayın.

• Doğumdan sonra onunla birebir vakit geçirebilecek şekilde donanımınızı şimdiden hazırlayın.

3-4 yaş arasındaki çocuklar hakkında verdiği bilgilere gelince… 3-4 yaş arası (özellikle erkek) çocuklarda görülen davranış özelliklerini kısaca 6 gruba ayırdı.

1. Eşkıya: Kabadayılık yapar. Özellikle de eve misafirler geldiğinde; “Sen git, seni sevmiyorum” şeklinde davranır, tehdit eder, kafa tutar. Amacı dikkat çekmek ve iz bırakmaktır. Burası benim, burada benim kurallarım geçerlidir mesajı vermeye çalışır.

2. Küfür: Pis kafalı, pis adam…vb.” şeklinde kötü sözler söyler. Üstüne gitmemek gerek. “Bu sözler güzel değil” diyip geçiştirmek doğru olan davranıştır.

3. Erkek kimlik: Anne kadın, baba erkek, ben de erkeğim! Arada pipiyi kontrol eder, yerinde mi değil mi diye :) Oradaki 100 gr fazlalık onun için 3. Dünya savaşını bile başlatabilir. Bu süreç 3 yaştan başlayıp 5 yaşa kadar devam eder.

4. Cinsellik: Bu dönemde kesinlikle dudaktan dudağa öpüşmek YASAK! Yanında çıplak olmak YASAK! Emzirmek, göğüslere dokunmak istediğinde izin vermek YASAK! Eş ile yanında öpüşmek YASAK! Ayrıca bu dönemden itibaren anneye aşık olacağı için, anneye büyük tepki gösterirler.

5. Sorumluluk ortamı: Bu dönemde sorumluluk verdiniz verdiniz,yoksa ileriki dönemlerde hayatta bu sorumluluğu tekrar almaz! Ne gibi sorumluluklar? Mesela; pijama toplar, yatağını örter, sabahları diş fırçalamayı, el yüz yıkamayı, iç çamaşırı değiştirmeyi size hatırlatır, ayakkabısını yerine koyar, paltosun asar, kirlilerini sepete koyar, evdeki tüm işlere yardım eder…vb Bu sorumlulukları oyun yoluyla ona vermek en kolayı. Örneğin; “bundan sonra her sabah anne kahvaltıyı hazırlar, baba ortalığı toplar, Arda da sabahları diş fırçalamamız gerektiğini bize hatırlatır, anlaştık mı?? şeklinde…

6. Süper kahramanlara meyil: Bakugan ve Ben 10 haricindeki masum çizgi film kahramanlarının kıyafetlerine, çoraplarına, çantalarına izin verin ama abartmayın. Oyuncak silah talep ederse ALIN AMA ABARTMAYIN. Alacağınız ürün daha sevimli bir silah olsun, mesela ucundan baloncuk çıkan tabancalar, su tabancaları… vb gibi. Böyle bir oyuncak aldıktan sonra gidip pompalı tüfek almayın, bu abartmak olur!! Bu dönemde, özellikle erkek çocuklar güreşmeyi çok sever, vurdulu kırdılı oyunlar oynamak isterler…

Bunun haricinde, Arda 17,8 kg ve 103 cm boyla %92’lik dilimde olmayı sürdürüyor. Alerjik durumumuz da canımı sıkmaya devam ediyor. Çünkü alerjik olarak nitelendirdiğim öksürüğü (ki öncesinde küçücük bir parça kakaolu kek yemişti.) aslında bronşlara inmiş bir öksürükmüş. Ne ateş, ne keyifsizlik, ne çok fazla öksürük, ne başka bir şey… Hiçbirşey yokken bronşiolit olabileceği aklıma bile gelmediği için alerjik astım diyordum. Bundan sonra Aerochamber ve v.entolin in-halerımızı 24 saat yanımızda taşımamız gerektiğini ve ne zaman öksürük duysak kullanmamız gerektiğini, yoksa akciğerlerde kalıcı bir hasar kalabileceğini söyledi Alev Hanım. V.entolin in-halerın Calpolden de daha masum bir ilaç olduğunu ve kullandığımız için kendimizi kötü/suçlu hissetmememiz gerektiğini de ilave ederek.

Ayrıca doğumdan 2-3 ay öncesinde, halen daha yarım gün kreşe giden Arda’yı tam güne çıkarmayı düşündüğümü söylediğimde, çok doğru bir karar dedi Alev Hanım. Kaldı ki, doğumun çok ters zamana geliyor, çünkü Kasım, Aralık ve Ocak ayı hastalık ve salgınların en yoğun olduğu dönemdir, bu kadar sık bronşiolit olan bir çocuk evde minik bir bebek varken eve çok hastalık taşır. O dönemde yarım güne indirebiliriz yine, en azında uykusunu orada uyumaz dedi. Bu konu, hak vermekle birlikte, kafamı karıştırdı ama zaten bakıcı teyzemiz de, ben de evde olacağımız için, bir süreliğine böyle de yapabiliriz. Bunu şimdiden düşünmek de yanlış olur, hele bir zamanı gelsin…

16 Mayıs 2011 Pazartesi

Bisiklet

Bahar gelemeyen memleketim, geçtiğimiz hafta sonu güneşle tanıştı… Daha doğrusu sabah ve öğle saatlerinde ce-e yapan güneş, ilerleyen saatlerde yerini yine bulutlara ve yağmura bıraktı ama o zamana kadar yakaladığımız fırsatı da nasıl güzel değerlendirdik… Öyle güzel bir gün için Arda’nın bize verebileceği en güzel hediye de sanırım, öğleden sonraki 4 saatlik uykusu olabilirdi ancak, oldu da!.. :)


