28 Mayıs 2009 Perşembe

AzPiyaz

27 Mayıs'ta, (ki bu bizim 3. düğün yıldönümümüz oluyor, evlilik değil, düğün!! Zira nikahımız 1 hafta evvel kıyılmıştı!) Park Caddesi’ne bir yerlere yemeğe gidelim dedik. Yok yok kutlama falan değil!.. Eşim illa hadi romantik bir yerlere gidelim dese de, bırak yaa dedim!! Arda varken ne kadar romantik olabiliriz!! Biz en iyisi içinde oyun odası ya da parkı olan bir yere gidelim de Arda orada oynarken yemek bari yiyebilelim!!


AzPiyaz’da karara vardık. Mekanda, 2. katta kocaman bir oda tamamen oyun odası haline getirilmiş. Arda’nın boy hizasına kadar duvarları deri yumuşak bir kılıfla kaplamışlar. Odaya ayakkabı ile girmek yasak ve yerlerde yumuşak bir zemin, oda içerisindeyse 1 adet bebek bakım odası ve 1 adet de mini lavabo, klozet ve ayna var. Fikir muhteşem, lakin içine koydukları oyuncaklar o kadar gereksiz, gereksizden ziyade hepsi bozuk. Ya öyle bir yere bir kaydırak, bir mini ev koyun da hem çocuklar kırmasın, bozmasın hem ilgi çekici olsun değil mi?? Mini mini, pili olmayan, tek lastiği kalmış milyon tane araba vardı!! Tabii ki bakmadı bile Arda. Neyse ki bir tane mini mutfak koymuşlar ( o da kırıktı) onunla 5-10 dk oyalandı da, yemeğimizi yiyebildik. En çok da minyatür banyoyu sevdi. Su sevdalısı oğlum, boy hizasındaki lavabonun suyunu açtı, ooohhh bol bol üstünü başını ıslata ıslata oynadı. Yani aslında o andaki zevkini, mutluluğunu görmek için bile tekrardan gidilebilir oraya. Haaa İnegöl köftesine, piyazına diyecek lafım yok! Olsa da tekrar yesem!...

27 Mayıs 2009 Çarşamba

15. Ayımız

15. ay doktor kontrolümüzde konuşulanları kısa kısa cümleler halinde yazıyorum. Bundan sonra ses kayıt cihazına konuşulanları kaydedip, sonra buraya aktarmayı planlıyorum zira o kadar çok şey konuşuldu ve ben öylesine eleyemiyorum ki aralarından, zamansızlıktan da yazamadığım için bu benim açımdan daha kolay olacak.. 15+ aylık bebeklerle ilgili, özellikle davranış konusunda 1 saate yakın konuştuk doktorumuzla.. Özellikle de Arda’ya “Hayır”ı öğretmekte güçlük çeken ben için, gerçekten belki de en yararlı doktor kontrolüydü bu..



* 1-3 yaş arası bebekler; döker, vurur, kırar, kızar, bozar, bağırır, ağlar, fırlatır, karıştırır, inatçıdır, hızlıdır, boşaltır ve hayırı SEVMEZ,

* Balık hafızaları vardır, öğrenecek bir milyon şeyi vardır dolayısıyla sabırsızdır, kişilikleri gelişir, beynin %90’ı çalışır ve mantık kuramazlar.

* Çok hayır kullanıp sınırlarsak; pısırık, az gelişmiş, saldırgan, hiç hayır kullanmazsak; mutsuz, sevgisiz, saldırgan, alkol-uyuşturucu madde bağımlısı olurlar. Bu yüzden AZ HAYIR kullanılacak. Nelere “Hayır”??: Ona zarar verecek şeylere ve özellikle 1-2 yaş arasında göreneklere. Bunlar da toplamda 30-40 hayırı geçmeyecek!

* “Hayır”ı kullanırken uzun cümleler yok! Yüz ifademizde sakin- duruma hakim bir ifade olacak. Yalvarmak, paniklemek yok!Örnek: “Arda, oraya çıkarsan ayağın kayar, kaydığında düşüp kafanı çarparsın!” yerine “Arda, oraya çıkma, düşersin!”

