26 Şubat 2009 Perşembe

Kader...

Düm Amsterdam'da düşen uçağın vefat eden kaptanlarından biri, yakın iş arkadaşımın kardeşi idi... Tüm gün lütfen haberler asılsız olsun diye dua ettik... Daha yeni evliydi, yeni ev almış, yeni taşınmışlardı... Askere eşimle aynı dönemde gitmişti... Çok üzgünüm çok... Kimin ne olacağı hiç belli olmuyormuş hayatta, tekrar tekrar öğreniyorum bunu.. Hiç birşeye ne çok sevinmek ne çok üzülmek lazımmış.. Kaderden kaçamıyormuş insan... Allah vefat edenlerin yakınlarına, sevdiklerine sabır versin... :((
Gözlerim ağlamaktan şişmiş, eve gittim dün. Sıkıca sarıldım bebeğime.. Sakın sana birşey olmasın dedim binlerce defa, sakın sakın sakın... Eşim geldi sonra, onu öptüm, kokladım.. Sakın sakın sakın... Hiçbirinize, hiçbirimize...
Sonra hayat devam etti... Ateş düştüğü yeri yakıyor misali... Altıncıdan 5 gün sonra da alttan 3., toplamda 7. incimizin de çıktığını tekrar teyit ettik bir gün öncesinden sonra... Ne çok sevindik, ne çok üzüldük... Çıkacak elbet dişler de, huysuzluk, ateş, huzursuzluk yapacak elbet... Kader...

22 Şubat 2009 Pazar

Doğum Günümüz

Hafta sonunda olsun diye doğum günü partimizi 3 gün öncesinden kutladık. Tatlı bir yorgunluktu.. Sevdiklerimizle, hep beraber...


Arda, 1 gün öncesinden 6. dişini çıkardığı için ve sanırım 7. ve 8. dişler de yolda ve hatta baya bir kapıya dayandığı için ateşi 37,4 lerde, eller sürekli ağızda, salyalar ağızdan akarken, geceleri bizi uyutmazken ve birazcık da huysuzken bir doğum günü partisi yaptık... Hatta bir değil de 3 yaptık..



Cumartesi öğleden sonra Arda'nın oyun grubu arkadaşları Çınar, Mira, Yiğit, Selin ve Emre bizdelerdi.. Zaten 4 gündür bizimle olan dedemiz ve anneannemizi saymıyorum tabii... Yine bebişleri biraraya toplamak mümkün olmadı maalesef :) Arda da doğum gününün uzunca bir süresini uyuyarak geçirdi... En zor çıkan dişler 7. ve 8. lermiş yaa zaten.. Miniğim benim derdi çoktu çook... Ona rağmen uyanık kaldığı zamanlarda yine cinlik peşinde, yine güleryüzlüydü bebeğim...


Cumartesi ve pazar akşamı ise çok yakın aile dostlarımızı, arkadaşlarımızı çağırdık..




Doğum günü menümüze elimi bile sürmedim. Pasta börek konusunda en uç noktada olacak kadar beceriksizimdir. Yok aslında hakkımı yemiyim yaptığım zaman güzel yapıyorum ama yaparken de hiiiiiç zevk almıyorum napıyım. Yemek yapmayı pasta börek yapmaktan daha çok seviyorum. Bu yüzden masa olayını tümüyle anneme devrettim..


Yaş pastamızı Kuki House'a yaptırdım. Üzerindeki süslemeleri Yasemin'in oğluşu için yapmış olduğu doğum günü pastası süslemelerini kopya çektim. (Buradan pastamızın fotoğrafını bloğumda yayınlamama izin verdiği için de teşekkür ederim tekrardan) Öncesinde mail yoluyla istediğim pastanın şekli ve diğer tüm hususlar hakkında mailleştik Kuki ile, sonrasında da baya bir telefon görüşmeleri sonucunda tam da istediğim gibi bir pasta geldi. Kuki House'dan Ersan Bey'e ve bana onu tavsiye eden Banu'ya da çok teşekkür ederim..





Menümüzde, yaş pasta haricinde mercimek köfte, bir adet tatlı, bir adet tuzlu kurabiye, ekler pasta ve börek vardı. Oyun grubumuzdan Çiğdem, Banu ve Sibel de sağolsunlar çok lezzetli kek ve kurabiyeler yapıp getirmişler..


Bir gece öncesinden el birliğiyle dedemiz, babamız ve ben evimizi süsledik. Dede ve babanın görevi; "bu kadar balon çok yaa!!!" şeklinde söylene söylene balonları şişirmek, benim ise onları çeşitli şekillere getirmeye çalışıp duvarlara asmaktı.. Sevimli oldu işte, en azından bizim bıdığın ilgisini çekti...


...Ve Arda'ya ilk doğum günü hediyemiz.. Onunla birlikte büyüsün, gelişsinler...





İlk doğum günümüz böyle geçti işte... Keşke daha keyifli olsaydı bizim bıdık ama olsun, biz onun yerine de eğlendik :)

20 Şubat 2009 Cuma

Altıncııııı....

