18 Mart 2011 Cuma

Fal

Evlendiğimizden beri 2. kez bu kadar uzun süre ayrı kaldık. İlki ben 3 aylık hamileyken askere gittiği zamandı.. Arda ise, 3 küsur yıllık hayatında ilk kez 2 hafta göremedi aşık olduğu babasını… Allah daha uzun ayrılıklar vermesin… Ben bir şekilde tolere edebiliyorum da, her gün defalarca “ben babamı çok seviyorum ama o hiç gelmiyor” diyen 3 yaşındaki bir çocuğu teselli etmek zor. Hadi ilk haftayı çok kar yağdı oğlum bak, biz de evden dışarı çıkamıyoruz, babanın uçağı kalkamamış o yüzden gelemedi diyerek atlattık da, havalar güneşliyken anlam veremiyor neden gelmediğine. Bir de öyle gururlu ki, küsme huyuyla gösteriyor bu gururunu.. Dün hiç babasını sormadı, akşam babası aradığında konuşmak istemiyorum dedi, konuşmadı mesela!!.. Babası ise her telefonda bizi nasıl özlediğini, bu seferki görevin ona çok zor geldiğini söyleyip duruyor.. Gün sayıyoruz ailecek.. En çok da ben sanırım, bulabildiğim beyaz yalanlar tükenmek üzere zira…

Kreşte sürekli faaliyet yapıyorlarmış. Önceleri her gün elinde yaptığı faaliyetle gelirdi eve, son zamanlarda neden hiç getirmediğini sordum, “seygi için onlay kıyeşte kalıyo, izin veymiyolay” dedi. Sene sonu için sergi hazırlıkları var galiba, düşündükçe ağlayasım geliyor, orada ne halde olurum bilmem!! :)

İşyerindeki servis elemanı ablanın çok güzel kahve falı baktığını öğrendim bugün. Hemen içtim bir tane orta şekerli, kapattım fincanı. Bıktım artık her seferinde daha ilk cümlelerinin; “senin üzerinde çok nazar var” olmasından!! Ne nazarmış yafuu.. Okuyorum, okutuyorum geçmiyor, bitmiyor.. Haneyle ilgisi olmayan ama fiziken bana çok yakın olan bir bayanın, yılan gibi olduğunu, bana çok kin beslediğini o kadar net gördüğünü söyledi ki.. Sen de bu durumun farkındasın, kim olduğunu da biliyorsun ama umursamıyorsun diye de ekledi. Biliyorum tabii… Vallahi de umursamıyorum, billahi de umursamıyorum, ama sürekli üzerimde çıkan bu nazardan onun da payı varsa çok pis nazar saçarım!!! :)

Artık Arda’ya puzzle sevdirmeye çalışmaktan usandım. Sevmiyor işte be kadın, neden hala kasıyorsun dedi içimdeki aklıselim Burcu! Ben bile 25’lik puzzle’ı geçen gün yarım saatte tamamlayabildim ya, sen nesin ki oğlundan ne yapmasını bekliyorsun!... Genetik olarak ailecek sevmiyoruz öyle oturarak yapılacak şeyleri, illa totomuz hareket halinde olacak...

Foto yok bu sefer, çekemedim ne zamandır...

8 Mart 2011 Salı

Kurabiye Güzeli

Babamız yine yurt dışında.. Hem de öyle böyle değil 2 hafta burada olamayacak.. Hayır benim anlamadığım; ne anne, ne kayınvalide, ne uzaktan bile olsa bir akrabamız yaşadığımız yerde yokken ve eşim ayda en az 1 kez yurt dışındayken, ben neyime ya da neye güvenerek 2. çocuğu istiyorum ki??? Sanırım deli cesaretim var…

Arda mutfak işlerine bayılıyor. Ben de şahsen oyun oynamak yerine beraber yapabileceğimiz ve de sonuçta ortaya işe yarayacak bir çıktı çıkarabileceğimiz faaliyetler yapmayı, oyuncaklarla oynamaya tercih ediyorum.

