30 Eylül 2008 Salı

Serdar Ortaç Sevgisi!!



Daha 3,5 aylıkken ilk ipucunu vermişti aslında da ben yeterince iyi anlayamamışım demek ki.. TV'de Serdar Ortaç'ın sesini duyduğu anda şöyle bir dimdik pozisyona geçer, sessiz ve çok dikkatli bir şekilde dinler sonra kafayı sesin geldiği yöne doğru çevirir ve şarkı bitinceye kadar bakardı. Ne biliyim daha 3,5 aylık bebek derdim, nerden anlayacak seslerin farklılığını!!

Bunları eşime söylememiştim, çok üstünde durmadığım için. 2 ay önce bana dedi ki eşim, "Ya Arda Serdar Ortaçı çok seviyor galiba! Özellikle Şeytan adlı şarkıda çok dikkatli dinliyor!" Aha dedim ben bunu 1,5-2 ay önce keşfetmiştim zaten! Yine de emin olamadık. Tüm akşam TurkÇ, Kral, Number 1, Dream TV derken kendimizi müzik kanallarında Şeytan adlı şarkıyı bekler bulduk. Sonunda çıktı ve Ardayı izledik. İnanılmaz birşey gerçekten. Şok olduk, hala inanamıyorum, bu kadar minik bir bebek şarkılar ve sesler arasındaki farkı ayırdedebiliyor, dahası onun da bir zevki var! (Zevkler ve renkler tartışılmaz lütfen fikrinizi kendinize saklayın!! hehe :)) )



28 Eylül 2008 Pazar

Bayram Gelir, Hoş Gelir...

Önümüzde koskocaman bir bayram tatili var. 9,5 aydan sonra 2 hafta önce çalışmaya başlamışken, bu tatil alıştıra alıştıra gibi oldu yaa, ne iyi oldu... Hatta kocayla da konuştuk, dün, bugün ve önümüzdeki bir hafta boyunca sürekli Ardayla beraber olunca o da çok şaşıracak sanırım.. Hatta şaşırmaya başladı bile ufaklık. Dün, son zamanlarda yapmadığımız kadar çok oyunlar oynadık babasıyla birlikte. Bir mutlu oldu ki... Gülücükler, kahkahalar.. Özlüyor bizi miniğim...


Sonra bu sabah baktık yazdan kalma bir hava... Hemen soluğu ODTÜ'de aldık. Saat 10'da gidip bir güzel kahvaltımızı yaptık Susam'da, mis gibi simit kokuları içinde.. Sonrasında da güzel havada biraz yürüyüş yapıp, akciğerlerimizi sevindirdik...



Arda uyumadı bir türlü pusetinde ve huysuzlanmaya başlamadan evimize döndük. Bu aralar Arda'ya ne giydireceğime bir türlü karar veremiyorum! Özellikle yatırırken. Uzun kollu giydirsem uyanıkken terliyor ama uyurken hareketsiz kaldığı için vücut üşüyor ya da tam tersi.. Geçenlerde Mothercare'den 3lü tulumlardan almıştım ama kışın giyer diye 12 aylık almıştım. Bir denemek için giydirdim, kumaşı ince olduğundan dolayı hoşuma gitti tam mevsimlik gibi ama boyutları büyük olduğu için de komik durdu miniğin üstünde ama çoook yakıştı.. :) Ben beyazın bir insana bu derece yakışacağına şahit olmamıştım. Kendi düğünümde, gelinliğimle bile...



Sonrasında Sermin-Serkan çifti geldi bize minik
Çınarla beraber.. Çok tatlılardı yine minikler.. Onlara, yan yana otururlarken baktığımda çok hoşuma gidiyor.. Neden mi?? Bebeklik arkadaşım diyecekler ileride birbirlerine, belki de kanka olacaklar, belki aynı okula gidecek, belki de aynı kıza aşık olup kavga edecekler :) Ama ben eminim ki, onları daha bebekken biraraya getirdiğimiz için bizlere hep teşekkür edecekler...




25 Eylül 2008 Perşembe

7. Ayım Bitti.....

Bugün Arda'nın 7. ay kontrolü için Alev Hanımdaydık.. Miniğimde hafif bir üst solunum yolu enfeksiyonu varmış, boğazlarda kızarıklık gördü doktorumuz ama herhangi birşey varmedi. Sadece ateş çıkarsa Calpol kullanacağız.

