29 Şubat 2012 Çarşamba

Oranjjjjj

Hızlı geçti bu aralar günler benim tarafta. Aslında gittiğim yerler, yaptığım şeyler çoğunlukla aynıydı. En çok da kuaförüm beni görmekten sıkıldı!! Sürekli saç değiştiririm ben. Renk, model... İşte ne zamandır aklımda olan turuncu rengi de yaptırdım 10 gün önce. Uzun sürmedi turuncu aşkım, eşim tarafından gelen yoğun baskılar neticesinde 2 yıkamadan sonra koyu renge dönmek zorunda kaldılar yine :) Eşim o kadar nefret etmiş ki o renkten, sen yorulma ben kuaförünü arar senin için hemen randevu alırım bile dedi... Biraz daha kullanmak istiyorum deseydim, kapımda limuzinle kuaför yolunu tutmama ramak kalmıştı!!  Banu görünce zaten, "2 çocuktan sonra çılgın anne moduna girdin herhal!!"  dedi... Olsun o rengi de denemedim demem artık. Sırada yeşil var!! :)

    (Fotoğraf Ekotolye Esra'dan...)

Bu sene Arda'ya sadece kreşte doğum günü partisi yaptık. Öyle keyifli geçti ki o 1 saat, daha fazla adedinin eksikliğini de yaşamadık. Hele kardeşi de katılınca partiye, Arda çok memnun oldu... Bazıları kızdı bana; 3 aylık bebek kreş ortamına sokulur mu diye ama evde zaten kreşli bir abi olduktan sonra, istesem de cam fanus içinde, pamuklara sarmalayarak büyütemiyorum bebeğimi...


Hem sadece Arda da değildi bundan memnun olan, tüm kreş arkadaşları o kadar sevecenler ki, hepsini gözlerimle yedim yedim bitirdim. Arda zaten pastasını görünce yüzünde gülücükler açtı, zira son 1 aydır üzerinde at ve fayton olan bir pasta istiyorum diye başımın etini yiyordu. Attan ne kadar sevimli bir pasta yapılabilir düşüncesiyle vazgeçirmeye ne kadar çalışsam da olmadı ve sonuçta muradına erdi. Bu arada, Ankara'da doğum günü pastası yaptıracak yer arayanlar için bir tavsiye vereyim. Tandoğan'da Pilita Pastanesi. Pastaları eğer şeker hamurlu ve krem şantili yaptırmak istemezseniz, kremalı olarak çok güzel, leziz ve sağlıklı bir şekilde yapıp, adrese teslim ediyorlar.


Reklamları da geçtikten sonraaaa.... Berk lokumuyla bu aralar çok iyi anlaşıyoruz.  Berk'e hareket olsun, eğlence olsun, bir de kucakta olsun.. Gıkı çıkmıyor adamın kucaktayken. Oooohhhhh değmeyin keyfine... Ama gel gör ki ne zaman ana kucağına, salıncağına, yatağına...vb koyalım veya odada yalnız kalsın, diğer yüzünü gösteriyor!.. 2 saniye içinde sevimli bir suratın, nasıl bir asabi surata dönüştüğüne hayretler içinde şahit oluyoruz. Asıl en büyük keyif emzirirken yaptığı oyunlarda, laubaliliklerde. Arda'yı hiç emziremediğim için hiç görmemiştim bu sevimlilikleri. 2 saniye emip, 5 dakika gülücük atmalar, sonra yine 2 saniye bir fırt çekip onu güldürmem için gözlerimin içine bakması. Güzel şeymiş emzirmek gerçekten...

    (Fotoğraf Emre Eldemir'den...)

