31 Ekim 2008 Cuma

Nezle Oluyoruz Galiba... :(


Sabah burnu tıkalı uyandı, gece de hiç uyumadı.. Malum emziksiz uyuyamıyor, emzikli de nefes alamıyor :( Yok mudur bunun bir çaresi??


Bu arada dün Ardaya oto koltuğu aldık. Britax Romer King TS. Isofixli mi alsam isofixsiz mi bir türlü karar veremedim. Eşim internette bazı makaleleri araştırdı, eğer isofixsizler doğru bir şekilde koltuğa bağlanırsa, isofixlilerden hiçbir farkı kalmıyor şeklinde bilgilere ulaştı. Bir de Özelcan Bebe'de de kemerin nasıl takıldığına baktık ve o kadar çok kemer yerinden geçiyor ki, araba koltuğundan çıkması imkansız geldi bize. O yüzden isofixsiz aldık, umarım pişman da olmayız.



Onun haricinde evde güvenlik için bazı malzemeler de aldık. Malum artık ufak ufak yürümeye başlayacak bizim yer cücesi, kafayı sehpa köşelerine çarpmasın diye özellikle köşe koruyucu aldık..

29 Ekim 2008 Çarşamba

Arda 8 Aylık...

Her ay olduğu gibi bu ay da Miniğin ay dönümünü pasta ile kutladık. Ama artık Ardayı uyutup mum üflemiyoruz; mumunu kendi üflüyor Arda Paşa!!! (Yok canım kendi değil elbet, bizimle beraber sadece :)) ) Bu ay babamız yine nöbetteydi maalesef, bize katılamadı ama Arda'nın Meloş Anneannesi ve Burhan Dedesi bi sürpriz yaparak bize katıldılar...


8 aylık doktor kontrolümüz için Dr Alev Teyzemizden ancak 1 Kasıma randevu alabildiğimiz için gelişimi, boy, kilo, motor gelişimi...vb hakkında bilgiyi şimdilik veremiyoruz.. Ama bana kalırsa oldukça tombul oldu Arda :)

Neler mi yiyoruz?? Herşey... Tuzsuz ve salçasız olmak üzere çoğu yiyeceği yemekle beraber, yemediklerimiz de elbette var ama ufak ufak tadına baktırıyorum onların da.. Mesela bugün -henüz doktora sormamama rağmen- kendi balığımdan bir ceviz kadar tattırdım ona, uskumru. Ya da 8. ay yaş pastasından sadece tatmış olması için 1 cm uzunluğunda minik bir parça (katkı maddesi çok olduğunu biliyorum, şeker olduğunu da ama yine de artık pastasının tadına bakmasını istedim. O kadarcıktan da birley olmaz herhalde!!)

Yemeklerden en çok, terbiyeli tavuk çorbasını seviyor, sonra da sebze çorbası. Diğerleri ile de aramız çok iyi, şükür.. Bugün ilk kez sebze çorbasının içine bal kabağı da attım. Hatta kendimize kabak tatlısı yaparken, Ardaya da ayrı bir yerde yaptım ama onun bal kabağının üzerine bizimkinden farklı olarak şeker yerine pekmez döktüm. Şapır şupur yedi minik fare :) Onun haricinde bu ay denediğimiz diğer yemekler, ıspanak yemeği, taze fasulye yemeği, patates yemeği, (kereviz verecektim ama cesaret edemedim doktora danışmalıyım), terbiyeli tavuk çorbası, un çorbası, meyve pürelerimizin üzerine bazen irmiği suda pişirip döküyorum, kabak dolması...vb..

Henüz emeklemiyor bizim tembel ama koltuk kenarında kısa süreli de olsa ayakta duruyor koltuğa tutunarak. Bu ayki belki de en büyük gelişme artık ba-ba, de-de, da-da, annniiii be-be...vb şeklinde konuşuyor ve konuşmaya bir başladı mı yarım saat susmuyor geveze!! Artık isteklerini bize elleri ile göstererek anlatabiliyor.

Geceleri uyku durumuna gelince.... Uykumuzu kaybettik, hükümsüzdür... Sanırım 3. dişimiz de çıkacak, ilk dişlerimizin çıkacağı geceler gibi sürekli uyanmaya başladık. Ama bunun yanında sanırım beni de özlüyor olmalı ki geceleri, geçen gün eşim nöbetteyken beraber uyuduk oğlumla ve o gece her uyandığında yanında beni gördü, minik bir gülümseme oluştu yüzünde, eliyle yüzümü okşadı, sonra döndü poposunu uyudu :) O kadar güzeldi ki Allahım... Yüzümü, o minik elleri arasında hissetmek, dünyanın en güzel duygusu olmalı.. O an herşeye değerdi.. Allahıma bir kez daha şükrettim, şükrediyorum..