Onun haricinde boyu 1 ayda 3 cm uzayarak 69,5 cm olmuş yani %80lık dilimdeyiz, kilo durumumuz da 1 ayda 550 gr alarak 8,390 kg olmuş yani %75lik dilimdeyiz. Baş çevremiz ise 45 cm ile %90larda. Fiziksel olarak gelişimini çok iyi buldu Alev Hanım, biz de sevindik tabii..


Bugün doktora gidiş saatimizde Arda'nın çok uykusu olduğu için biraz huysuzdu. Üstüne bir de Prevenar aşısı olunca ağlamaları had safhaya çıktı ve Alev Hanım ben seni hiç böyle ağlarken görmemiştim bebeğim, sen hep gülerdin dedi. Tabii aradan 5 dk geçince bizimki yine şebeklik yapmaya başladı :)

Neyse... Bu aydan itibaren bebekler geceleri çok sık uyanırlarmış ve anne bunun bebek acıktığı için olduğunu düşünerek hemen beslemeye, emzirmeye başlarmış. Bunun çok yanlış olduğunu söyledi ve bu aydan itibaren geceleri 24:00- 05:00 arasında hiçbir şekilde bebeğimi beslememem gerektğini söyledi. Sebebi de büyüme hormonu gece uyurken, AÇ KARNINA salgılanıyormış.

Bu ay vereceğim yemeklere ve beslenme tablosuna gelince... Ekmeğin baş kısmının içini çıkarıp, ucunu biraz su ile nemlendirdikten sonra bebeğe verebilirmişiz. Onu ısırmaya çalışacakmış. Ayrıca bu ay taze fasulye yemeğine ve ıspanak yemeğine başlıyoruz. Ama ıspanak alerjik bir sebze olduğu için ilk başta oldukça az miktar ile başlamamız gerekiyormuş. Bu yemeklerin tarifini de aşağıda veriyorum:
Taze fasulye ve ıspanak yemeği:1 avuç bu sebzeden, domates, 1 ceviz içi kıyma, 1 soğan cücüğü,1 tatlı kaşığı prinç, z.yağı ve su pişirip az rondoluyoruz.


Artık çiğnemeyi öğrenmesi için herşeyi az rondoluyoruz. Ve domatesi 7,5 aydan sonra kullanıyoruz. Ayrıca sabah kahvaltısında yine 7,5 aydan sonra leblebi kadar yumurta sarısı ekliyoruz ve bu miktar 9. ay sonunda yarım yumurta sarısı olacak şekilde ayarlıyoruz.

Kabak, patates ya da dolmalık biber dolmasına da bu ay başlayabilirmişiz. 3-4 dal maydonoz, prinç, nane, kıyma, soğan, sarımsak, domates ile bu dolmalardan yapıyoruz.

Yine 7,5. aya doğru kırmızı mercimek çorbası yapıyoruz ve tabii ki kıymalı! Çorbalarımıza hemen başlanmak üzere un çorbasını da ekledik. Z. yağında 1-2 tatlı kaşığı unu miyane yapıyoruz. Yarım kupa et suyu (bu mineral açısından önemli), su, 1 tatlı kaşığı prinç, nane, soğan yarım patates katıyoruz ve az rondoluyoruz.



Tam mevsimi de gelmişken, bal kabağını iyice haşladıktan sonra, yoğurduna ya da sevmediği bir çorbasına ekleyerek tadını güzel hale getirebilirmişiz. Özellikle kabızlık sorunu varsa bal kabağı birebirmiş. E-bebek mağazasında safe-feeder satılıyormuş. En kısa zamanda bundan da ediniyoruz ve filenin içine istediğimiz herşeyi koyarak dişleyerek yemek yemesini sağlıyormuşuz.. Beslenme ile ilgili bu dönemde özellikle hayvan seslerini, kavramlarıyla bilikte dinletiyoruz ve hangi hayvanın nasıl ses çıkardığını da kendisine söylüyoruz. Hışırtılı oyuncaklar ilgisini çektiği için en basitinden bir poşet veriyoruz eline, oynayıp duruyor... Bir de yere örtü serip üstünde oyunlar oynuyor, yuvarlanıyoruz. Bunların çoğunu zaten uzun zamandan beri yapıyoruz biz...