Artık önceki 3 ayın inadına sık sık dışarı çıkmaya da başladık. Berk büyüdükçe daha keyifli olmaya başladı 2 çocuklu hayat. Bazen, Arda altın çağında, tek çocuklu olsaydık amma rahat ederdik diye de düşünüyoruz ama sonra Berk lokumu öyle bir bakış fırlatıyor ki bize, "Yok canım şaka yapmıştık zaten!!" demek zorunda kalıyoruz. Yoksa o geceyi zindan ediyor bize.. Yok yok gerçekten herşeyi anlıyor bu devir bebeleri... :)

    (Fotoğraf Emre Eldemir'den...)

Ha zindan demişken, uyku sorunsalımız geliverdi aklıma niyeyse!!! Düşündüm de, Arda'nın bile uyku sorununu daha 1 ay öncesinde çözebilmişken, ki bu 4 yıla tekabül ediyor, Berk'in bir uyku düzeninin olmasını beklemem, ne kadar hayalperest olduğumun bir kanıtı sanki.

Belki sonraki postumda, Berk'e bir uyku düzeni oluşturma çalışmalarımdan bahsederim. Gerçi pek bahsedecek birşey yok, zira hangi yönteme başlasam 3. ya da 4. gün ya bir yere gidiyoruz ya misafir geliyor tam hah oldu diyebilecekken sil baştan başlıyor herşey. En son uyguladığım Ferber yönteminde de olduğu gibi. Evet evet Ferber uyguladım 2 gün, şu anda da "Ferberimsi" yöntem uygulamaktayım!! Şefkat dolu anneler kızmasın bana, "bebeğini ağlatan gaddar kadın" da demesinler. O ağlarken ben de diğer odada "nihahhaha" kahkahaları eşliğinde mest olmadım/olmuyorum sonuçta. Sadece doğru yolu bulmak için çabalıyorum, bu da benden çok onun iyiliği için...


Gezmeler demiştik... Arda da memnun gezmelere giderken artık Berk'in ve benim de onlara katılmamızdan. Geçen gün; "Eskiden siz hiç gelmezdiniz, biz babamla giderdik dışarıya, artık siz de geliyorsunuz yaşasın" dedi. İçinde kalmış demek ki çocuğumun... Önümüz bahar, sonra yaz... Kardeşin daha anlamaz ama senin için çok güzel planlarımız var minik kovboyum...

 

26 Şubat 2012 Pazar

Delikanlım...

Doğum iznim bitip ücretsiz izin işlemleri için işyerime gittiğim defalarca kerede, iş arkadaşlarımla sohbetler ettik. Konu eninde sonunda çocuklara geldi elbette. Arda ve Berk için yaptığım sanat şaheserleri (!!!!) videolardan sonra, Arda'nın 4 yaşı için yeni bir video hazırlayıp hazırlamadığımı sordular. O ana kadar hazırlamamış, hazırlamayı düşünmemiş, ne hazırlayabileceği konusunda da en ufak kafayı yormamıştım ve yok dedim bu sene gerek yok!...

Aradan 3-4 gün geçti, doğum gününe 2 gün kaldı oğluşumun. Bende vicdan azabı başladı... Sanki Berk doğduktan sonra Arda için birşey yap(a)mıyormuş hissiyatı kemirmeye başladı içimi. Öyle iğrenç bir his ki o... Yetememe, hiçbir işe yetişememe hissiyatı. Sanki Berk olduğu için artık hayatımızda, Arda'ya daha az ilgi gösteriyormuş, onun için çaba sarfetmiyormuşum gibime geldi bir an. Her sene yaptığım ama bu sene yapmayı düşünmediğim bir video beni sürükledi bu düşüncelere.. Çok saçma ama öyle işte...

İşte o kısıtlı zamanda yine bir hatıra hazırladım sarı şekerim için. İleride beni anıp da; "Annem de amma boş işlerle uğraşmış!" desin diye... :))

Sarı şekerim, iyi ki doğdun, evimizi şenlendirdin. Bu sefer duygusallık yok, senin gibi olamasam da enerjikim, hareketliyim, şakacıyım, eğlenceliyim bu gün... Mutlu yılların olsun, bizimleyken de, bizsizken de.....

video

14 Şubat 2012 Salı

Çeyrek Altın

Biri 4 yaşına 12 gün kalan, diğeri bir çeyreklik, sağlıklı iki oğluşum var çok şükür. Çok şükür ki, şimdilik benim de sağlığım yerinde...