3 haftayı aşan bir süredir süren uykusuzluk ve huysuzluk azabımızın hediyesini aldık nihayet... Doğum günümüze 4 kala, ilk doğum günü hediyemiz 6. dişimiz oldu... Yuppiii... :)

16 Şubat 2009 Pazartesi

Odamız..

Hem zamansızlıktan hem de üşengeçlikten ne zamandır aklımda olan Arda'nın oda düzenlemesi işini erteliyordum.. Hazır babamız da iş için şehir dışındayken, Arda da uyumuşken, oyuncakların da artık her parçası ayrı yere dağılmışken, Arda'nın dağınıklığını odasındaki düzensizliğe yorarak işe koyuldum.. Tam belli olmasa da oyuncakların ve ıvır zıvırın bulunduğu dolabın eski hali...

Görüldüğü üzere dik duran dolaptan herhangi bir oyuncağını alması mükün olmuyordu Arda'nın. Üstelik komidinin de çekmeceleri öyle göz önündeydi ki, direk oraya yöneliyordu ve her seferinde parmaklarını sıkıştırıcak diye ödüm kopuyordu.. Çekmecelerin açılmaması için uygulanan güvenlik önlemini bilinçli olarak almadım. Sadece içinde tehlikeli olabilecek eşyaları çıkardım. Çünkü ben çekmeceleri karıştırsın, merakı gitsin istiyorum. Ama bu, sınırsız özgürlük anlamına da gelmiyor.. Arda kendisinden bir şey sakınılınca aklına takıp, muzur muzur gülerek o "yasaklanan" şeyi yapmak için fırsat kollayan bir bebek.. Ben sırf işi inada bindirmesin diye 2-3 dakika karıştırmasına izin veriyorum ve sonrasında ilgisini başka bir yöne yönelterek olay mahallinden uzaklaştırıyorum miniği...
Odanın şimdiki hali ise...

Artık hangi oyuncağına isterse kendisi uzanabiliyor, istediğini alabiliyor. Üst raflara, henüz yürüyemediği ve dengede durmakta güçlük çektiği için, hafif oyuncaklarını koydum. Alt raflara da daha büyük ve ağır olanları..
Hamileyken okuduğum bir kitapta, bebeklerin düzeni sevdiği yazıyordu. Oğlumu gayet düzenli, tertipli yetiştirme yolunda ilk adımı atıyorum... :)

15 Şubat 2009 Pazar

Arda @ Mira's Birthday Party!

Geçtiğimiz cumartesi günü oyun grubumuzun 2. doğumgünü partisindeydik, Miralarda... Banu muhteşem hatta muhteşem ötesi bir masa hazırlamıştı.. Doğumgünü pastasının, peçete ve karton tabaklarla aynı desende olması, balonlarla yapılan süslemeler, Pastacı Rapunsel'in yapmış olduğu kurabiyeler....vb çok hoştu.. Mirayı söylememe gerek bile yok zaten.. Tam bir prenses kendileri.. Sevecen, huzurlu, tini mini şeker bir bebek... Ve artık tam 1 tanecik yaşı var :)



Çok fazla foto çekemedim maalesef Arda'yı masanın altından, camın önünden, fax makinasının yanından alıcam diye.. Çok güzel bir gündü ve bebeğim için de eğlenceli bir yorgunluktu ki dönüş yolunda hiç yapmadığı bir şekilde oto koltuğunda uyuya kaldı... Önümüzdeki cumartesi günü de oyun grubuyla birlikte kendi doğum gününü kutlayacak olan oğluşumu yorucu ama bir o kadar da güzel bir hafta sonu bekliyor...

12 Şubat 2009 Perşembe

Artık...

Mammmaaa" da diyor... Sabahları uyandığında ilk kelimesi "annniii....", aradan 3-5 dk geçip hala onu kucağıma almadıysam, ağlama modunda ama ağlayarak değil sadece mızıldanarak "mammmmaaaaa"... Bir de özellikle uykuya yatacağı saatlerde, içinde mama olan biberonunu görünce...

Gözlerini bana dikerek, kısarak, mızıldanarak "mammaaaa" diyor yaaa.. Artık benimle kelimelerle iletişim kurmaya başlıyor... Büyüyor miniğim... İçim eriyor içim... Ben seni hiç aç bırakır mıyım bebeğim???

11 Şubat 2009 Çarşamba

Tekrar Bir Sobe!!!