Sonuç olarak şimdilik herşey yolunda... Aaa bu arada keçi sütünü de sordum Alev Hanıma; devam dedi. Cildi düzeldiği için demekki keçi sütüne duyarlılık yok dedi ve yoğurdu yine aynı şekilde keçi sütünden mayalayıp veriyorum, kahvaltıda kullandığımız keçi peynirine de devam. Cevizi sordum. Ne zaman başlıycaz dedim. Ceviz 1 yaşından sonra dedi. Zaten Arda'nın fındığa karşı da duyarlılığı olduğu için muhtemelen cevize de vardır dedi.

Böyle işte... Benim miniğim büyüyor.. Onunla birlikte ben de büyüyorum... Hamileliğim daha dün gibi.. Meğer üstünden 16-17 ay geçmiş.. Hayret.. Yaşlanıyoruz gerçekten. Tadını çıkarmak gerek hayatın...

Bir süredir yazamayınca birikti tabii olaylar. Geçenlerde işyerinden arkadaşlarımıza gittik. Anıl-Serdar çiftine.. Çoook teşekkür ediyoruz zahmetleri için. İyi ki onlar gibi iş arkadaşlarım var da, iş daha çekilir oluyor..

7. ayımızı da bu sefer babamız olmadan kutladık, kendisi nöbetteydi çünkü. Ama yalnız değildik yine de.. Benim taaa ODTÜde yurttaki oda arkadaşım geldi İstanbuldan ve bizde kaldı, hep beraber kutladık, mumlarımızı üfledik, sonra miniğimi uyutup afiyetle pastasını yedik. :) Daha nice aylara bebeğim...

22 Eylül 2008 Pazartesi

Anne sütüne elveda... :(

Affet beni bebeğim... İsterdim ki sen de diğer çoğu bebek gibi 2 yaşına kadar anne sütü al. Ama inan çok uğraştım, elimden gelen buydu ama.. Emzirebilseydim seni, emseydin, belki herşey çok daha kolay olurdu ama inan bana 2-3 saatte bir kalkıp da pompa başında süt sağmak çok yıpratıcıydı.. Hedefim 3 aydı aslında benim.. Ama ne kadar anne sütü alsan kardır mantığıyla, sütüm artsın diye yapmadığım şey kalmadı bebeğim. Biliyorsun bunu değil mi??

Sütümün yetmediğini sen doğduktan 10 gün sonra kilondaki büyük kayıpla anladık. İnan çok zordu ilk kez anneliği tadan tecrübesiz bir kadın için, bebeğinin doymadığını, aç kaldığını öğrenmek. Bir yandan sütün yetmiyor mama ver diyenlerle uğraşmak, bir yandan sakın mama verme o emsin emdikçe sütün artar diyenlere laf anlatmak... Diğer yandan sürekli ağlayan mini minicik sana alışmaya, senin dilini anlamaya çalışmak..


İnan çok zorlandım başlarda meleğim.. Çok zorluyordum, saatte bir alıyordum seni kucağıma em diye ama almıyordun mememi, sen almadıkça sütüm gelmiyordu.. Ama ben en az 3 ay emzireceğim diye inat ettim, öyle ya da böyle emecektin... Zorladım.. Emmedin.. ...Sen mi daha inattın, ben mi??? 52 cm lik boyunla bana meydan mı okuyordun yoksa??!! Hayır... Öyle ya da böyle sana gramla da olsa anne sütü verecektim. Ağlamaktan bıkıp, silkinip kendime gelir gelmez ilk işim Happy Babies'ten Ameda marka pompa edinmek oldu. O kadar emindim ki ancak 2-3 ay süt çıkacağından, satın almak yerine kiraladım pompayı.. Sen 4 aylık olana kadar sırf sütüm azalmasın diye, sırf sana birazcık olsun faydam olabilsin diye gece gündüz 2 saatte bir sağdım, bıkmadan, usanmadan.. Biliyor musun, sütün kırmızı olabileceğini de ilk o zaman gördüm!! Gözlerime inanamadım, inanamadıkça sütüm kızardı... Yılmadım ama hep daha çok istedim. 4 ay da yetmedi, 5 ay olsun dedim. 5 aydır anne sütü veriyorsun, gece gündüz çok yoruluyorsun dediler, 6 ay olsun dedim. Anne sütü ilk 6 ay çok öemlidir ek gıdalara geçti nasılsa, bırak dediler, 7 aya tamamlıyım dedim. Buraya kadarmış... 8 yapamadım.. :(