Her an, eğer bana birşey olursa çocuklarımın hali ne olur diye düşünenlerdenim. Her anne gibi... Bu düşünceler, Gamze Anne'den sonra daha da kafa kurcalamaya başladı. Daha kaç milyon tane anne vardır kim bilir adı Gamze olmayan ama onun durumunda olan... Duyarsız kalmamak lazım. Belki de o annelere uygun olan ilik/kan bizdedir..

Kutladık 3. ayımızı yine pastayla. Buruk ama umutluydu bu seferki benim için. Umudun adı beyaz... Tertemiz, saf... "Gamze Anneler" için...

Not: Ankara’dan ilik donörü olmak isteyenler: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, İbni Sina Hastanesi, Akrabalık Dışı Kemik İliği ve Kordon Kanı Bankası. Tel: 0312 508 24 44

İstanbul’dan ilik donörü isteyenler: Çapa Tıp Fakültesi İlik ve Doku Nakli Merkezi

İzmir’den ilik donörü olmak isteyenler: Ege Üniversitesi Kan Merkezi irtibat No: 0232 390 40 29. Randevu alarak gidiliyor.

6 Şubat 2012 Pazartesi

Uykusuz Anneler Kulübü

2,5 aydır Berk ile ilgili en büyük 2 sıkıntımız gaz sancıları ve uykusuzluk, daha doğrusu uykuya dalamama idi. (Bunu sayemde duymayan kalmadı sanırım. Her 2 lafımdan biri "uyumuyor bu çocuk!!" olunca :) ) Bununla ilgili 3 ayda denemediğim çok az yönten kalmıştır sanırım. Bazı yöntemleri de ben uydurdum ama pek iyi uyduramamış olmalıyım ki, gündüz uykuya dalmalarını çözmüşken, bu sefer gece uykuları bozuldu çocuğun!!

Arda'dan beri hep duyduğum bir kitaptı Tracy Hogg'un kitabı. Ama nedense böyle "farklı" uygulamalara, gelenekselin dışına çıkmış yöntemlere ilk bakışta önyargılı olurum. O yüzden inat edip o dönemlerde almamıştım kitabı. Berk'te ise, biraz da doktorumuz Alev hanım sayesinde, biraz daha yumuşadım değişikliklere karşı, baktım uyku durumlarımız giderek kötüleşiyor, çareyi kitaplarda aradım ve  satın aldım.

Aslında o kocaman kitaptan önemli gördüğüm yerleri minik minik notlar şeklinde yazmaktı amacım ama işte tam da bu esnada Uykusuz Anneler Kulübü web sitesinde zaten bunun hatta daha fazlasının olduğunu gördüm ve link vermek daha kolayıma gitti.. :) Faydalı bir site, çocuğunuzun uykusu ile ilgili bir probleminiz varsa bence bir göz atın.. İlk nereden ve kimin blogundan buldum bu siteyi hatırlamıyorum ama, Allah razı olsun kendisinden. :)

Neyse.. Bu kadar reklam yeter sanırım!! Ne diyordum?? Evet, son 13-14 gündür Tracy Hogg'un bahsettiği rutini oturtmaya çalışıyorum Berk'e. Elbette birebir yapamıyorum bunu, ben yapsam eşim yap(a)mıyor, eşim yapsa bakıcı teyzemiz yap(a)mıyor. İşte bu noktada da benim kafadan attığım metodlar giriyor işin içine, dolayısıyla çocuk allak bullak oluyor.