Geçtiğimiz Cumartesi günü ANKAN'dan arkadaşım Harika'nın minik oğlu Emre'nin diş buğdayına gittik.. Harika, herşey muhteşemdi, tekrar annenin ve senin ellerine sağlık. Arda da ilk arkadaşlarından biri olan Emre'yi uzun aradan sonra tekrar gördüğüne çok memnun olmuş olmalı ki, onu görür görmez beraber oynamaya daldılar :)



...Veeee bugün 29 Ekim 2008... Cumhuriyetimizin 85. yılı.. Her sene, bir öncekinden daha coşkulu kutlanıyor, insanlar cumhuriyetine daha sıkı sarılıyor.. Biz de bayramımızı, havanın da çok güzel olması sebebiyle, arkadaşım Gülgünle beraber ODTÜ'de kutladık.. Artık kıştan önceki son güzel havalar bunlar, tadını çıkarmak lazım...

25 Ekim 2008 Cumartesi

hala burdayız...

www.ardaakalin.wordpress.com da da varız ama burada da olmak istiyoruz.. Malum alışkanlık..

Sonradan düzeltme: Wordpressi hiç sevememiştim ve içimden yazmak da gelmiyordu oraya.. Ooohh bloglar açıldı yaa yüzümde yine salak bi gülümseme belirdi!! Meğer ne çok alışmışım ben buraya, burdaki komşularıma. Hiç tanımadığım, yüzlerini görmediğim komşularımın bebeklerini merak eder olmuştum. İnsan elindekinin kıymetini kaybedince anlarmış yaa, blogumu çok seviyormuşum. Hayatımdan bir parça olmuş, burada oğlumun ilklerini, hayatını paylaşmak, kaydetmek. Ohh be rahatladım... uzuuuun bi yazı yazıcam, bol fotoğraflı ama minikle oynamam lazım...

22 Ekim 2008 Çarşamba

Ödülllll...

"Bu yaştan sonra yeni arkadaşlıklar kurulmaz" diyenlerdendim ben.. Önemli olan eskilerini kaybetmemekti benim için.. Yanılmışım.. İnsan birbirini görmeden de, sadece kelimelerle de birbirini tanıyabilir, yaşamlarını paylaşabilirlermiş meğer...


Minikler sayesinde bu yaşımdan sonra da bir sürü arkadaşım, hatta dostum diyebileceğim kişiler oldu kısacık zamanda... Eski dost bildiklerim beni hiç aramazken, sadece 4-5 aydır tanıdığım, yüzünü bile henüz görmediğim, ki gördüklerim de oldu, arkadaşlarımla neredeyse hergün telefonlaşır, mailleşir oldum. Minik oğlum sadece çekirdek aile hayatımızda değil, dost çevremizde bile ne kadar değişiklik yaratmış...
...
...
...


Uzattım... İlkay, teşekkür ederim "Uluslararası Arkadaşlık Ödülü"nü bana da hediye ettiğin için.. Ben bu ödülü, blogumda kayıtlı, ya da beni bloguna kaydeden tüm arkadaşlarıma gönderiyorum... "Arkadaşlık" kelimesinin anlamını kavramış, sırtından bıçaklamayan, dürüst, anlayışlı...vb tüm arkadaşlarıma, arkadaşlıklarıma, arkadaş olacaklarıma...

21 Ekim 2008 Salı

Acaba???

Acaba sadece bize mi bu kadar güzel, bu kadar sevimli geliyor miniğim, yoksa gerçekten dışarıdan bakanlar da ay ne tatlı diye içlerinden geçiriyorlar mı??

Malum kirpi bile yavrusunu pamuğum diye severmiş!!!



Yok yok gerçekten çok güzeeellll... :)


Bu arada yakında yürümeye başlıycaz galiba...

20 Ekim 2008 Pazartesi

Neden Bilmem...