Biberonun o soğuk plastiğiyle çok küçükken tanıştın sen miniğim. Ama kokumu hisset diye hep kollarımın arasında verdim sana o plastiği, ve hep ben verdim onu sana, sadece ben.. Annenin o çoook önceden tanışmış olduğun kokusuyla uykuya dal, her zaman yanında olduğumu bil diye.. 2 gün sonra 7. ayın bitecek bebeğim.. Ve sen bu gece buzlukta kalan son anne sütüyle uykuya dalacaksın...

Pompayı iade ettim. Satın alsaymışım daha karlı çıkacakmışım meğer. Meğer kendim bile inanmamışım bu derece sabırlı olabileceğime. Anne olmak demek sabretmek demekmiş galiba. O gördüğümde tüylerimi diken diken eden pompaya da öyle alışmışım ki 7 aydır meğerse, mutfak masamın üstünde onu göremeyince içim burkuluyor dünden beri.. Buruğum çok.. Yine sütümün gelmediği o günlerden kalma bir yarım annelik hissiyatı.. Yetersizlik.. Sadece uyku sersemliğine 3 ay anne sütü almama yine de bağışıklık sistemimin güçlü olmasına rağmen, anlatamıyorum bunu beynimin içindeki "yarım anne" hücrelerime!! Bu gece son artık bebeğim.. Senin 7. ayın bitti, benim de sütüm.. Affet... :(

21 Eylül 2008 Pazar

Artık oturuyoruumm...

Arda artık desteksiz oturmaya başladı. Oturma odasında yere yorgan serip üstüne de bir çarşaf, ortaya da tüm oyuncaklarını koyup karşılıklı oyun oynamaya da başladık. Özellikle beraber oyunlar oynamaktan acaip hoşlanıyor ve bunu çeşitli sesler çıkararak, gülücükler, kahkahalar atarak çok belli ediyor miniğim.



Ayrıca mama sandalyemizde yemek yemeye de başladık, ama ilk denemede ilginç geldiği için pek başarılı olduğumuz söylenemez. Sürekli sandalyenin orasını burasını kurcalamaktan, arada mama kasesine el atarak, mümkün kılmadı oğluş yemek yemeyi. Dolayısıyla yine eski usule dönüp salıncağında yedirdim kahvaltısını. Ama sonraki öğünlerde alışması için zor da olsa mama sandalyesinde yedirmeyi başardım. Yine de şimdilik mama sandalyesini sadece oyun oynamak için kullanmayı düşünüyorum.



Cuma gecesi en yakın aile dostlarımıza gittik. Arda'nın yine tüm sevimliliği üzerindeydi tabii ki.. Zaten özellikle Ceyhan Teyzesi'ni çok seviyor, onu uzaktan gördüğünde hemen eller ayaklar birbirine çarpmaya başlıyor ve gülücükleriyle ortalığı şenlendiriyor tatlım... Tabii ki Cem Amcasına karşı da boş değil!! ne de olsa kendisine taaa Amerikadan koli koli mamalar ve bir sürü ciciler getirmiş.. Çoook teşekkür ediyoruz ikisine de, iyi ki arkadaşımızsınız, iyi ki oğlumun sizin gibi bir teyzesi ve amcası var...



Arda'dan haberlere dönelim... Özellikle son 2-3 haftadır acaip bir bağırma, çığırma aldı başını gidiyor. Hayır birtek evde olsa neyse de, dışarı çıktığımızda resmen artık insanlar kim bu çığırtkan diye dönüp dönüp bakıyor ve sarı tüy saçlı, bembeyaz ve güleç oğlumu görünce dayanamayıp gelip sıkıştırıyorlar. Bazıları kucağa bile almak istiyor da hayır olmaz diyebilmek için türlü bahaneler uyduruyorum!! Hayır bildiğim tanıdığım insanların kucağına almasına birşey demem ama tanımadığım etmediğim insanlara niye veriyim ki??!!

Biz de Arda'nın bu huyuna uygun bir sweat aldık, pek yakıştı yakışıklı sarı şekerime...