* “Hayır”a verecekleri tepkiler 4’e ayrılıyor:
1- Duraklama: 1-2 saniye duraklayıp size bakar, sonra gülerek kıkırdayarak yaptığı şeye devam eder. Bu durumda yapılacak şey: Dikkatini başka yöne çekmek!
2- Ağlama: Bu durumda ASLA “AĞLAMA” DEME! Bu durumda yapılacak şey: Göz temasını kesmek, 1-2 dk sonra kendiliğinden susacaktır. Susmazsa paniklemeden, gayet sakince dikkatini başka yöne çekmek! Örnek: “Arda tatlım, ben mutfağa gidiyorum, ağlaman bitince gel!” ya da “ Arda, şekerim ben kuşlara bakıcam, istersen gel!”
3- Bağırma: Görmezliktem gel. Bu durumda yapılacak şey: Dikkatini başka yöne çekmek!
4- Vurma: Vurma olayı da 2’ye ayrılıyor. Kendisine ve size. Kendisine vurarak aslında bizi cezalandırıyor ve bunun farkında. Kendisine vurursa yapılacak şey: ASLA “YAPMA” DEME! Arkanı dön ve odadan çık!. Eğer size vuruyorsa yapılacak şey: Elini tut, göz teması kurarak, gayet sakin, kararlı ama kızar gibi değil, aynı zamanda şefkatli bir şekilde kısa cümlelerle konuşmak ve dikkatini başka yöne çekmek! Örnek: “Tatlım, böyle davranman hiç hoş değil!”

Hayırları azaltmanın yolu, önlem almaktan geçer. ASLA; “Bir daha yapma”, “Hani yapmayacaktın” DEME! Ceza yok!

* Artık keyif aldığı şeyler var: Lezzet, aksiyon. Bir öğünde sebze yemek istemediyse, bırakın yemesin, ısrar yok. O öğünde yemezse diğer öğünde “bari bunu yesin!” şeklinde düşünüp meyve vermek de yok. O sebzeyi yiyinceye kadar onu verin. Başka bir şey değil. Eninde sonunda yiyecek. (Ben bunu ne kadar yapabilirim meçhul!!) Gündüz uykuları 17-18. aylarda 1’e düşecek ve gece çok geç yatmaya başlayacak. Sebep: uyursam neler kaçırırım!! Aksiyon konusunda babalara görev düşüyor daha çok. (Yaşasııınnn! Nihayet!!) uzaktan kumandalı bir araba, gol atma oyunu, ortada kalan sıçan oyunu (bu oyunda arada onun kazanmasına da izin vermeliymişiz ki oyun olduğunu anlasın!).

* Şimdiye kadar yapmış olması gerekenler:
--- 6 kelime (bu OK bizde.)
--- Merdiven çıkmak (OK)
--- Vücut-yüzde 2-3 parçayı göstermek (Bunu denemedik, çalışılacak!)
--- Yaşıtlarıyla iletişim (En iyi yaptığımız şey!)
--- 3-4 cismi üstüste koymak (4 cisim olmadı ama 3 cisim OK, o da bazen!)
--- 2 komutlu emirlere uyma (Bazılarına.. otur, gel (git (Yalnız bu gel-gitler ters. Gel dediğimde gidiyor, git dediğimde geliyor, yüzünde hınzırca bir ifadeyle!!)
--- Koşmak (OK)
--- Yerden desteksiz kalkmak (Ohoooooo, koltuk üstlerinde dans bile ediyoruz!)

* Dikkat edilecek hususlar: banyo tuvalette çöp ve klozete ilgileri çok olurmuş, DİKKAT,
Ağır nesneleri taşımaktan hoşlanırmış, ayağa düşürebilirlermiş, DİKKAT
Burnuna, kulağına leblebi... vb sokabilirmiş, DİKKAT..

24 Mayıs 2009 Pazar

Arda'yı görmeye...

halası, amcası, kuzenleri ve eniştesi geldi hafta sonu... Bol sesli, eğlenceli, gezmeli iki gün geçirdik.. Hava bozuk olduğu için cumartesi öğleden sonra CEPA Jokerdeydik... Arda su bisikletinin ve diğer köşede bulunan uzaktan kumandalı gemilerin bulunduğu havuzu görünce huysuzlanıp girmek isteyince, babası yine kıyamadı oğluna!! Ellerini bari sokalım da hevesini alsın dedi.. Sonuç: atletine, çorabına kadar ıslak ama yüzünde kocccccaaaaaaaan bir sırıtma ifadesi olan Arda!.. (Üst soldaki fotoda, yeni bakıcı teyzemizle Arda bulunmakta!)