14 günlük süreçte ise durum şu: İlk günler çok zordu, ama gerçekten çok zordu. Ağlamalara dayanabilmek için zımba gibi bir sabrınızın olması gerek. Neyse ki ev ahalisinin tüm sabrı bende toplandığı için bu noktada sorun yaşamadık. Ağlamaların da sıklığı ve şiddeti giderek azaldı. An itibariyle lokum bey, gündüzleri GENELLİKLE-her zaman değil- kendisini kundak yapıp, park yatağına koyup, müziğini açıp, 3-5 şşş-pat'tan sonra kendiliğinden uykuya dalıyor. Lakin bu durum, akşam üstü ve gece uykusuna yatışta pek öyle olmuyor. 14 gün sonunda bile bu ağlamalar bitmedi.

Sanırım gaz problemimiz çok azalmasına rağmen hala devam ediyor ve son bir haftadır da önceki postumda bahsettiğim diyet sütümün bariz bir şekilde azalmasına sebep oldu ki geceleri doymadığı için uykuya dalamadı lokumum. Elbette diyeti 5. gün sonunda bıraktım. Sonuçta kendime, böyle bir diyet programına uyabilecek kadar iradeli olduğumu kanıtladım ki, bundaki en büyük kazancım da bu. Yoksa son günlerde her dakika kafamı duvarlara vuruyorum; diyete başlayıp, sütümün az ve/veya kalitesiz olmasına sebep olduğum için...

(Burada bir dip not girmezsem çatlarım: "Süt için sadece su ve uyku yeter, gerisi boş!" diyorlar ve hatta diyordum yaa... Yok öyle bir şey.. Kesinlikle bol ve kaliteli süt için, özellikle de süt tatlıları birebir...)

    (Arda'yı Free Kidzz'e götürdüğüm gün... Burada yaşadığımız saçmalıklar da ayrı bir post yazısı olur!!!) 

Bugünden itibaren, bu uyku durumlarında çok katı olmamaya karar verdim. Çünkü Tracy Hogg da, Ferber de bu yöntemleri uygulamak için en uygum yaşın 4. aydan itibaren olduğunu söylüyorlar. Şurada kaldı 1 aycık. O zamana kadar uyuma durumlarımızı mevcut şekilde şşş-pat yoluyla çok ağlarsa da emzirerek yapıp, 4. ay sonrasında öncelikle yatır kaldır uygulamaya başlıycam, başarılı olamazsam ferbere dönüş yapıcam. Ama bu süre içinde hazır sallamayı unutturmuşken lokumuma, tekrar sallayarak uyutmaya alıştırmak mantıksızlık olur sanırım... 

29 Ocak 2012 Pazar

Tebrikleeeerrrr....

Berk daha sadece 6 küsur kiloyken belimi incitip 21 seans fizik tedavi almaya hak kazandığım için kendimi tebrik ediyorum...

Armada AVM'nin önündeki beyaz Range Roverı gördükten sonra gaza gelip 5 tane piyango bileti aldığım ve amorti bile tutturamadığım için kendimi tebrik ediyorum...


32 yıllık hayatım boyunca sadece 3 kez gözümde kanlanma, şişme, iltihap durumları olduğu ve bunların hepsini son 2 ayda çıkarabildiğim için kendimi tebrik ediyorum...

Köpek balıkları kış uykusuna yatmaz diye bilmiş bilmiş Arda'yla inatlaşıp, internette araştırdıktan sonra, 4 yaşındaki bir cücenin maskarası olduğum için kendimi tebrik ediyorum... (Meğer köpek balıkları da kış uykusuna yatarmış... Allahım daha neler öğrenicem şu hayatta acaba??!!)


Sütümü artırsın diye içtiğim fenugreek (çemen otu) tabletlerinin, süt arttırmaktan ziyade iştah artırıcı ve ağırlık çalışan sporcular için kas gelişimini destekleyici bir ürün olduğunu öğrendiğim halde içmeye devam ettiğim için kendimi tebrik ediyorum..