3 yaş doktor kontrolünde doktorumuz Alev Hanım’ın da dediği şeyi yaptık pazartesi akşamı. Gelince babamıza gösterelim diye de kameraya çektik yaptıklarımızı. Ben sadece malzemeleri hazırladım ve Arda’ya neyi nasıl yapılacağını söyledim. Gerisini o yaptı.. Ki zaten kurabiye, kek yapımı konusunda, daha önceden de defalarca yaptığımız için, gayet tecrübeli…


Ertesi sabah da yaptığı kurabiyeleri kreşe götürüp arkadaşlarına ve öğretmenlerine ikram etti. Fazla yoğrulmaktan ve biraz fazla fırında kalmaktan dolayı birazcık sert olsa da, tadı bal gibiydi tuzlu kurabiyelerimizin.. Ne de olsa bal parmaklar değmişti…


video
 

1 Mart 2011 Salı

3'te 3

3 gün 3 gece kutlama yaptık bu sene. Geçen sene herhangi bir parti yapmamamıza inat, bu sene gözünü çıkarttık resmen!!

Öncelikle tam da doğum günü gününde kreşte kutlandı doğum günümüz. İlk kez onları yemek yerken, oyun oynarken, rutin faaliyetlerini yaparken izledim. İlk defa hep bana bahsettiği kreş arkadaşlarıyla tanıştım, arkadaşlık ilişkilerini gözlemledim, gururlandım, çaktırmadan gözyaşlarımı silmeye çalıştım. Yine, seçtiğim kreşin ne kadar doğru bir tercih olduğunu anladım. Müdürün öğretmenlerin, biz ordayız diye değil de her zamanki gibi çocuklarla nasıl tek tek ilgilendiklerine şahit oldum. Her ne kadar kreş müdürü, bir doğum gününde, doğum günü sahibi çocuk hariç herkes eğlenir, çünkü doğum günü çocuğu annesinin kucağından hiç inmez demiş olsa da, öğretmenlerin şaşkın bakışları altında Arda ben hiç orada değilmişim gibi eğlencenin dibine vurdu! :) Bağımsızlığına ve özgürlüğüne ne kadar düşkün bir çocuk olduğunu bir kez daha gösterdi hepimize… Evdeyken hiç duymadığım şarkıları söyleyişine tanıklık ettim, öğretmeninin sorduğu kelimelerin İngilizcelerine pat pat nasıl cevap verdiğini duydum, arkadaşlarıyla nasıl uyumlu oynadığını, paylaştığını gördüm, fotoğraf çekiyorum ayağına göz yaşlarımı sakladım!

Ertesi gün, bu sefer hem büyükler hem küçüklerle kutladık doğum günümüzü, evde. El işlerinde pek de becerikli olmayan ben, haddim olmayarak Elif’in Parti Tükkanı’nda yaptığı doğum günü temalarının ucundan bucağından bile geçemeyecek, kıyaslanması bile Elif’e hakaret olacak basitlikte bir temalı parti hazırladım. Aslında son dakika satışına gelmeseydik, partiye bir de palyaço abi eşlik edecekti ama… Aile dostlarımızdan oluşan kalabalık bir grupla bol sohbetli, bol eğlenceli, bol kahkahalı bir kutlama oldu… Arda zevkten dört köşe :)

Aslında en güzelini sona saklamıştım. Eve Sığamadık Parti Evi’nde, Arda’nın arkadaşları ve benim arkadaşlarımdan oluşan kocaman kalabalık bir eğlence. Top havuzu ve Palyaço Çilek Abla sayesinde oğlumu 2 saat boyunca pek göremesem de, fırsattan istifade bol bol sohbet ettim arkadaşlarımla. Anneanne, dede, babaanne, dede dörtlüsü de eşlik edince kutlamalarımıza, Arda sevinçten çıldırdı. Ne güzel bir şeymiş akrabaların yanınızda olması... Ne rahat büyüyormuş çocuklar o şekilde..

Nasıl güzel bir hafta sonuydu… Nasıl bitmesin istedim…


Bloglar yine kapanacakmış.. Ben yine wordpresse aktardım.. Nasıl olsa yine açılır, açılıncaya kadar şuradayız...