Güneşli olan pazar sabahı ise, ODTÜ Çatı'da leziz bir kahvaltı.. Arda kuzenleriyle oyuna dalıp huysuzluk yapmayınca da, uzun zamandır yediği hiçbir şeyden tat alamayan annenin mutlu sona ulaşması... :)



Misafirlerimizi Eskişehir'e uğurlarken, aklımıza Eskişehir yolu üzerindeki Gezer Mağazaları geldi.. Hep beraber oraya gitmeye, oradan vedalaşmaya karar verdik.. Herkese gidip görmelerini tavsiye ediyorum, özellikle de alt kattaki ayakkabı reyonunu.. Arda'ya Armada Elefanten'den 79 TL'ye aldığımız ayakkabının 35 TL'ye satıldığını görünce sinirden kudurmuş olsam da, o kadar aramaya rağmen bir türlü Arda'nın ayağına uygun bulamadığım rahat bir sandaleti, orada buldum. Hem de Puma'nın, hem de sadece 23 TL'ye... Demek ki neymiiiişşş???? Bundan sonra Arda'ya ayakkabılar Gezer'den alınacakmıııışş....

Bu arada Arda bu son zamanlarda iyice elde tutulmaz hale geldi.. Odada tek başına bıraktığımız anda, koltukların üzerine çıkmaya, koltuklar arası hoplayarak geçişlere çalışıyor! Tehlikeli olmaya başladı artık.. Aşağıda da son gözdesi var! Doğum gününde babaannesinin hediye getirdiği bisiklet..

video

Akşam da, tatlı mı tatlı, kafa mı kafa bir aileyle tanıştık..Evin-Kemal-Efe üçlüsü... Efe Arda'dan 15 gün küçük sadece.. Yaşlarına göre paylaşmayı henüz bilmemelerine rağmen patates cipsini paylaştılar, beraber tahtarevalliye bindiler, minik evde evcilik oynadılar... Şu internet nelere kadir...


21 Mayıs 2009 Perşembe

Tatil...

Tatildeydik... 5 günlük kısacık bir Alanya-İncekum cehenneminden ay pardon tatilinden sonra yine kürkçü dükkanına döndük tilki misali.. Bu tatilde özellikle turist anne ve bebekleri izleyip kendimi onlarla kıyaslayıp komplekse girdiğimden olsa gerek tatilin ilk günlerini zehir ettim kendi kendime, sürekli kendimi sorguladım.


Arda ilk gün çok huysuzdu, normaldi ama yol yorgunluğu, değişik bir ortam... Bu huysuzluğu en çok da yemek yeme konusunda kendini hissettirdi.. İştah problemi olmayan bebek, orada hiçbirşey yemedi.. Zoraki, oyunlarla normal öğününün yarılarını tükettirebildik. Yabancı bebekler mi??? Önlerine konan yemekleri kendileri yediler, yemedilerse bile anneleri babaları hiiiiçç umursamadı, beraber oturdukları yemekten beraber kalktılar.. Bu arada bebekler hiç gıklarını bile çıkarmadılar... Pekiiiiii bu arada biz ne mi yapıyorduk?? Arda yerinde 2 dk bile oturmadığı için bir babası bir ben dönüşümlü olarak onu gezdirip, ne yediğimizi bile anlamıyorduk!! Ha bir de Arda'nın sürekli bıcır bıcır konuşması, aralarda çığlıkları, ağlamaları ile panik olup, turistlerin "sustursana be kadın şu çocuğu" bakışları altında ezile büzüle Ardaya yalvarıyorduk!!

Tatilden bir kaç kare foto koyuyım. Minik notlarla beraber... (Sonradan not: Bu arada bazı notlar hiç de minik olmamış ama neeeseee..) Öncelikle Arda balık burcu olmasındanmıdır nedir sudan hiç çıkmadı.. Çıkarmaya çalıştığımız anda yaygarayı kopardı.. Hoşumuza gitmedi değil bu durum..


Doğum günümü orada kutladık.. Aslında bi kutlama yapılmadı, sadece kadehler tokuşturuldu o kadar..




Turistlerden gaza gelip, Arda'nın kaşık-çatal ile kendi kendine yemesine izin verdim. Heryer battı tabii, bir de tabağı kafasına geçirmeye, oraya buraya fırlatmaya çalışınca bu denemelere Ankara'da başlamaya karar verdim :) Bir de, Arda içecekleri artık pipetle içiyor. Özellikle yanımda biberon olmadığı zamanlarda, ki tatilde koca biberonu taşımadım yanımda, pipet kurtarıcım oldu. Ayrıca limonata, portakal suyu, vişne suyu...vb herşeyi içirdim, biraz sıcak su ile karıştırıp. Otel yemeklerini ise ne biz ne Arda sevdik.. Kavanoz mamaları sağolsun kurtarıcımız oldu, bir de öğlen ve akşamları otelde çıkan çorbalar... Aralarda da kemirsin diye elma ve salatalık sayesinde 1 dk yerinde durmayan oğlumu 3 dk oturtmayı başarabildik!!