Son 3-4 gündür geceleri çok huysuz Arda, neredeyse saat başı uyanıyor, uykuya çok zor dalıyor. Ne yapsam fayda etmiyor, ayakta sallıyorum, beşikte sallıyorum, mama veriyorum, su veriyorum... Yok yok yok... Sadece yatağa beraber yatıp, elimi tutup, yüzünü bana döndürüp ona eee eee diyerek sakinleştirebiliyorum ve sakinleştikten sonra da ayağıma alıp o şekilde uyutabiliyorum. Ama ellerini bıraktığım anda yine uyanıp içli içli ağlamaya başlıyor. Hiç ağlamazdı aslında benim miniğim, şaşırtıyor beni, sadece ilk 3,5 ay kolik olduğu dönemde bu kadar ağlamıştı,gözünden en son o dönemde yaş geldiğini görmüştüm. Çok üzülüyorum çok :(

Ben de 3 gündür her saat başı onunla birlikte uyanıp, onu uyutmaya çalışmaktan, onu teselli etmekten yorgun düştüm ki, artık dün gece saat 2 buçukta uyandığında, eşim Ardayı diğer odaya götürdü ve nasıl uyuttu bilmiyorum ama sabaha kadar ben de rahat bir uyku çekip kendime geldim.. Sabah da kendimi öyle kötü hissettim ki, sanki dün gece onu başımdan savmışım gibi, ondan kurtulmaya çalışmışım gibi.. Kötü anne gibi.. :(




Neden bu huysuzluk acaba?? 3. diş mi geliyor yoksa? Yoksa artık işe giderken de, odadan çıktığımda ağlamaya başladığı gibi mi olacak? Yalnızlıktan mı korkuyor acaba? Onu bırakıp gideceğimden?? Miniğim benim...

15 Ekim 2008 Çarşamba

Hep de Çocuklu...

..aileler ile buluşulmaz ki!!



Biraz da yeni evlileri gaza getirmek lazım :)


(Emre-Sezin çiftine bu güzel ve bol muhabbetli gece için, Cem-Ceyhan çiftine de geceyi renklendirdikleri için çok teşekkür ederiz... Bir de Özkan-Ceren çifti vardı ama onlar geldiğinde Arda uykusu geldiği için huysuzlandığından foto çekemedik. Bir dahaki sefere :) )

14 Ekim 2008 Salı

Özledim :(




Dün gece ellerimi tutarak uykuya daldın yaa.. Gözümün önünden gitmiyor..

Öğle arasında da gelemedim ya eve... Çok özledim çok :(

13 Ekim 2008 Pazartesi

Ordan Burdan...

Arda çok yoğun ve yorucu bir hafta geçirdi.. Önce; benim zorlamalarımla evde emekleme çalışmaları.. (Sonuç: Hayır o benden daha inatçı! Sanırım emeklemeden yürüyecek..) Sonra perşembe akşamı ANKAN'dan arkadaşım Banu'nun güzel kızı Mira ile tanışma, cuma akşamı Eskişehir'e yola çıkış ve babaanne, dede ve amcanın ellerini öpüş, pazar günü Bozuyük'e gidiş, hala ve eniştenin ellerini öpüş ve kuzenlerle ortalığı dağıtış!!



Öncelikle Mira ile tanışma faslımız çok güzel geçti.. Ailecek Miraları çok sevdik, Arda da Mira'yı görür görmez vurulmuş olacak ki, gözlerini alamadı Mira'dan!! Çapkın bakışmalar sonunda da ilk hamleyi yaptı Mira'nın ellerine saldırdı :)

Eskişehir çok güzeldi. Hava biraz serin olduğu için Porsuk kenarında gezemedik maalesef.. Zaten Arda'nın evde keşfedeceği o kadar çok şey vardı ki, dışarıya çıkmaya bile gerek kalmadı.



Hele pazar günü Bozuyük'te halasının evinde kuzenleriyle beraber resmen çıldırdı Arda da.. Serdar Ortaç'tan sonra yeni favori şarkımızın İsmail YK'nın "Bas Gaza" adlı şarkısı olduğunu da orada anlamış bulunduk. "Bas Gaza"yı aynanın karşısında söylerken kendinden geçiyor Arda, kahkahalar, ayaklarla tempo tutmalar... Sen çok yaşa İsmail YK!!!



Sonraa... Halamız Arda'ya çoook güzel bir bıcı bıcı yaptırdı.. Benim, aman üşür diye aylardır 4 dakikadan uzun sürdürmediğim banyo faslını, halamız tecrübeli bir şekilde, ayak parmaklarının araları bile sabunlanmak kaydıyla 7-8 dakikada yaptı.. Suya bayılan bir bebek olarak Arda da bundan öyle hoşnuttu ki, gülücükler atıp durdu... Çoğunu Arda yiyemese de Nilgün Halamız o kadar çok çeşitte yemekler, pastalar hazırlamış ki, gözüm döndü resmen, eee o kadar uğraşmış kız, rejime ertesi gün tekrar başlamaya karar verdim ben de :) Tüm bu hazırlanan yemeklerin yanında İhsan Dedemiz de elinde tespihiyle misler gibi köfte kızarttı bize, ellerine sağlık İhsan Dedesi, ben de oğlumu dedesi gibi becerikli yetiştiricem :)

8 Ekim 2008 Çarşamba

Şeker Bayramında...