Baktım 64 kiloda takıldım kaldım, 58'e inmek için, akıllılık edip diyetisyene gittiğim için kendimi tebrik ediyorum...

Diyetisyenin, emziren kadınlar için verdiği diyeti tam uyguladığımda, eskisinden daha çok miktarda ve daha sık yediğim için ve bu yüzden diyeti daha da zevk alarak uyguladığım için kendimi tebrik ediyorum... (Ah bir de tatlıyı haftada 3 gün ile sınırlandırmasaydı...)


Arda'lara kreşte karne niyetine verdikleri gelişim izleme formunda,  oğlumun aslında yapamadığı şeylere yapıyor, yaptığı şeylere yapamıyor diyen gözlemcileri eleştirdiğim, eleştirirken ağladığım ve dolayısıyla artık kreşte "gıcık ve duygusal kadın" olarak tanındığım için kendimi tebrik ediyorum...

Berk'e uyku düzeni sağlamak için uyguladığım şşş-pat yöntemi, yatır-kaldır yöntemi, E.A.S.Y. yöntemi, kafadan mantığıma uyan Burcu yöntemi...vb gibi yöntemlerin karışımının oluşturduğu yöntemle, 6. gün sonunda hala gündüz uykularını düzene sokamadığım için kendimi tebrik ediyorum...

Tam "Hah Berk bu gece iyi uyudu çok şükür!!!" dediğim anda, Arda'nın "Annneeeee yanıma geeeelllll, koykuyoyuuummm" sesine rağmen sükunetimi koruyabildiğim ve son 2,5 aydır günde sadece 3,5-4 saat uykuyla gayet zinde kalabildiğim için kendimi tebrik ediyorum...

Nihayet doğumdan sonraki 2. ay sonunda anne sütümü zulalamaya başlayabildiğim ve sırf bu yüzden istikrarlı bir şekilde her gece saat 4 buçukta süt sağmayı başarabildiğim için kendimi tebrik ediyorum...


Tebrikler bana.... Kendimle gurur duyuyorum!!?!#!!?#

21 Ocak 2012 Cumartesi

2 Aylık Doktor Kontrolü

Öncelikle şunu belirterek yazıma başlamak isterim. Arda 5 aylıkken doktorumuz Alev Kutlu'ya gitmeye başladık. O yüzdendir ki 5 aylıktan önceki doktor kontrollerimize ait bilgiler yoktur ne bu blogda, ne de benim bilgisayarımda. Alev hanım benim akrabam değil, tamamen bir arkadaşımın referansı ile gitmeye başladık ve ilk 4 ay içinde değiştirdiğim 4 doktordan sonra Alev hanım öylesine muhteşem bir doktor olduğunu bana kanıtladı ki, sonrasında ondan vazgeçemedim.

Bunu neden açıklama isteği hissettim diye soracaksınız. Kulağıma gelen bazı duyumlar ve son kontrolümüzde Alev hanım'ın bana bahsetiği bir olay canımı çok sıktı. Evet ben burada doktor kontrollerimizi açık açık yazıyorum, bu bilgiler elbette internetten bulunabilir ama hepsini bir arada bulmak, araştırmak çok zaman alacağı için ve ben geriye dönüp baktığımda unutabileceğim bilgileri hatırlamak babında bunları yazdım. Asıl amacım sadece budur, yoksa Alev hanım'ın reklamını yapmak, ya da buna kendimi zorunlu hissetmek gibi bir durumum söz konusu değil. Zira her gittiğimde her hasta gibi ben de tıkır tıkır ücretimi öderim, ya da Alev hanım benim çok yakın bir arkadaşım, akrabam da değildir ki reklam yapma ihtiyacı hissediyim. Ya da kendisi için çok özel bir müşteri de değilimdir ki bana özel davranıp, diğer gelenleri başından savsın.