17 Eylül 2008 Çarşamba

Bensizken...

9,5 aydan sonra bugün işe başladım tekrar.. İşyerim eve yakın olmasına rağmen aklım sürekli evde, elim de sürekli teldeydi.. Çok özledim oğlum seni. Kokun burnumdaydı sanki, mis gibi bebek kokun, yumuşacık tenin sanki avuçlarımın içindeydi. Gülüşün ise hep gözümün önünde..


İşyerindeki arkadaşlarımla hep senden bahsettik.. Meğer ne çok anlatacak şeyim varmış seninle ilgili.. Acaba sevimliliğini anlatabiliyor muyum gerçek haliyle.. Anlatılmaz ki ama.. Keşke seni ilkokula gidene kadar ben, kendim eğitebilseydim, çalışmak zorunda kalmasaydım. Aslında çok da çalışmam gerekmiyor ama sen bir gün ev dışındaki hayatı keşfettiğinde evde yalnız kalmak istemediğimden, şimdi senden uzak kalmam gerekiyor belki de.. Bencillik mi bu?? Bilmiyorum, belki de... Bazen kızıyorum kendime ama kendimi de unutmamalıyım seni daha iyi yetiştirebilmek için değil mi?? Seni çok seviyorum miniğim, hafta sonlarını son 7 aydır hiç bu kadar iple çekmemiştin. 24 saat seninle beraber olup, gezip tozup, oyun oynamak istiyorum yine eskisi gibi.. İyi uykular meleğim..

15 Eylül 2008 Pazartesi

Sen Uyurken...


Sen uyurken sana baktım bu gece saatlerce...Yanaklarını okşadım, öptüm seni.. Sanki hissettin sevgimi, gülücükle karşılık verdin bana.. Kim bilir hangi melek fısıldadı kulağına geldiğimi..

... Sonra düşündüm, içimde bir mercimek kadarken sen, varlığını ilk öğrendiğim andaki hislerimi.. Öyle gümbür gümbür girmiştin ki hayatıma, bulantılarla, yorgunlukla, halsizlikle.. "Bu daha başlangıç, sen daha ilerde gör beni!!" der gibi.. Korktum bazen varlığından, 2 kişilik hayatımızda sürpriz bir misafir oluşundan, sana bakamayacağımdan, iyi anne olamayacağımdan..

İnanamayışlarla büyüttüm seni içimde, taa ki ilk tekmeler başlayıncaya kadar. İşte gerçektin, tam içimde, makinalar olmadan varlığını hissettim ilk kez, işte o zaman gerçek oldun. Geri dönüşü yoktu bunun, tam oradaydın işte, büyüyordun, büyüyorduk...

Sana bağlandıkça ben, konuştukça seninle, bana karşılık vermeye başladın sonra.. Yaramazlık yapmıyordun artık!.. Alışıyordum sana belki de..


24 Şubat 2008 Saat 08:57.. 38 haftalık birlikteliğimiz bir hastane odasında bitiyordu işte.. Ama çok alışmıştım sana, bensiz yapamazdın sen, zarar verirlerdi belki sana, içimde işte tam orada çok güvendeydin. İstemiyordun çıkmanı!! Ya iyi anne olamazsam, ya bakamazsam sana??? Ya koruyamazsam seni dışarda?? Ya beni gördüğünde hayal kırıklığına uğrarsan?? Sorular, sorular, sorunlar... Ama büyüyordun işte. Zamana karşı koyamıyorduk ikimiz de...

Geldin. Öyle bir geldin ki, inleye inleye, inlete inlete.. Daha karnım kesikken kucağıma verdiler seni sonra, tanıştık seninle. Sen de ağlıyordun, ben de.. Sen ağlarken ben hep ağlıyorum zaten... Yalnızca "hoşgeldin bebeğim hayatımıza!" diyebildim sana. Sustun. Şişmiş gözlerini açtın. Baktın. Bakıştık. Kokunu içime çektim hücrelerime kadar. Hala o kokun var evimizde, hala o kokun var bende...

Büyüyorsun... Engel olamıyorum zamana. Her geçen an beraber büyüyoruz. Ben hala korkuyorum seni koruyamamaktan. Bağımsız bir bireysin artık. Kişiliğin var, karakterin var. Mamanı ağzından aldığımda kaşlarını çatıp bana bağıracak kadar sahiplenme duygun var! Büyüyorsun, öğreniyorsun... Öğreniyoruz...