Aslında bayramların, aile ve akrabalarla geçirilmesi gerektiğini savunmuşumdur hep ama bu bayram tatilinin, bir türlü şanssızlıklar yüzünden yapamadığımız yaz tatilini yapabilmemiz için iyi bir fırsat olduğuna karar verdik ailecek ve bayram ziyaretlerimizi bayramdan 2 hafta önce yaparak hem ailelerin gönlünü aldık, hem de Arda'yı ilk kez deniz kenarına götürebilmenin zevkini yaşadık..

Ankaraya araba ile en yakın mesafe olan İncekum'da Joy Pegasus Club'tan ETS Tur aracılığıyla ayırttığımız yeri görünce tatilimizin ilk günü rezil oldu. İğrenç minicik bir oda, odanın duvarları boyanmamış, tek renk değil, zemin kat ve Arda için istediğim bebek yatağı demir, sağlam olmayan kıytırık bir şeydi. Odaya girer girmez eşim bir hışımla resepsiyona gitti ve ETS Tur merkezini arayarak o odada kalmayı reddettiğimizi uzun süre anlatmaya çalıştı. 1 saat içinde Club'da yer olmadığından bizi daha yeni olan Joy Pegasos resort'a gönderdiler. Club ile kıyaslanamayacak kadar güzel, temiz, bakımlı, rahat bir otel. Kötü başlayan tatilimiz, yeni odamıza ve otelimize geçince birden güzelleşmeye başladı. (Bunun için ETS Tur'a teşekkür ederiz...)

Alanya'da havalar da muhteşemdi. Ne çok sıcak, ne soğuk.. Başlarda Arda'yı denize sokup sokmamak konusunda tedirgin olduk ama havalar güzel olunca sokmaya karar verdik, tabii bir de merak ediyorduk ilk tepkisini. Normalde banyoyu seven bir bebek olmasına rağmen acaba soğuk suyla karşılaşınca ne yapacaktı acaba!! Miniğim gıkını bile çıkarmadı, çok sevdi denizi ve ayaklar kollar pıt pıt yüzme moduna geçti. Bizimki yüzmeyi erken öğrenecek belli..
Otelde yemekler de çok güzeldi, çeşitler çok çok fazla olmamasına rağmen, çok lezzetliydi ve bize yetti de arttı bile. Ben restaurantın ahçısıyla konuşup Arda için kıymalı sebze çorbası ve tavuklu şehriye çorbası yaptırdım ve 2 gün boyunca günde 2 şer öğün olmak üzere bunları yedi. Arada yiyebileceği şeyleri de veriyordum tabii ki.. Biz yemek yerken onu en çok oyalayan şey de ekmek ve safe-feeder oldu. Bu safe-feederı bulandan Allah razı olsun yani!! Koy içine elmayı, ver bebeğin eline, o oyalanırken sen de yemeğin keyfini çıkar..

Öğleden sonraları ailecek odada uyuduk, uyanınca yürüyüş yaptık, (Otel bebek puseti yolu konusunda çok başarılı, çevre düzenlemesi de mükemmel) barda oturduk... Otel çok kalabalık olmasına rağmen büyük olduğu için vıcık kıvamda değildi ve çoğunlukla bebekli aileler çok fazla olduğu için, bir sürü de aileyle tanıştık.. Söz konusu çocuklar olunca, ortak konuşacak şeylerin bulunmaması imkansız!!

Sonradan Not: Arda, 08/10/2008 tarihi itibariyle, tam 7,5 ayi biterken ilk incisini çıkardı.. Devamı geliyor olmalı ki huysuzluğu devam etmekte.. Bu ilk sınavın hayırlı uğurlu olsun miniğim..

6 Ekim 2008 Pazartesi

Yazıklar Olsun...

"Benim HİÇBİR savaşa vermeye razı olacağım bir evladım yok." demişti Perihan Mağden bir köşe yazısında. Benim de yok, olamaz da.. Bir hiç uğruna yiten canlar, yitirilen hayatlar, kaybedilen gelecekler, umutlar.. Bir insan kolay mı yetişiyor sanki, kaybetmesi bu kadar kolay olsun.

TV'yi açmaktan korkuyorum artık, sanki kapalı kalırsa hiçbiri olmamış olacak.. İzledikçe boğazımda bir düğüm, ıslanmasın diye gözlerim, içime akıttığım yaşlar.. İnsan olmaktan utandığım anlar...

Nasıl bir dünyaya bir oğul yetiştiriyorum ben???