Burada paylaştığım bilgiler de belki zamanla değişebilir ya da gidilen muayenelerde aynıları birebir kişilere söylenmeyebilir. Bu tür durumlarda bir doktora ASLA "Siz ikili oynuyorsunuz!!" denilemez. Ya bir kere ben bu tür kaba bir cümleyi en nefret ettiğim kişilere bile söyleyemezken, insanların nasıl bu derece çirkin üsluplarla konuşabildiklerine inanamıyorum. Bu yazmış olduğum doktor kontrolleri yazılarından bir sürü insanın faydalandığını biliyorum, bunlar hem gelen yorumlardan, hem de özelime gelen maillerden belli. Lakin arada saçmalayan, kendini bilmez insanların benim yüzümden de Alev hanım'ı incitmelerine ASLA izin vermem. İşte bu yüzden bundan sonra doktor kontrolleri yazılarımı yazyınlamamaya karar verdim. İsteyen olursa özel mailimden bana ulaşabilirler, çünkü bu postlar bu blogda taslak halinde ve benim bilgisayarımda kayıtlı kalacaklar.

Alev hanım, 2 aylık doktor kontrollerini de diğerleri ile birlikte yayınlamaya ve paylaşmaya devam etmem hususunda hoşgörülü davrandı aslında ama ben bu tür kişilere onun kadar hoşgörülü davranamıyorum maalesef. O yüzden artık blogumda doktor kontrolleri yazılarım yok. Belki müsait bir zamanımda facebookta bir grup oluşturabilirim ama şu anda böyle birşey yapmayı da düşünmüyorum açıkçası. Zaten zamanım da yok. 



Neyse... Sonuç olarak; Berk lokumu 2 ay 1 hafta itibariyle 6,1 kg, 59,6 cm'lik boyu ile maşallah ki %80'lik dilimde yola devam ediyor. En büyük problemimiz olan uyku sorunumuz hakkında çok detaylı bilgiler verdi yine Alev hanım. Eve gelir gelmez uygulamaya başladım. Çok büyük konuşmamak lazımmış. "Ben bebeğimi asla ağlatmam" diye bilmişlik taslayan ben, gerçekten en doğrusunun bu olduğunu, yine sözleri bana kanun olan doktorumuzdan duyduğum anda, 180 derecelik bir dönüşle, bu yöntemin en ateşli savunucusu oluverdim! Alev hanım bunun sadece kısa bir süre süreceğini ve sonuçta onun için çok daha sağlıklı ve iyi olacağı konusunda beni ikna ettiği için bunu uygulamaya karar verdim aslında. Yoksa gaddar bir anne değilim, ve öyle ferber yöntemindeki gibi de çok ağlatma durumum yok. 

Bu 2. ay bitimi ve 3. ay içindeki dönem, bir dönüm noktası imiş bebekler için. Uyguladığımız birçok şeyi, dün itibariyle değiştirdik biz. Bir de en önemli konu, Berk'in de Arda gibi alerjik bünyeli olduğu. Zaten cildindeki dermatitlerden anlamıştım; tecrübeliyim yaa Arda'dan... Dün itibariyle diyetimden yumurta beyazı, süt ve fındık çıkmış bulunmakta. Ah keşke bu tür saçmalıklar olmasaydı da, 2 aylık bebeği olan ve hamile olan herkes Alev hanımın bilgilerinden faydalanabilseydi.. İnanılmaz bu insanlar... Gerçekten inanılmaz...

17 Ocak 2012 Salı

Resimler Arasındaki 7 Farkı Bulun!!

 




     (Bu fotoda 7 değil 27 fark da bulabilirsiniz!!! İnatçı lokum aslında göğsümde uyumayı çok sevmesine rağmen bir türlü bu kıyafetle yüz üstü poz vermedi!! Ha bu arada Berk'e de yeni ciciler aldım, alıyorum. Şimdi ileride bu blogu okur da hep abisinin kıyafetleriyle görürse, kızmasın... :)  )