Sen uyurken sana baktım bu gece saatlerce... Büyüyorsun yaa, onu düşündüm. Kim bilir hangi oyuncak için arkadaşlarınla kavga edeceksin de ağlayarak dizlerime sarılacaksın... Merak ettim... Ya da hangi dersten nefret edeceksin de, sınav öncesi uykusuz gecelerinde sana teselli vereceğim.. İlk kez ne zaman aşık olacaksın acaba?? Nasıl kızlardan hoşlanacaksın ya da?? ilk kalp kırıklığını nasıl atlatacaksın, ilk hangi aşk uğruna yollara düşecek, uykusuz geceler geçireceksin... Herşeyini anlatacak mısın bana, yoksa, "...eski nesil işte ne anlarsınız!!" mı diyeceksin ailene acaba?? Acaba bir gün senin için yazılan bu satırları okuyup da gülüp geçecek misin?? Seni ne kadar çok sevdiğimizi gerçekten anlayabilecek misin??
...
...
...
Büyüyorsun ve ben zamana engel olamıyorum. Yeter ki zaman bize engel olmasın diyorum içimden. Ne kadar büyüsen de bizim minik bebeğimizsin. İçimde büyüttüm ya seni, dışımda da büyütmek istiyorum...

11 Eylül 2008 Perşembe

6,5 Aylıkken Neler Yapabiliyorum...


Arda bu aralar acaip bir gelişim gösterdi davranış babında.

- Oyuncağını yere düşürdüğünde oturduğu salıncaktan öne doğru kayıp oyuncağını aryor ve yerde gördüğünde de ona uzanıp almaya çalışıyor. Yetişemeyince de çığlıklar atarak benim yüzüme bakıyor, sanki oyuncağını ona vermem için beni uyarıyor!
- Ona sert bir yüz ifadesi ve dille "hayır, öyle yapmaman gerek!!" dediğimde yüzüme bakıp, dudaklarını büzüp ağlamaya başlıyor. Bunu zaten uzun zamandan beri yapıyordu ama bu aralar daha bilinçli yapmaya başladı, kızdığımda hemen yüzüme, gözlerimin içine bakıp "beni kırdığına değdi mi!!" der gibi...
- Aynaya karşı tuttuğumda ilk gülücüklerini 2,5 aylıkken vermişti. Artık aynada önce kendisine bakıyor, sonra bana bakıyor, kendisine gülüyor ve kendince birşeyler söyleyip aynadaki aksiyle konuşuyor, uzanıp aynada kendini seviyor, okşuyor :)
- Yüzü yüzüme dönük onu kucağıma aldığımda omzumu ısırıyor, saçlarımı çekiyor, parmaklarını gözlerime sokmaya çalışıyor..
- Ayakta uyutmaya çalışırken yan dönüyor, rahat edemediği pozisyon olduğu zaman çığlık atıyor ve pozisyonunu düzelttiğimde kendi kendine ninni söylüyor. (Aslında bu ninni söyleme işini 4 aylıkken başlamıştı. Ben eee eee demezsem kendisi diyor, ben dersem o susuyor!
- Artık yattığı yerden kafayı kaldırmak suretiyle neredeyse oturuş pozisyonuna geçebiliyor, özellikle de başının altında ince bir yastık varsa..
- Başkasının kucağına gittiğinde çoğunlukla yabancılamıyor. (Sadece Mesa Hastanesi'ndeki Doktor Zafer Beyi uzaktan dahi görse yaygarayı koparıyor susturamıyoruz!!) Ama başka birinin kucağındayken sürekli gözleri beni arıyor ve ben gülüyorsam o da gülüyor, ben sert bakıyorsam o da huzursuz oluyor. sanki benden onay bekliyor..
- Belki de bu ay yapmaya başladığı en güzel şey; hem artık yan yatarak uyuyor hem de geceleri uykusundan uyandığında tekrar uykuya dalması için ayakta sallamamı beklemiyor ama sadece onu yan çevirip yanağını ve boynunu minik minik öpmem yetiyor. (Dün gece bu şekilde uyuttum)
- 2 aylıktan beri biberonu tanıdığı için ve mütemadiyen aç olduğu için biberonu gördüğünde eller ayaklar oynuyordu. Artık buna ek gıdaları verdiğim kaseler ve mama kavanozları da eklendi. Hele ki hala biberonu ve kaşığı gördüğünde 2-3 dakika içinde ona mamasını vermezsem çıldırıyor ve ağlamaya başlıyor!
- Artık desteksiz olarak daha uzun süre oturabiliyor, ama bir süre sonra yine yana devriliyor..
- İstemediği birşeyi yaptırdığımda direniyor ve benimle kavga eder gibi konuşuyor..
- Daha neler neler yapıyor da aklıma gelmiyor şimdi...