Sibel’in gece geç yatmamız sebebiyle hepimiz daha 4. rüyalarımızı görürkenki telefonuyla-ki bu 08:20 oluyor :) (canımsın Sibelim, bu kadar erken saatlerde sadece gerçek dostlarım, en samimilerim arar beni) hadi Mogan’a kahvaltıya gidelim diyen sesiyle uyandım. Evden çıktığımızda saat 09:20 idi :) Ailecek pek uyumluyuzdur. :)


Mogan’ı biz açtık resmen. Öyle nezih, öyle sakindi ki sabah saatlerinde.. Amasra’daki “Canlı Balık” misali bir mekanda yapılan kahvaltı sonrası, Emre Alp ile Arda atladı bisikletlerine, tam 4 saat bisiklete bindiler.. Yoldan geçenler, bisikletleri ve hatta kaskları bile, renkleri dışında, aynı olan bu ikizimsi yakışıklılara bakarak, gülerek, severek, birbirlerine göstererek eğlendiler.



Geçen sene her hafta sonu İncek ve çevresindeki yerler olan mekânımız, bu sene Gölbaşı ve Haymana taraflarına kaydı… Daha doğrusu artık tercihimiz kesinlikle Arda’nın güvenle bisiklet kullanabileceği yerler… Hiçbir alet/oyuncak bu bisikletler kadar rahat ettirmiyordur herhalde ailelere… Olmayanlara şiddetle tavsiye ederim. Biz Decathlon’dan 3 yaş üstü olandan aldık, kısa zamanda profesyonel olarak kullanabiliyorlar. En son Ardayı ayakta pedal çevirirken gördüm!!! O derece…


(Bu harika fotolar Emre Eldemir'den...)

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Kraliçe

Arda'ya hamileyken tam 12. haftada 2'li test için doktora gittiğimizde cinsiyetini öğreneceğimizi hiç düşünmemiştik. Hep 16. haftada kesin görülür diyorlardı. Arda gayet rahat ve teşhirci bir biçimde bacaklarını açıp pi-pisini göstermişti. Doktor her ne kadar cinsiyeti söylemek istemese de, orada görünen uzvun bir pi-pi olduğunu anlamak için çok da zeki olmaya gerek yoktu. O derece barizdi yani…


Bugün yine 2'li test için aynı doktoruma gittiğimde, bu sefer de bu kadar şanslı olabilecek miyim acaba diye gitmiştim. Zira, 18 haftalık hamile bir arkadaşımın bebeği öyle utangaç ki halen daha annesiyle babasını merakta bırakırken, 2.de de bu derece beklemeden sonucu öğrenebilecek miyim diye meraklanıyordum.

Bir oğlumun daha olacağını öğrendiğimde çok da şaşırmadım aslında. İçimden hep erkek olacağı geçiyordu. Öyle hissediyordum. Sağlıklı olması, aktif olması, ölçümlerde ense kalınlığının normal olması...vb ekstra sevindirdi beni. Bir de içim çok huzurlu artık. Planlar yapabilirim, evdeki düzenlemelerimi buna göre yapabilirim. En çok da Arda'ya iyi bir oyun arkadaşı olacağı için seviniyorum. Ha bir de ekstra oyuncak ve kıyafet almamıza gerek kalmayacağına :) Sağlıkla doğsun, aramıza katılsın da, başka bir şey istemem...

Haberi duyan Özlem aradı, çok güldürdü beni :) Sen 5 tane de doğursan oğlan olur, sende bu gen baskın dedi. Ne yani dedim ben de mi Y kromozomu taşıyorum!!! :)) Güya bende Haseki Sultan geni varmış eheheh :))

2. oğlumuz da geliyor. Ben hunimi hazırladım, 2. si de yaramazlık konusunda ilkine benzerse, kafama takıp gezerim artık!! :P

(Blogger sapıttığı için, son postum (yani bu) yayınlanmamış görünüyordu. taslaklardan tekrar yayınladım ama yorumlar uçtu gitti... :( )

7 Mayıs 2011 Cumartesi

ÖNEMLİ-Yeni Mail Adresim

Nedenini bilmediğim bir şekilde son zamanlarda, hotmail hesabımdaki adres defterimde kayıtlı tüm kisilere benden spam ve virüslü mailler gidiyordu(muş) benim bilgim haricinde. Sanirim benim mail hesabıma da ayni yolla bulaşmıştı. Sonuç olarak windows benim hesabımı bugunden itibaren engellemis. Saatlerdir uğraşıyorum hesabımı geri alabilmek için ama maalesef başarıya ulaşamadım. Ben de işin kolayına kaçıp yeni bir mail adresi aldım. Çok üzüldüm, özellikle de adres rehberime ulaşamadığım için. Yeni mail adresimi buraya yazacağım ve sizden ricam bu adresime mail atin ki, adreslerini kaydediyim.

Bir yandan herseye sifirdan baslamak guzel olsa da biraz is yukumu artirdi :) Hadi bekliyorum...

Yeni e-mail adresim:    burcu_akalin@hotmail.com
(burcu ile akalin arasinda "_" alt cizgi var ;)