Elfeyp beni ödüllendirmiş, bir bakıma sobelemiş.. Kendisine çok teşekkür ediyorum.
Blog yazmaya başlayalıdan beri hayatıma, arkadaş listeme bir çok kişi eklendi.. Hepsiyle ortak noktamız çocuklarımız.. Hem bebeğime benden birşeyler kalsın istediğim için, hem ufak detayları unutmamak için, hem oğluşumun yaşıtlarının büyümesi/büyütülmesi konusunda yeni şeyler öğrenmek, hem kendi bilgi ve tecrübelerimi paylaşmak için ve daha sayamadığım sebeplerden ötürü blog yazmaya başladım..
Bu sobeler, ödüller insana kendini çok özel hissettiriyor evet ama biraz düşündüm de, ben bu bloğu yukarıda bahsettiğim sebeplerden, bu ana fikirlerle açtıysam eğer; içinde oğlumla, paylaşımlarla ilgili olmayan konuları buraya yazmamalıyım... Ki zaten blog yazılarımı da zamansızlıktan ve yoğunluktan ötürü iyice boşlayan ben, bulduğum az zamanda da bunları yazarken, kendimi birşeyleri kaçırmış gibi hissediyorum...
İşte bu sebepten dolayı, 7 blog sahibine daha göndermem gereken bu ödüllendirmeyi kimseye göndermiyorum. Çünkü ben zaten sevdiğim bloggerlari 7'ye indirgeyemem.. Yok illa ki göndermem gerekiyorsa da, 7 değil hepsine gitsin, devam ettirmek zorunlu olmamacasına...

6 Şubat 2009 Cuma

Yine Sobe..

Erdem'in annesi Naile ve Ayça'nın annesi Çağlayan, en yakınımızda olan kitabın 161. sayfasının 5. cümlesini yazma konusunda beni sobelemişler.. Teşekkür ediyorum ve hemen yazıyorum...
Dr Benjamin Spocks'un Bebek Bakımı ve Çocuk Eğitimi adlı kitabın 161. sayfa 5. cümlesi: "...Her zaman belli bir çocuğun üstüne hücum edip oyuncaklarını alıyorsa, çocukları belli bir süre için ayırmak yeter..."
Kitabı okuyup bitirmedim, hatta sadece içindekiler kısmına bakıp merak ettiğim yerleri okuyorum. Bu kısmı pek merak etmemişim anlaşılan :)

5 Şubat 2009 Perşembe

Annniiiiii!..

Artık bilinçli olarak "annniii" diyor, hatta bilinçli olarak söylediği ilk kelime diyebiliriz.
Sabahları ilk uyandığında bana bakıp sonra annii demesinden, beraberken benden bir şey yapmamı istediğinde yüzüme bakıp "anniiiii" demesinden anladım bilinçli olduğunu.. Hem de uzun zamandan beri diyordu da, ben yok canıııım ağzından çıkan yüzlerce heceden biridir diye üstüme alınmıyordum.. ne güzel bir kelimeymiş bu "anne" yafuuu.. İnsanın içini eritiyor...
Şimdiki hedefim “anniiciiimmm”i öğretmek :))

3 Şubat 2009 Salı

Dörtler...

Ömer'in annesi Esin bilgisayarımdaki 4. klasörün 4. fotosu hakkında mimlemiş.. Arda'nın 5 aylık olduğu dönemdeki fotosu var 4X4'te.. İstanbul'dan yeğenim Bora ve Arda'nın anne yarısının geldiği zaman.. Bora'nın Ardayı incitmemek için eliyle bile çekinerek sevdiği, kardeşim dediği Ardayla beraber çektiğim birsürü fotoğraftan biri sadece.. Ne kadar küçükmüş bundan 6 ay önce...



Bu mimleme devam ettiriliyormuş.. Ben de buradan
Erdem'in annesi Naile'yi ve Çınar'ın annesi Sermin'i mimliyorum...

1 Şubat 2009 Pazar

Hmmm...

Haftasonları Ardayı da kendimizi de aktivite manyağı yapıyoruz.. Bu cumartesi günü yine kışın yapılabilecek tek alternatif olan alışveriş merkezlerinden CEPA'daydık. Yine saymayı bir yerden sonra bıraktığım sayıda tırtıl yaptık.. Sonrasında da 15 aylık Sarp adında cici mi cici bebişleri olan Handan-Sabri çifti geldiler bize.. Arda sanırım paylaşmayı seven bir bebek olacak, gerçi bu yaşta daha "paylaşım" sözünden pek anlamıyorlar ama en azından bir kıskançlığı yok bizimkinin...


Pazar sabahı da erkenden aç karnına Düzen Laboratuvarına gittik. Doktor teyzemizin 11. ay kontrolünde, çoğu doktorun rutin olarak istediği kan-idrar tahlillerini vermeye.. Sonrasında da 16 aylık Sare Bebeğin ailesi Pınar-Tarık çiftinin daveti üzerine JEST'e bruncha gittik..



Laboratuvarda idrar kültürü ve tahlili için örnek veremedik. Ya biz çok beceriksiziz, ya da Arda hiç çiş yapmıyo!! Kan tahlilini, bizim bıdığı azcık ağlatarak aldı hemşire. Gerçi o ağlama ve huysuzluğu, açlıktan ve uykusu olduğundandı sanırım. Ona rağmen çok az ağladı benim cesur oğlum..
Bu arada Ömer'in annesi Esin beni 4X4 konusunda mimlemiş. En kısa zamanda yazacağım yazımı..