21 Kasım 2009 Cumartesi

İlk Misafirler..

Eşimin bowling turnuvalarına katılıyor olması ve görev nedeniyle şehir dışına gidiyor olması bazen benim de işime geliyor!! Bu vesilelerle Salı akşamı Sermin-Çınar ve Ayça-Demir bizdelerdi. Perşembe akşamı bu gruba Sibel-Emre de katıldı..



Çocukların bol kahkahalı, başlangıçta pata küte birbirlerinin kafaya vurmalı, oyuncakları paylaşamamalı başlayan geceler, ilerleyen saatlerde yeni oyun kurmalarıyla eğlenceli bir hal aldı. Arda ve Demir bolca saklambaç oynadı..


Salı gecesi, Demir akşam yemeğini yerken, Çınar ve Arda salonu minik not kağıtlarıyla donatmış, yerde yuvarlanıyorlardı. Hatta Arda son zamanlarda kafa üstünden takla atma denemelerini baya bir ilerletti!! Perşembe gecesi ise aynı senaryo bu sefer Çınar yemeğini yerken, Arda, Demir ve Emre Jr tarafından gerçekleşti.








Çınar’la çok uzun zamandır tanıştıkları için Arda ve Çınar’ın birbirlerine tavırları, davranışları, diğer çocuklara olandan çok farklı. Hele ki ikisinin de inadı bir tuttu mu ohoooo çığlık çığlığa, dan dun şaplaklarla…ikisi birbirinden inat, dediğim dedik…


Demir bu olup bitenleri başlangıçta uzaktan seyretmeyi yeğlese de, çok da fazla beklemeden aralarına katıldı ve Emre Jr'nin uzaktan "cık cık cık böyle de yapılır mı bebek misiniz oolum siz!!" bakışları ve şaşkınlığı içinde, birbirlerini yoldan çıkardılar!!

17 Kasım 2009 Salı

Yeni...

Arda, yeni evine, yeni odasına, yeni çevreye, yeni komşulara alışmaya çalışıyor…

Şu anki durum nasıl?? Pek iç açıcı değil maalesef.. Hem onun hem benim için… Alışamadık… Eski küçük ama sımsıcak evimizi özlüyoruz.. Burada misafir gibiyim sanki..Rahat davranamıyorum..



Özellikle eski alt kat komşuma hakkını helal et dedim ayrılırken.. Malum Arda’nın sesine gıkını çıkarmadı aylardır. Aksine, onun sesi bana ninni gibiydi, çok seviyorum onu dedi.. Burada?? Korkuyorum her an kapı çalacak, uyaracaklar diye.. Ne derim??? “Kusura bakmayın daha fazla dikkat edeceğim” mi, “ Eee napalım çocuk bu elbette koşup hoplayıp zıplayacak biraz alttan alın siz de” mi, “Ben susturamadım, alın kolaysa siz susturun” mu?? Her an tetikteyim… Tavrım konusunda kararsızım.. Sanırım 1.si olacak, düşününce bile ezilip büzülüyorum keza…



Arda yeni eve tepkili.. Tepkisini de yemek yemeyerek dile getiriyor. O iştahlı çocuk nereye gitti? Yeni odasını sevdi neyse ki.. Çoğunlukla orada.. Yeni masa ve sandalyesinde bol bol kitap okuyor, boya yapıyor.. Lakin huzursuz ve yemiyor işte… Alışırız elbet.. Biraz zaman gerek…



Ha şu beni deli eden meşhur cam balkon mu? Eşim taşındığımız günün akşamı fabrikadan meşhur camı ve ustayı aldı, gece camımız yapıldı, usta bize kilometrelerce uzaktaki evine bırakıldı, üstüne ekstra işçilik ve cam parası verildi.. Sonuçta iş halledildi.. Eyliskon adını unutmayın.. Zira onlar size kendilerini unutturmazlar…

(Fotolar 2 hafta öncesi hafta sonundan.. Arda kuzenleri ile birlikte Kuğulu park'ta...)

12 Kasım 2009 Perşembe

Yok yok..

Bu blog güzelliklerle dolu olmalı..

Kendi kızgınlıklarımı, sinirimi çıkarmak için kullanmamalıyım...

O yüzden önceki blog yazımı silmeye karar verdim...

Ama ettiğim beddualardan hiiiiççç pişman değil, aksine hepsinin arkasındayım..

2 Kasım 2009 Pazartesi

Bir "Nefes"lik Ara..

Bu filmin sonunda vardığım naçizane kararım:



Ninnilerle büyüttüğüm...



Huzuru uğruna herşeyi feda ettiğim...




Kılına zarar gelmemesi için didindiğim..




O pürüzsüz tenini haince ısıran sivrisineğin öldürdüğüm bedenini, sineğin diğer arkadaşlarına emsal teşkil etsin diye, odamızın duvarından bile silmediğim...




Düşüp dizini kanattığında bile kalbim acıyan oğlumu...



Askere göndermemek için elimden gelen herşeyi yapacağım.