Otelde her akşam çocuk diskosu vardı. Joy Pegasuslar kesinlikle çocuk-bebek dostu oteller.. Herşey çocuklar için düşünülmüş.. Ardayı her akşam bu diskoya götürdük, çocuk animasyonları, Ardayı hem uyku öncesi yordu, hem eğlendirdi.. Akşamları 21:30 gibi de pusetinde mışıl mışıl uyudu ve biz de birlikte gittiğimiz arkadaşlarımızla deriiiinnn muhabbetlere daldık... Ardanın gece hayatından da minik bir video koyuyım.. Tam bir rockçı olacak bu oğlan.. Dans edişe bakar mısınız....

video

...En kötü günlerimiz böyle olur inşallah...

12 Mayıs 2009 Salı

Armada - Burger King

Arda'yı hiç bu kadar eğlenirken görmemiştim sanırım 14,5 aylık hayatında… Belki de ilk kez, o oyun parkına tekrar geri gidebilmek için paçalarıma yapıştı, gözlerimin içine yalvarırcasına bakarak ağladı..



Bundan sonra Armadaya gittiğimizde nerede yemek yemek zorunda olduğumuz belli.... Burger King'in oyun parkında Ardayı eğlendirelim diye, Whooper'ı, Big Mac'i mideye indirecez anlaşıldı...

video

8 Mayıs 2009 Cuma

Birikmiş de Birikmiş...

Ah şu baban... Fotoğraf makinamı 3 haftadır yaptıracak güya, baktım yine iş sallanmaya başladı, iş başa düştü her zamanki gibi... Sadece dakikalık bir telefon görüşmesi ve ricayla bozuk parçayı işyerime kargoyla gönderttim Ankara içinden ve yarım günde çözdüm işi... Ah annenin salak kafası ne diye kendi işini kendin görmüyorsun ki...

Bu dönemde Mira'larda buluştuk, fotoğraf çekemedim, gezdik tozduk yine fotoğraf yok!! Foto olmadan da yazmanın, anlatmanın keyfi olmuyor ki..



O zaman makinam yapıldıktan sonraki ilk fotolardan başlıyım... Yani bugün akşamdan... Dün akşam İstanbuldan Ardanın teyzesi, eniştesi ve kuzeni Bora geldiler... Bu gece de teyze ve eniştenin başka planları olduğu için 5 yaşındaki yeğenim Bora'nın da katılımıyla Balgat'ta bulunan Kukla Kebap'a gittik. Çocuklu aileler için muhteşem bir yer... 15 dk arayla kukla gösterileri oluyor, her biri 10-15 dk sürüyor ve tüm çocukların acaip ilgisini çekiyor.
Bunun yanında ortada dolaşan palyaçolar, bakıcı ablalar çocuklarınızla ilgilenirken siz de rahatça lezzetli yemeklerin tadına varabiliyorsunuz... Arka kısımda bilgisayar oyunu tarzı bir makina var renkli renkli Arda'nın da çok ilgisini çekti, Bora abisi ile beraber atari oynadılar!!!! Ankara'da yaşayan, Ankaraya gelmek isteyen herkese tavsiye ederim, mutlaka gidin, görün, eğlenin, rahatça yemeğinizi yiyin...


2 Mayıs 2009 Cumartesi

Bir Arkadaşım Daha Oldu.. Yuppiiii!...

Geçen hafta yine blogdan tanıştığımız, hatta daha yeni tanıştık diyebileceğimiz çok tatlı bir aileyle yüzyüze buluştuk CEPA'da... İlk olarak Arda ile isimlerinin benzerliği dikkatimi çekti, sonra Ankara'da hatta bize çok yakın oturduklarını öğrendim, fotolarına baktım ki Arda Demir'in neredeyse benim Ardamla ikiz gibiler... :) İkisi de sarışın, mavi gözlü, saç renklerinin tonu bile aynı... Boy pos el-ayak büyüklükleri... Şaşırdım kaldım...



Bir iki ay sonra daha da yakın olacak evlerimiz, o zaman daha sık görüşürüz inşallah...