Biri anneme havucu bu şekilde yiyemeyeceğimi söyleyebilir mi acaba??!!

9 Eylül 2008 Salı

Döküntüler...


Ardaya uzun bir aradan sonra dün 40, bugün 60 cc olmak üzere yoğurt verdim. Süt alerjisi yok dendi hacettepede ama bugün yine gördük ki yoğurt yedikten yarım saat sonra sağ bacağında bir, sol bacağında 2, kolunda da yine bir adet kocaman döküntüler ortaya çıktı.
Döküntü fotosu aşağıda..


8 Eylül 2008 Pazartesi

Karabük'te...

Hacettepe Hastanesin'ndeki alerji testlerimiz sonuçlandı. Süte karşı sadece bir duyarlılık olduğu gözlemlendi ve yoğurt vermeye başlamamı söyledi doktor. Ama tabii ki yine gözlem altında olacak Arda, herhangi bir terslikte yine irtibata geçilecek doktorla. Hastanede yaklaşık olarak 5 saat kaldık ve giderken uykumuz sorun olacağı için acaba dedim ana kucağı ile mi götüreyim pusetle mi? Sonunda risk aldım ve en son aldığım baston puseti götürmeye karar verdim. Sonuç olarak akıllı oğlum çok usluydu maşallah, pusetinde de çok rahat etti...


Hastaneden sonra eve geldik ve Arda'yı çamaşır makinasının önüne koyduk biraz oyalansın diye. Bakıcı teyzemiz onu çamaşır sepetine koyup makinanın önüne geçirdi, inanılmaz şirindi... :)


Hafta sonunda da Karabük'e dedeyle anneanneyi ziyarete gittik. Yediler bitirdiler torunlarını, Arda da yine her zamanki şirinliğini takındı..Karabük'te dayımlara gittik o güzel bahçelerinde gezindik, ağaç yapraklarına dokunduk, elma kopardık, hamağa bindik, hamağı çok sevdik, hep orada sallandık, uyuduk...



Oğluma bu hafta sonu baloncuk yaptım, çok hoşuna gitti. Baloncukları havada yakalamaya çalıştı, yüzüne gelip patlayınca suratı şekilden şekile girdi, cin cin bakındı hep. Çok tatlıydı sevimli şey.. :)

4 Eylül 2008 Perşembe

Çınar'la Beraber...





Geçen akşam ANKAN'dan arkadaşım Serminlere gittik ailecek akşam oturmasına. Arda ve Çınar da uzun zamandan beri görüşmemişlerdi. Bu sefer ki buluşmaları daha bir anlamlı oldu sani çünkü Arda da Çınar da daha büyümüş, bakışları, hareketleri daha bir anlamlanmıştı.


Arda Çınar'ı ilk gördüğünde şöööle bir süzdü ve uzun uzun baktı , hiç gözünü ayırmadı. Benim araştırmacı-gazeteci oğlum!! Sonra birbirlerini elle yoklamaya başladılar ve ikisinin da dişler çıkmaya başladığı için, birbirlerini ellerini ağızlarına götürmeye çalıştılar, çok komikler yaa :)
Sermin-Serkan çiftine de çok teşekkür ederiz ayrıca. Bebişleri uyuttuktan sonraki balkon sefamız çok güzeldi, bir yandan havuzun su sesi, bir yandan havanın serinliği.. rahat bir nefes aldık yaniii...





Bu arada Arda uzun zamandan beri de ayak parmaklarını ağzına götürüyor! Şapır şupur ayak parmağı emiyoruz! Zaten minicik olan bedeni bir de katlanınca tam paketlik oluyor :)